ICAO 29.12.1986’da, Ercan’ı uluslar arası bir hava alanı olarak kaydetmeyi, reddetmiştir. “Kıbrıs Cumhuriyeti” bununla da yetinmemiş, 30 farklı ülke ile da ayrıca ikili andlaşmalar yapıp, “egemenliği”ni kayıt altına aldırmıştır. Bunlardan biri de Almanya’dır! Dünkü yazıda, Taiwan’ı uluslar arası hava trafiğine tekrardan nasıl aldığını anlattığım Almanya…

Kuzey Kıbrıs havaalanlarını, Chicago Konvansiyonu’nun 10. Maddesini gerekçe göstererek, uluslar arası havaalanı olarak tanımayı reddeden ICAO, her neden ve nasılsa, uluslar arası hukuk ve söz konusu konvansiyon açısından aynı durumda olan Taipei Havaalanı’nı, “Taibei City/Taibei Intl AP, China” adıyla, tanıyor. Her ne kadar da 1974’e kadar ICAO’da temsil edilen tarafın Çin Cumhuriyeti olması konuşulsa da bugünkü gerekçe, “Beijing Hükümeti’nin egemenlik hakları saklı kalmak üzere”, söz konusu ülke ve hava sahası üzerinde de facto kontrolün Taipei hükümetinde olmasıdır. Ama, Taiwan’a yapılan tarifeli/tarifesiz uçuşların şartları, şunlardır:

1.      Taipei’ye yapılan uçuşlar, Çin Cumhuriyeti hükümeti ile yapılan politik anlaşmalara değil, kişisel, ticari ve ekonomik çıkarlara bağlıdır.

2.      Havayolu şirketleri Taipei’ye tarifeli seferler yapan bütün devletler, Çin Cumhuriyeti hükümeti ile hiçbir politik ilişki içine girmeyeceğini ve “Tek Çin”  devletini tanıdıklarını bildiren birer deklerasyon yayınlamışlardır.

3.      Uçaklar hiçbir ulusal amblem, bayrak v.s. taşımamakta, Taipei’ye  mülkiyeti devlete ait ulusal havayolları değil, onların alt şirketleri uçmakta, uçuşlar devletten devlete değil, şirketler arası ilişkilerle düzenlenmektedir.

Özetle, Taipei havaalanına yapılan uçuşlar, ICAO’dan çok; IATA’nın düzenlediği uçuşlar şeklinde devam etmektedir. Ama bu şartlarda!

Bahsettiğim raporun sonuç bölümünde, deniliyor ki: “ Egemenliğin sahibinin Kıbrıs Cumhuriyeti olduğu kabul edilerek, kuzeydeki hava sahasının da de jure olarak Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetine ait olmakla beraber, de facto olarak bu egemenliğini kullanamadığı belirtilip, IATA nezdinde, Taipei örneği kullanılarak, kuzeyin izolasyonu aşılabilir.”

Elçiye zeval olmaz… İngiliz’in de aklı, bu kadar… Bizden akılsız olduğu, kesin(!)

Politik olarak, bizim tarafın resmen böyle bir söylem tutturmasının mümkün olmadığını bilmek için, kâhin olmak gerekmiyor. Ancak, ikide bir Taiwan modeli diye tutturanlarımızın da Taiwan’ın hukuksal durumunu bilmeleri açısından, bu bilgi önemli! Yani sanılmasın ki Taiwan’ın bir gün tanınacağı hayali ile yaşanılıyor! Tam aksine Taiwan’da uygulanan uluslar arası hukuk kuralları, bir gün Çin devletinin içine geri dönüleceği hesabı üzerinden yapılıyor. “Taiwanlaşmak”tan bahsedenlerin, bu durumdan hiç haberleri yoktur, eminim…

Ercan’a uçak iner mi? İner inmesine de biz ister miyiz? Mesele bu… Yaş yerde yatıp kuru rüya görmeye çok meraklıyız ya! İnsin mi? Ebedi inmesin mi? Vallahi karar size ait…

Ha buraya kadar gelmişken, KTHY’yi batıranlar da kına yaksınlar, çünkü şimdi adamlar “hade” deseler, biz de kabul etsek, elimizde yukarıdaki koşulları olsun, oluşturabilecek bir havayolu şirketi de  kalmadı! Ama herhalde, bizim niyetimiz de zaten yok… Kırk senedir, ehaliyi teselli edelim diye konuşuyoruz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31