Karakuş Öz yazdı...

Rifat Gezici artık yok. ADALET DE YOK…

Bir mahkeme kararı açıklandı.Kâğıtlar imzalandı.Dosya kapandı. Ve belki hukuk, kendi görevini yerine getirdi.Ama toplumun vicdanında yeni bir dava açıldı.
Motor kazasında yaşamını yitiren Rifat Gezici artık aramızda değil.

Onun nefesi toprağın altında kaldı.
Hayalleri yarım kaldı. Sevdiklerinin hayatı ikiye bölündü; Rifat’tan önce ve Rifat’tan sonra.Mahkeme ise kararını verdi.

2 yıl 6 ay….

İşte tam da bu noktada insanın boğazına düğümlenen soru şudur. Bir insanın ömrü, iki yıl altı ayla mı ölçülür? Hiç kimse mahkemelerden öfke beklemiyor.Kimse intikam istemiyor. Çünkü intikam, adalet değildirAma adaletin de toplumun vicdanını ayağa kaldıran bir yönü vardır.

Bugün insanlar verilen cezanın kaç yıl olduğundan çok, verilen mesajın ne olduğuna bakıyor.Çünkü verilen her karar, sadece sanığa değil; direksiyon başına geçen herkese de bir mesajdır.

O mesaj güçlü müydü?İşte tartışılan tam da budur.

Bir insan öldü.

Bir aile dağıldı.

Bir evde artık bir sandalye hep boş kalacak.

Bir annenin gözyaşı dinmeyecek.

Bir babanın yüreğindeki yük hafiflemeyecek.

Dostları her buluşmada bir eksik oturacak.

Ve bütün bunların ardından geriye yalnızca rakamlar kaldı.

2 yıl 6 ay…

Hepimizin kayıpları var. Siz yargıyı temsil edenlerinde kayıplar elbette ki var. Bilirsiniz mezarlıklarda ceza süreleri yazmaz.İsimler yazar.Doğum tarihleri yazar. Ölüm tarihleri yazar.Ve geride kalanların hiç dinmeyen acıları yazar.Her trafik faciasından sonra aynı cümle kuruluyor:

Kader… Şunu söyleyenin ağzına vurmak geliyor içimden. Kuralları hiçe saymak kader değildir.Dikkatsizlik kader değildir.
Tedbirsizlik kader değildir. Bunlar insanların tercihidir. Ve bazen bir tercih, başka bir insanın ömrünü sonsuza kadar elinden alır.

Bugün mesele yalnızca Rifat Gezici değildir.

Bugün mesele, yarın aynı acıyı yaşayabilecek binlerce insanın güvenidir.
Çünkü adalet sadece geçmişi yargılamaz.
Geleceği de korur. Eğer verilen cezalar, direksiyon başındaki insanlara “Bir daha böyle bir hata yapmamalıyım.” dedirtmiyorsa, o zaman toplum ister istemez şu soruyu soracaktır.

Cezalar gerçekten caydırıcı mı?

Belki mahkeme dosyası kapandı. Ama Rifat Gezici’nin annesinin bekleyişi kapanmadı , kapanmayacaktır. Ailesinin acısı kapanmadı. Sevenlerinin yüreğindeki yara kapanmadı.Ve toplumun vicdanındaki o soru da kapanmadı.

Çünkü bazı kararlar hukuken kesinleşir.
Ama vicdanlarda yıllarca temyiz edilmeye devam eder. Bugün mezar taşının başında sessizce duran herkesin aklında aynı cümle var.

“Bir gün bu ülkede, insan hayatının değeri gerçekten tartışılmayacak kadar kıymetli olacak mı?”

İşte cevap bekleyen asıl dava budur bence .


Rifat Gezici’ye Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.

KARAKUŞ