Yazımı yazmadan önce etrafımda gördüğüm tüm tanıdıklarıma “2010 yılı boyunca KKTC’de canınızı en çok sıkan olay nedir?” diye sordum. Gelen cevapları sizlerle paylaşacağım ancak önce şunu belirtmeliyim ki, sorduğum hemen herkes çok doluymuş hakikaten. Üstelik toplumsal konularla ilgili bir doluluk bu. Başlıklar şöyle: Ekonomik kriz, suç oranlarının artması, çocuk istismarı, tacizler, tecavüz, işsizlik, grevler, sendikalar, taraflı siyaset, trafik kazaları, bu liste devam edip gidiyor. Ardı arkası kesilmiyor. Şimdi bir anket yapsak inanıyorum ki başlıca sıkıntılar bunlar ve benzerleri olarak listelenir.

Bilirsiniz KKTC’de seçimler yapıldığında ya da bir kamuoyu araştırması çözülürken, ilk sandıklar ilk cevaplar açıldığında küçük sapmalar dışında bu sonuca kadar pek değişmez. İlk 20 sandık açıldığında ulaşılan oy dağılımı neredeyse en son sandık açılana kadar devam eder.

Gerek bu durumu gerekse aldığım bu dolu dolu toplumsal sıkıntıları, araştırmalarındaki doğru ve hassas saptamaları ile tanınan değerli sosyolog Muharrem Faiz’le birlikte değerlendirdik.

“Entelektüel çevrelere sorsan farklılıklar alabilirsin ancak eğitim, gelir, meslek gibi demografik unsurların düzgün dağılımı çevrende varsa on kişide de toplumsal ortaklıklar bulunabilir” diyor Muharrem Faiz. Değerlendirmemizde şu noktalara dikkat çekmem gerekir. Yukarıda sıralanan tüm sorunlar aslında genel büyük bir başlığın altında toplanıyorlar. O da “belirsizlik”. Kıbrıslı Türkler gelişen, ilerleyen, eski zamanlarla kıyaslandığında hemen her alanda, görece gelişme göstermiş bir halk. Buna rağmen yine tüm alanlarda belirsizliğin hâkimiyeti hala devam ediyor. Eğitim sistemi mi? Sağlık sistemi mi? Ekonomi mi? Çevre mi? Hangi konu başlığını seçerseniz seçin gider bir belirsizliğe saplanırsınız. Eğitim diyelim örneğin, ilk yıllara göre bence bu ülke daha ilerde ama biri gelir kolej sınavlarını kaldırır ne yapacağınızı şaşırırsınız, diğeri yeniden koyar. Ya da sağlık! 1974 sonrası durumdan elbette kat kat iyiyiz, ama her beş yılda reforma kalkılınca yine değişecek diye korkarsınız. Ekonomi mi? Hiç sormayın bile! Bir gün sonrasını bilemiyoruz. Çevre mi? Cennet gibi bir yere taş ocağı, Süleyman ağabeyin (Süleyman Ergüçlü) Hektor’una elektrik taşınır! Bir de bakmışız ki temel derdimiz belirsizlik ve belirsizliğin yarattığı endişe. Toplum bu telâşın pençesinde “kendi toplumsal gen kodlarının” bozuluşuna seyirci kalır oldu.

Siz de kendinize sorun bu soruyu. “2010 yılı boyunca KKTC’de canınızı en çok sıkan olay nedir?” diye ve vereceğiniz ilk sıradaki cevabın belirsizlikle ilgisinin olup olmadığını değerlendirin.

Bu tabloyu umutsuzca çizmedim.

Sadece saptama yapmaktı amacım. Bu nedenle konuyu bütünleyeceği inancımla kısacık ama çok anlamlı bir Özdemir Asaf şiiri paylaşmak istiyorum sizinle.


“Renkler bir bir kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler."

Beyaz olmanız, olabildiğine beyaz kalmanız temennisi ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31