ABD, “BOP” dedi...

Akan sular durdu.

Bu çağlayan gibi akan suların önünde ne durabilir?

Suriye’yi bölmeye uğraştılar, başaramadılar.

Sonra döndüler kaldıkları yerden Irak’ta devam ettiler.

Irak’ın ordusunun hiç direnmeden bulundukları yerleri terk etmeleri çok ilginç geldi doğrusu.

BOP hızla ilerlerken Türkmenler de diğer arada kalan halk da ölümden kaçmaya çalışıyorlar.

Kaçan kurtulur.

Kaçamayansa ya köle ya “Allah rahmet eylesin”...

Konumuz o değil.

Konu elbette biz...

Ve bizim yaşadıklarımız.

Türkmenlerin ve diğer masum halkın kaçışlarını okuyunca o günleri bir daha hatırladım.

Şimdi gözlerinizi kapatıp yaşadıklarımızı izleyin.

1974 savaşını ortasındaydık.

“Teslim olduk, silahları bırakacağız” dediler.

Kaçacak yerimiz olmadığı için kaçamadık.

Silahların bir kısmını kuyulara gömdük bir kısmını Mutallo’da yığına attık.

O saatten sonra silahsızdık.

Ve direnç gösterecek durumda değildik.

BM askeri, “size bir şey yapmayacaklar” demişti...

Buna rağmen silah tesliminden kısa bir süre sonra...

Ben, annem, babam ve kardeşler...

Göçmen evlerinde babamın yaptığı kum torbalı korunağın önünde sırtımızı torbalara vererek 

oturuyorduk.

Çaresizdik.

Etrafta çıt yoktu.

Kuşlar bile uçmuyorlardı.

Teksas filmlerindeki gibi uçuşan sadece çalı çırpı vardı sokaklarda.

O sessizlikte birden bir silah sesi duyuldu.

İrkildik.

Sonra bir daha...

Ve bir daha...

Giderek sıklaşan sesler bize doğru yaklaştı.

Babama döndüm.

Babam korkuyordu, “korkma be Dolgun” dedi.

Katliam yapa yapa bize doğru geliyordu bunlar.

Başka bir izahatı yoktu bunun.

Herhalde herkesi öldürüyorlardı.

Annem, “bakın” dedi.

Baktık.

Gafgallanın üstüne dizilmiş Rum askerler gördük.

Hepsi silahlıydı...

Birkaç dakika geçmedi, önümüze geldiler.

Gözlerimi kapattım.

Şimdi vuracaklar, dedim.

“Ekso bara” (Dışarı) dediler.

Annem avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.

Kriz gelmişti.

Asker itti.

Babam onu zor tuttu.

Şimdi onu vuracaklar dedim.

Vurmadılar.

Sadece ittiler...

Tüm göçmen evlerinde oturanları sıraya dizdiler.

Tıpkı IŞİD’in katletmeye götürdüğü insanlar gibiydik.

Bir tanesi omzuma dipçikle vurdu.

Bir şeyler söyledi.

Babama “Ne söyler,” dedim.

-Bir şey söylemedi, dedi.

Sonradan annem açıkladı,” Dönüşü olmayan yere” demiş...

Tarihi insanlar yapar...

Onlar yazar.

Sonra da “tarihten ders çıkartmak lazım” derler.

Bu mudur tarihten çıkartılacak ders?

Hep katliam, hep sıkıntı...

Yazıya aşka zaman devam ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31