Elimde sayısız şikayet mesajı var…

Hükümet birkaç yüz tane istihdam yapacak ya, yine eline yüzüne bulaştırmaya başladı.

Yüzlerce boş kadro bulunmasına rağmen, hükümetin devlete geçici statüde personel etmesi, sadece torpil bulamayan gençleri değil, kendi partilisinin gençlerini bile çileden çıkarıyor.

Burada hangi birini yazacağımı ben de bilemiyorum;

Öncelikle Bakan Üstel’i yazmalı o zaman…

Binlerce genç işsiz beklerken, bir bakının oğlunu istihdam ettirmesi yakışık alır mı?

Lütfen bu bilgi eğer doğru değilse, bakan çıksın açıklasın ve yalan desin!

Yine UBP örgüt başkanı Burhan Konuksal’ın kardeşini istihdam ettirmesi, listeye giremeyen gençleri deliye döndürdü…

Bu sayfada yapılan küfürlü ve beddualı kelimeleri yazmama olanak yok, ama siz anlamışsınızdır sanırım.

Muhtar Orhan Demirel’in oğlunu işe aldırması da özellikle Alsancak sakinlerini çileden çıkardı…

Muhtar efendi, kendisi emekli, eşi emekli, kızı devlette çalışıyor ve bunlar yetmezmiş gibi bastırıyor ve oğlunu da devlete koydurtuyor…

Oysa bu ülkede tek bir kişinin devlette olmadığı nice aileler varken…

Alsancak örgüt başkanı Aksel Atakara’nın da kardeşinin çocuğunu işe aldırması bardağı taşıran son nokta olmuş.

Hafta sonu Girne ve Alsancak bölgesinden gelen telefonlar hiç susmadı…

Necdet Numan’ın kardeşi çocuğu da artık devlet memuru ve bununla ne kadar övünce azdır!

Merkezi İhale Komisyonu Başkanı selim Gökbörü’nün ise geçtiğimiz yıl damadını, şimdi de kızını devlete aldırması dilden dile dolaşıyor…

Hele 7 kişilik bir ailede 6 kişinin memur olmasından sonra yedinci kişinin de memur edilmesine ne dersiniz acaba?

Sokakta günlerdir bunlar konuşulunca, halkın öfkesi de bir o kadar ağır ve acı oluyor.

Ve gençler soruyor bize, ‘istihdam edilebilmek için illa ki partili bir kurmayın akrabası mı olmamız mı lazım’ diye…

Duruma bakılırsa öyle, hükümette dayısı olmayan boşuna heveslenmesin, özelde bin liraya iş bulursa yatıp kalkıp dua etsin…

Selamımız ise Büyükelçi sayın Halil İbrahim Akça’yadır;

Ankara’nın bizi baştan yaratacağını bu gazetedeki ilk yazımızda yazmıştık…

Doğum başladı ve epey de sancılı olacağa benzer…

Hemen her şeye el atan Ankara, artık şu partizanlık boyutunu bile aşan istihdam olayına da el atmalı…

Çünkü bunlar işice azıttı ve halkı deli etmek için ellerinden geleni yapıyorlar…

Ve tüm bunların suçlusu da Ankara olarak gösteriliyor…

Bizden uyarması!

 

 

Gardiyanlar huzursuz!

 

Bir hafta önce yapılan gardiyanlık terfi sınavlarına tepkiler gelmeye devam ediyor.

Sınavın iptal edilerek tarafsız bir jüri önünde yapılmasını isteyen çok sayıda gardiyan, terfi alacak olanların çok önceden belirlendiğini, sınavın ise göstermelik olduğunu iddia ediyorlar.

Sınavda birinci gelenin bir sendikacı, ikinci gelenin bakanlık çalışanı, üçüncü gelenin yine bakanlık memuru, beşinci gelenin de bakanlık çalışanı olduğunu söyleyen gardiyanlar altıncı sırada kazanan kişinin ise sadece sabahları cezaevinin dışarıdaki alış verişleri yaptıklarını ve bunlara terfi verilmesinin şaibelerle dolu olduğunu düşünüyor.

İçişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu da göreve davet eden gardiyanlar, tüm çalışanların huzursuz olduğunu bundan böyle kendilerinden verim beklenmemesi gerektiğini ifade ediyorlar…

 

Elena’ya tuzak mı kuruldu?

 

Moldova uyruklu ve TC vatandaşı Elena’nın geçtiğimiz hafta bir otel odasında fuhuştan tutuklanma olayında, fuhuş yaptığı kişinin açıklanmaması kafalarda soru işaretleri yarattı.

Bu konuda bizi Girne’den arayan bir vatandaş, Elena’ya suçunu itiraf etmesi için polis tarafından baskı yapıldığını iddia etti.

Elena’nın Girneli bir iş adamının birlikte olma teklifini ret ettiği için kendisine iftira atıldığını iddia eden bu kişi, Girneli işadamının isminin baş harflerinin de G.A olduğunu söyledi.

Şimdi Girne polisine çağrıda bulunuyoruz;

Elena’ya suçunu itiraf etmesi yolunda baskı uygulanıyor mu?

Adı ve soyadı elimizde olan Girneli iş adamı bu kadına iftira mı atıyor, eğer öyleyse fuhuş yapan ikinci isim olan bu Girneli iş adamının kimliği niçin açıklanmıyor?

Bu işadamının isminin açıklanmaması için devreye kimler girmiştir?

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Salih KAYIM, Şara şirketine kesilen cezayı iptal ettirmek için Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile Başbakanlık arasında mekik dokuyormuşsunuz. Yasalara karşı bu kadar niçin direniyorsunuz anlamak mümkün değil doğrusu…

Sayın Osman KORAHAN, Şara şirketine kesilen ceza sizi de harekete geçirmiş ve bu konuda soruşturma başlatmışsınız. Siz de bu konuda büyük bir sınav vereceksiniz, yasalar mı yoksa siyasiler mi güçlü şimdi hep beraber göreceğiz…Bu işin arkasında hangi siyasiler var bunu da mercek altına alın bakalım!

Sayın Enver GÖRSAY, Eski Eserler Dairesi’ne şube müdürü olmanız bazıları tarafından hala sindirilmedi. Bir takım ayak oyunlarına dikkat. Bu arada bölge halkı icraatlarınızdan hayli memnun görülüyorlar, ama yine de temkinli olmakta yarar var…

Sayın Ahmet BENLİ, Gönyeli’ye yeni açılan Kiler marketin arkasında oturan bölge sakinleri marketin gaz tüplerinin yasal olmayan bir yerde durduğunu iddia edip, panik içinde olduklarından şikayet ediyorlar. Konuyu gündeminize almanız bekleniyor.

Sayın Serdar DENKTAŞ, Aydın hanımın Cumhurbaşkanı Eroğlu’ndan bakıcı talebinde bulunması ve bunun da Türkiye basınında yayınlanmasına çok sayıda vatandaş mesaj gönderdi. Konuya duyarlılığınız bekleniyor.

Sayın Cafer GÜRCAFER, Türkiye kökenli bazı medya mensuplarına ırkçı bir şekilde yaklaşmanız hiç de hoş durmadı. Zaten memleket kötü yerle doğru gidiyor, bunu hızlandırmak size yakışmadı.

Sayın Ali POLATKAN, Gaziveren’deki tesislerinizin temel atma töreni Başbakan Erdoğan tarafından yapılacağından heyecan içinde olduğunuz söyleniyor. Geçtiğimiz sefer olmadı diye artık üzülmezsiniz her halde değil mi? Olmayan her işte bir hayır vardır.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, yıllar sonra dün sigarayı bıraktığınızı ve nikotin sakızlarına başladığınızı öğrendik. Hayırlı olsun diyoruz. Ancak sizinle iddiaya gireriz sigarayı bırakamayacaksınız. Heydi ortaya bir şey koyun bakalım.

