Sayın Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, son Kıbrıs Gezisi’nin ilk günü söyledikleri, yeni bir tarışma başlattı. Türkiye basınında da devam eden bu tartışma, şu:

Tayyip Bey’in 2003’teki tavrı mı taktik bir adımdı?

Şimdiki mi?

Asıl stratejik hedef, acaba ne?

Çünkü bir yandan sayın Eroğlu’nun eski politikasını andıran lâflar ederken, öte yandan da onu barış meleği rolünde hem de “toprak” konuşmaya yollamanın anlamı, kestirilemiyor.

Öte yandan, ertesi gün de bambaşka lâflar ediliyor…

Bunun anlamı ne?

Recep Tayyip Erdoğan, kendi kendi ile mi çelişiyor?

Sürekli söylediğim bir lâfı tekrarlayarak, yoruma gireyim:

Siyaset adamı, hele hele dış politikada, düşündüğünü değil, söylemesi gerekeni söyler…

Düşündüğünü söylemek, entellektüellerin işidir, politikacıların değil…

Meseleye böyle bakınca, Tayyip Bey çelişmiyor; günün gereğine göre söylemesi gerekenleri söylüyor!

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki 19.yy’da da bir AB kurulduydu ve baş aktörlerinden biri de Osmanlı İmparatorluğu idi!

Bir Amerikalı gazeteci bana, sordu: “Filistin’in AB üyeliği tartışılıyor mu?

Ama Türkiye’nin tartışılıyor!

Çünkü Filistin Asya’dır, Türkiye ise Avrupa…”

Osmanlı bir Avrupa gücü idi…

Etkileri de halâ Orta Avrupa’ya kadar, sürüyor.

Bu bakımdan Türkiye’nin AB ilişkileri, tarihsel, kültürel ve ekonomik bakımdan, iki taraf için de yaşamsaldır!

Türkiye dış ticaretinin %65’ini AB ile yapıyor, ayni boyutta bir turizm potasinyelini onlarla paylaşıyor v.s. Türkiye açısından AB’nin bu önemi varken, onlar açısından da Türkiye 70 milyonluk fiili bir pazar ki hergün gelişip, tüketim hacmi artıyor!

Ve 200 milyonluk da bir potansiyel pazarın kapısı! Stratejik, askeri v.b. avantajlar da cabası…

Ne var ki 600bin kişilik, kendinin “tanımadığı” bir “devlet”in, dönem başkanı olması, ilişikileri sadece 6 aylığına dondurmakla kalmaz, bu önemli değil! Önemli olan,  Kıbrıs Rum şantajının, galebe çalması da olur ki bence başbakanın asıl dayanamadığı, budur… 

Yol olursa, çok daha kötü gelişmelere yol açar…

Bu bakımdan, 2012 Temmuz’dan önce, bu sorunu ortadan kaldırmak istiyor ki daha sonra ortaya çıkabilecek çok daha kötü gelişmeleri, ortadan kaldırabilsin!

Beri yandan, Güney Kıbrıs da ayni hesabın içinde…

“Direnirsek, Türkiye bu kadar avantajı yitireceğine, Kıbrıs’ta daha fazla taviz verir…”

Hesap budur…

Bana göre TC Başbakanı’nın, bu yeni tavrı, işte o hesabı dağıtmaya yönelik bir tavırdır.

Bu anlamda, stratejiktir de!

Taktik değildir…

Ama 2012 öncesi bir anlaşma sağlanırsa, bugünün stratejik adımı, o gün taktiksel olarak değerlendirilebilecektir.

Bu pilav çok su kaldırır daha ama gerisini de yarına yazayım, yerim doldu!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31