Nisan 2015’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayları ortaya çıkmaya devam ediyor.  Mustafa Akıncı’nın adaylığını açıklamasından sonra diğer adaylar da sırayla aday olma konusunda isteklerini ortaya koymuştur. Son olarak da Sayın Derviş Eroğlu uzun süredir halk tarafından bilinen ve beklenen adaylığını açıklamıştır.

Oldukça uzun bir süre aday olup olmayacağı konusunda ismi etrafında tartışmalar yaşanan ve bazı köşe yazarlarının bahisler oynamasına kadar giden Eroğlu’nun adaylık açıklaması neden geciktirilmiştir? Bu gecikmeden sonra büyük bir heyecanla beklenen açıklama neden halkta beklenen etkiyi yaratmamıştır?

Çünkü Sayın Eroğlu’nun adaylığını destekleyen ve seçim stratejisini belirleyenler izledikleri yöntemle geçmişte yaşanan tarihi hataları tekrarlamaktadırlar. Yakın tarihimizde yaşanan hatalardan ders almadan başarıya ulaşılacağını sanmaktadırlar.

Tarihin tekrar tekrar ayni şekilde yaşanması konusunda Mehmet Akif’in şu sözlerini hatırlamamız gerektiğine inanıyorum.

“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,

İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi.”

Daha beş yıl kadar önce yaşadığımız Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde her şeyi ile CTPBG’li olan Sayın Mehmet Ali Talat, CTPBG’nin halka yaşattığı utanç verici olayların sorumluluğundan kurtulmak maksadıyla; bağımsız aday olarak ortaya çıkmıştı. Tek amacı halkı kandırarak siyasi partilere uzak duran vatandaşların oyunu alarak yeniden koltuğa oturmaktı. Sonuçta halk CTPBG’nin bir parçası hatta lideri olarak gördüğü Sayın Talat’ı sandıkta cezalandırarak evine gönderdi.

Şimdi de benzer şekilde Sayın Derviş Eroğlu, bir eli UBP’de, diğer eli DPUG’de ve ayakları da kendi yandaşı belediyelerde olduğu halde bağımsız olduğunu iddia etmektedir. Hem de “İç konularda sağlayabileceğim katkının ne olduğunun idraki içindeyim” diyerek adaylık açıklaması yapmaktadır. Sanki de partilerin ve belediyelerin içlerini karıştırmak Cumhurbaşkanının normal göreviymiş gibi davranmaktadır.

“2010 yılında Cumhurbaşkanı adayı olurken sizlere verdiğim tüm sözleri yerine getirmenin huzur ve mutluluğu içerisindeyim” diyerek görevlerindeki başarısızlığını gizlemeye çalışmaktadır.

Sayın Eroğlu, “Cumhurbaşkanlığı makamı gerek Kıbrıs Konusu gerekse ülkenin iyi yönetilmesi açısından çok önemli bir misyona sahiptir. Dolayısıyla, bu makamda yapılacak hataların bedeli büyük olur” derken gerçeği söylemektedir. Bu ağır bedeli onun Cumhurbaşkanlığı döneminde halkımız ödemiş ve ödemeye devam etmektedir. Halk bu bedeli sandıkta sorumlulara da ödetecektir.

Sayın Eroğlu, iktidar hırsına yenik düşerek tekrar Cumhurbaşkanlığına aday olurken, halkımıza kötü bir dönem yaşattığı için iktidardan kovulan UBP’den aday olmaya utandığı için bağımsız olduğunu iddia etmektedir. Tıpkı beş yıl önce Sayın Talat’ın yaptığı gibi hareket etmektedir.

Rahmetli Arif Hoca “Ayni yolu yürüyenler farklı yerlere varamazlar” diye vurgulamıştı. Bugün Sayın Eroğlu Sayın Talat’ın yolunu tekrar yürümektedir ve tarihe olan inancım beni yanıltmaz ise Sayın Talat gibi Sayın Eroğlu da sandıkta cezalandırılarak evine gönderilecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31