Sayın Osman GENÇOĞLU, her Kıbrıslı Türk genci gibi elbette sizin de devlette istihdam edilme hakkınız vardır ama işe torpil karışınca da diş bileyenler çok oluyor. Bu sıralar sizi çok rahat bırakmayacaklar…

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, narenciye üreticileri toplu olarak mesaj göndermişler. Artık dayanacak güçleri kalmamış ve ödemelerin ne zaman yapılacağını soruyorlar. Ersin beyle bir konuşsanız da üreticiyi rahatlatsanız diyoruz…

Sayın Sunat ATUN, borcu olan kurum ve kişilerin elektriklerini kesmekteki kararlı davranışlarınız kamuoyunda da büyük destek gördü. Nasıl üz kuruşluk borçtan dolayı kesinti yapılıyorsa, büyük borçların da artık affedilmemesi isteniyor.

Sayın Mehmet SAYDAM, yeni bir oluşum için kolları sıvadığınız ve 100 kişilik güçlü bir liste ile yakında kamuoyunun önüne çıkacağınızı öğrendik. Hayırdır yine kime ve niçin kızdınız da böyle bir açılım peşindesiniz?

Sayın Hasan İNCE, evlendikten sonra eski dostlarınız size hasret kalmış. Taş fırın erkekliği dönemi bitti desenize. Ama siz yine de en azından dostları telefonda aramayı ihmal etmeyin…

Sayın Enver KARAKAYA, Fenerbahçe Cumhuriyeti’ndeki depremden sonra mevlit okutup helva döktüreceğinizi öğrendik. Çok kötüsünüz yani, düşmüşe bir tekme atmak bizim dinimizde yoktur.

Sayın Pervin GÜRLER, Afrika’yı kurşunlayanı anında yakalamanız kamuoyunda memnuniyet yarattı. Bir de azmettirenleri kamuoyunun karşına gecikmeden çıkarırsanız, sizden iyisi olmayacak. Tebrik ederiz.

Sayın Sefa KARAHASAN, manşetteki fotoğraftan sonra artık Ertuğrul Özkök’ün izinde olduğunuz tamamen ortaya çıktı. Ayrıca saçlar ve giyim tarzı da tıpa tıp uymuş. Umarız onun gibi ünlü bir basıncı olursunuz. Ama yine de Çölaşan’a yaptıklarını unutmamak lazım…

Sayın Arif ALBAYRAK, meclis oturumunda hem konuşmacıları taciz ederken hem de facebookta dostlara nasıl laf yetiştiriyorsunuz doğrusu anlamak mümkün değil. Yetenekli olduğunuz bilirdik de bu kadarına pes doğrusu…

Sayın Suphi HÜDAOĞLU, sizin birlik binasının Türk bayrakları resmen ağlıyor. Tabiplerimize hiç de yakışmayan bir tablo var ortada. Bir an önce bu ayıbı temizlemenizi bekliyoruz.

Sayın Sami ÖZUSLU, yeni imajınız olan sakallı haliniz meslektaşlarınız tarafından çok beğenilmedi. Yoksa siz de bazılarına özenip umreye filan mı gitmeye karar verdiniz?

 

 

Günün Fıkrası

 

Reçete

 

Hanımın biri eczaneye gitmiş ve yüksek sesle 'bana en güçlüsünden bir şişe siyanür ver’demiş

Eczacı 'aman hanım siyanürü ne yapacaksın o bir zehirdir 'demiş

Kadın: İyi ben da onun için istiyorum kocamı zehirleyeceğim diye cevaplamış.

Eczacı: Ben sana bu zehri veremem hem senin başın derde girer hem de benim ,seni hapse atarlar,benim de lisansımı iptal ederler belki de hapse atarlar, demiş.

Kadın: Çantasından bir resim çıkarmış ve eczacıya göstermiş, resimde eczacının hanımı ile kadının kocası uygunsuz vaziyette.

Eczacı: Hanımmm demiş, reçeten olduğunu neden en başta söylemedin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31