Koray Başdoğrultmacı ve eşi çıktılar,” bu bayrak bizim bayrağımız” dediler, Kıbrıs Bayrağını dükkânlarına astılar.

Oradan birileri bunu beğenmedi.

Türk polisini aradı.

Türk polisi geldi

Türk polisi baktı, Kıbrıs Bayrağı dükkânda asılı.

Rüzgâr da var, dalgalanıyor.

Türk polisi, “Bre hey zındık” dedi.

Bayrağı topladı ,emare olarak aldı, işlem yaptı, gitti.

Sonra gelsin Ülkücülerin her duruşmasında taşkınlık yaptıkları halen devam eden mahkemeler.

“Ne var bunda” diye sormayın…

Ben de sormam…

Çünkü sorulan her soru havada kalır.

Aksini düşünemeyecek beyinlere ne dersen de ayakları aynı istikamete gider…

Gelin baştan alalım…

Sene 1964.

Fasariyalar başladı.

Bir yandan Türkiye bize dünya savaşından kalma modası geçmiş silahları gönderiyor…

Diğer taraftan Yunanistan Rumlara dünya savaşından kalma modası geçmiş silahları gönderiyor.

Silah sayısı arttıkça iki taraf birbirinden daha keskin çizgilerle ayrılıyor.

Dişler sıkılıyor.

Yumruklar havada daire çiziyor.

Derken ilk çatışma başlıyor.

Silah gönderen ülkeler yarım ağızla, “durun yahu” diyor…

Ama silah sevkiyatına devam ediyorlar.

Ki durulmasın.

Süreç aynen devam etsin.

Süreç kâh durup kâh gerginleşerek yükselen bir ivme ile devam ederken…

İçten içe toplumu ele geçirme işlemleri sürdü…

Ve garantörlerden Yunanistan fazla sabredemeyip ”darbesini yaptı”.

Buraya kadar yaşananlarla pek farkı yok.

Şimdi işin diğer şekline gelelim.

Denktaş Türkiye’ye “Yetiş” dedi.

Türkiye, “Acele etmeyin, düzelecek” dedi.

Kılını kıpırdatmadı.

Türk tarafının sabrı taştı.

Makarios taraftarları, komünistler ve Kıbrıs’ın bölünmesini istemeyen Türkler İngiltere’ye “Yetiş” dedi.

İngiltere, “geliyorum” dedi koştu.

Önce Yunanistan’a gitti, “dur, çekil” dedi.

Yunanistan olmaz dedi.

Türkiye’ye koştu beraber gidip, anayasayı düzelip, çekilelim dedi.

Türkiye “ne gereği var” dedi kıpırdamadı.

Ve o gün…

İngiltere dört bir yanından Ada’ya çıkartma yaptı.

Denktaş ile Makarios, aynı anda radyodan “şükürler olsun” dediler…

Süreç bugünkünün tam İngiltere versiyonu olarak gelişti.

Her yerde İngilizler Kıbrısların mallarını aldılar, “bizim” dediler.

Bir de kimsenin tanımadığı, uyduruk bir cumhuriyet yaratarak “budur” dedi…

Ve Koray Başdoğrultmacı ile eşi çıktılar, “bu bayrak bizim bayrağımız” dediler, Kıbrıs Cumhuriyeti Bayrağını dükkânlarına astılar.

Oradan geçen bir İngiliz bunu beğenmedi.

İngiliz polisini aradı.

İngiliz polisi geldi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31