İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın bir tv kanalına yapmış olduğu açıklama CTP’nin önemli bir kanadını karıştırmaya yetti. CTP ciddi bir toparlanma süreci yaşıyor. Zor ve sıkıntılı bir süreç bu. Bu konuda CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nu da eleştirenlerin sayısı az değil. Ancak ben hala Özkan başkana parti içi gerekli desteğin verilmesi kanaatindeyim. Yine CTP’de başka bir kesimde Özkan başkanın yıpranmasını izlemeyi tercih etmiş durumda.  Neyse bu başka bir konu. Biz Sn Talat’a dönelim.

Talat “siyasette aktifleşmeye başlayacağım, başladım, önceleri geri dönmeyi düşünmüyordum ama şartlar artık bunu gerektiriyor” diye açıklamayı patlatınca CTP’de bazı çevreler rahatsız oldu. Elbetteki rahatsız olmakta da haklılar çünkü birçok CTP’li artık CTP’nin yüzünün hep yeniye dönük olmasını istiyor. Bu bağlamda çok normal rahatsızlıkların oluşması. Bazı kesimlerde çok tedirgin olmasına karşın pek belli etmemeye çalıştılar. Yüzlerine bakınca okuyorsunuz tedirginliği.

TALAT’I ARADIM

Sansasyonel yazı yazmak yerine hemen İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı aradım ve durumu sordum; “hayırdır başkan CTP genel başkanlığına dönüş mü var?” diye atıfda bulununca “ne dönmesi, CTP’nin daha yeni seçilmiş bir Genel Başkanı var, benim partinin başına geri dönmek gibi bir niyetim yok” dedi ve “ee aktif siyaset demişsiniz” diye bir da sordum “İkinci Cumhurbaşkanı olarak aktif siyaset yapacağım, ne parti başkanlığına dönmek ne de parti kurmak gibi bir niyetim yok, yanlış anlaşılmış demekki” dedi ve konuyu kapattık.

Bu vesileyle Sn Talat’ın siyasi yapıya bir milletvekili ya da parti başkanı olarak geri dönme niyetinin olmadığını sadece İkinci Cumhurbaşkanı olarak aktifleşeceğini öğrenmiş olduk.

Bilmiyorum CTP’liler rahat bir nefes almış mıdır?

YORGANCIOĞLU MECLİSTE SERT BİR KONUŞMA YAPTI

CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu Meclisin gündemiyle ilgili kürsüden sert bir konuşma yaptı. Hayatımda ilk defa bu kadar içinden çıkmış gördüm Özkan başkanı. “Hükümeti eleştirirken sizde aynısını yaptınız diye konuşuyorsunuz, biz hata yaptıysak aynısını siz de mi yapacaksınız” dedi ve hem hükümete hem deeski genel başkana taş atmış oldu.

******************

YAŞAMAKTAN VAZGEÇMEK DE EN AZ YAŞAMAYI SEÇMEK KADAR ZORDUR.

Haftayı kötü sonlandırıyoruz desek yeridir. İnsanlar anlaşılması güç bir depresyonun içindeler ve gördüğüm kadarıyla artık bununla mücadele edemiyorlar. Yanlış hesaplamamışsam  son 10 günde 5 intihar vakası yaşadık. Bunlardan dördü yaşamını yitirirken beşincisinin durumu da kritik. Zaten trafik kazalarından kaynaklanan ölümler  ve yaralanmalar da aynı katagoriye giriyor; çünkü kazalar aşırı hız ya da dikkatsizlikten meydana gelse dahi kökeninde kötü düşünceler ve depresyon var.

Devlet bu konuların aşılmasında ne kadar etkili olabilir bilemem ama en azından bu satırları okuyan herkes aklı başında bir psikoloğun yolunu tutabilir ve sıkıntılarına bir çare bulmayı deneyebilir. Yaşamaktan vazgeçmek de en az yaşamayı seçmek kadar zordur. Ama sanırım yaşamayı seçmek daha az zordur, siz işin kolayına kaçın ve yaşamayı seçin.

Çok önemli bir konu olmasına karşın köşe yazarları halkın pozitif düşünmesini sağlayacak yazılar yazmayı pek tercih etmiyorlar. Sanırım reytingi az diye. Halbuki aslında insanı pozitife dönüştürecek yazılar yazmak ve okunması için çaba sarfetmek kim bilir kaç kişiyi  intihardan kurtaracak.

Bazen ben bile siyasi argümanlar barındıran yazılarımı birinci sıradan yayınlamayı tercih ediyorum ki toplum yararına olan yazılarda bu vesileyle dikkat çeksin ve okunsun. Bir tür algıda seçicilik kandırması yapıyorum. Mesela bugünde yaptım ve İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ın haberini birinci sıradan yayınladım.

Son söz olarak her ne sıkıntı yaşarsanız yaşayın, bırakmayın göğsünüze bir ağrı girmesin, anasını satın dünyanın, çokda kafaya takmaya değmez. Bırakın inceldiği yerden kopsun, kimse sizden daha kıymetli değil.

YAŞAMA DAİR BİR HİKAYE

1930'lu yıllarda genç bir gezgin Fransız Alplerini keşfe çıkmıştı. Bir ara, geniş bir çorak araziye rastladı. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdi burası. Ürkütücüydü. Çirkindi. Bir an önce uzaklaşmak isteyeceğiniz türden bir yer, kısacası.

Derken, genç gezgin birden donakaldı. Bu geniş kıraç arazinin ortasında, önüne eğilmiş halde yaşlı bir adam duruyordu. Sırtında bir torba meşe tohumu, elinde de bir metre uzunluğunda demir bir çubuk vardı.

Adam demir çubukla toprağın içinde bir delik açıyor, sonra da torbadan aldığı bir tohumu deliğe koyuyordu.

Gezgin yaşlı adamın yanına gidip onunla sohbet etmeye başladı. "100 bin tohum ektim şimdiye dek" diye anlattı yaşlı adam. "Herhalde onların sadece onda birisi tutar." Adamın karısı ve oğlu öldükten sonra, ömrünün geri kalan yıllarını böyle geçirmeye karar vermişti. "Faydalı bir şeyler yapmak istiyorum" diyordu.

Yirmi beş yıl sonra, artık genç olmayan gezgin aynı araziye geldi. Gözlerine inanamadı. Arazi şimdi iki mil genişliğinde, beş mil uzunluğunda bir ormanla kaplıydı. Kuşlar cıvıldıyor, hayvanlar oynaşıyor ve havayı yaban çiçeklerinin harika kokusu kaplıyordu.

Gezgin durdu ve burasının bir zamanlarki çorak halini düşündü. Şimdi ise güzelim bir meşe ormanı duruyordu karşısında. Ve bu, tek bir adamın gayretlerinin meyvesiydi.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5