Bu zihniyetin olduğu yerde demokrasi sadece şarkı sözlerinde kalır…

Kendinden başka kimsenin görüşünü doğru bulmaz, en doğru kararları sadece kendisi verebilir…

Yönetimmiş, danışmanmış, yoldaşmış, arkadaşmış bunlar hikaye, tek gerçek var o da tek adam zihniyeti…

Bunu bilen ve en acı şekilde yaşayan toplumların başında biz geliyoruz…

Diktatör olmak için illa insanları sabun yapmanıza gerek yok…

Kendi toplumu üstünde baskı kuran ve özgürlüklerini kısıtlayan her lider diktatördür…

R.R.Denktaş yıllarca bu toplum adına kararlar aldı…

60 Cumhuriyeti’nin bozulmasında ve iki toplum arasında yaşanılan çatışmalarda büyük rol oynadı…

Hakkında yazı yazan ve onu eleştirenler, faili meçhul cinayetlere kurban gittiler…

74 sonrası Ankara’nın baskıları ile DR. Küçük ekarte edilerek “tek adam” konumuna getirildi…

12 Eylül faşist darbesini fırsat bilerek, yeniden seçilmek ve tek adam olmayı devam ettirmek için, hiçbir zaman tanınmayacak bir devleti bu topluma dayattı…

Karşı gelenleri arkasındaki güç ile susturdu ve baskı kullanarak yıldırdı…

Abat kararları ile tamamen dünyadan kopmamızı sağladı…

“Gelen Türk, giden Türk” politikası ile demografik yapımızı bozdu ve irademizin kaybolma sürecini başlattı…

Arada yine faili meçhul olaylar yaşandı ve gazeteciler “hain” suçlaması ile tutuklandı…

Kendisine “baba” diyenlerin donuna kadar almasını da bildi…

Annan Planı dönemi de bu toplumun elinden alınan referandum hakkı ve meydanlara konan bombalar da cabası…

Sadece bunlar bile, “tek adam zihniyeti”nin ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor…

Şimdi günümüze dönersek;

Henüz erken seçim kararını bırakın, UBP içinde bu gelişmeler yaşanmadan önce Serdar Denktaş, “artık akıllandım ve kimin aday olacağına asla karışmayacağım” demişti…

Aslında bu açıklaması DP’nin “tek adam zihniyeti” ile yönetildiğinin de bir itirafıydı…

Daha sonraki süreçte TDP, CTP ve 8’ler ile bir anlaşma yaparak erken seçim tarihi belirlediler ve UBP Hükümetini devrime kararı aldılar…

Hatırlayın, o dönemde Serdar Denktaş CTP’yi yerden yere vurmuş ve verdiği sözde durmamakla suçlamıştı…

Hemen arkasından gelen 28 Temmuz tarihiyle de, 8’ler ile DP-UG ismi altında birleşmişti…

Bu birleşme öncesi 8’lerin hepside aday olmak için bu yola başvurmuşlardı…

Ve bu sözü de Serdar Denktaş’tan almışlardı…

Fakat Serdar Denktaş verdiği sözde durmayarak, eski defterleri açıp Ejder Aslanbaba ile kişisel hesaplaşma işine girişti…

Serdar Denktaş eğer dürüstlükten bahsediyorsa, en başta “ben Ejder’i partime kabul etmem” diyecekti…

“Önce gel, sonra git” derse, eleştirdiklerinden ne farkı kalıyor…

İşte “tek adam zihniyeti”nin verdiği güç böyle bir şey…

Canın çeker alırsın, canın çeker seversin, canın çeker döversin…

Demokrasi adına hiçbir davranışa ya da karara rastlayamazsınız…

Ejder mecliste çok mu gerekli?

Bence değil, hatta oy bile vermem ama ondan daha çok o koltuklarda oturmaması gerekenlerin olduğunu da biliyorum…

Tamam, Bengü Şonya’nın tavrını anlıyorum…

Hatta ona kalsa bu kişilerin partiye katılması da mümkün olmayacaktı…

Ama Serdar Denktaş’ı anlamak mümkün değil…

Kendi ayağına sırf egolarını tatmin etmek için kurşun sıkıyor…

Daha öncede yazmıştım, tam babasının oğlu diye…

İnatçı ve bildiği yolda dümdüz giden insan…

“O yol yanlış, gitme” desende faydası yok, çünkü onun doğrusundan başka doğru yok ve gittiği yolda “tek adam zihniyeti” ile yürüyor…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31