Kaosa dönen trafiğimizin serseri mayınlarla dolu olduğu her gün gazete sayfalarına yansıyan haberler ve fotoğraflarla belgeleniyor.

   Bu serseri mayınların ölümle dans eden marifetlerine çoğu kez gözlerimizle de tanık olmaktayız…

   Duyarlı yerlerde ve hatta kent içinde hiç gereksiz aşırı hız…

   Trafik ışıklarına uyumsuzluk…

   Kuralları inadına çiğneme…

   Çevreye ve insanlara saygısızlık…

   Ehliyeti olsa bile ehliyetsizce sürüş…

   Bütün bu trafik duyarsızlıklarının yaşama ne tür trajedilerle yansıdığını da her gün üzülerek görmekteyiz… Bitip tükenmeyen ölümler, sakatlanmalar, mal kayıpları…

   Serseri mayınların trafikteki tehlikeli serüvenleri yüzünden çoğu zaman masum insanlar da yaşamını, sağlığını, huzurunu ve malını yitirmektedir…

   Durduk yerde feci trafik kazalarına tanık olanlarımız, o kazalarda yaralanmasalar ve maddi zarara uğramasalar bile yaşadıkları travmayı uzun süre üzerlerinden atamazlar.

     *       *       *

   Geçenlerde sevgili Bilbay Eminoğlu’nun başına geleni kendi kaleminden okudum. 

En güvenli mekân olması gereken Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi sınırları içinde yürürken yanından geçen sürücü arabasının dikiz aynasıyla koluna çarpmış ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmiş… 

   Eminoğlu dostumun verilmiş sadakası varmış. Birkaç santimlik bir farkla ciddi bir sakatlanmadan kurtuldu. 

   Olacak şey değil!… Hastaneye şifa aramaya git ve orada durduk yerde sorumsuz bir sürücünün tehlike saçan serüvenine bulaş!...

   Benzeri bir olayı birkaç hafta önce sakin bir pazar gününde ben de yaşadım. 

Sabah yürüyüşündeyim. Hasene Ilgaz Sokağı’nda, Maliye Bakanlığı önünden Belça’ya ilerledim ve kaldırımdan hiç inmeden Kumsal Parkı’na girmek üzere sola yöneldim. Tam o sırada geldiğim istikametten tozu dumana katarak peyda olan ve hızını hiç düşürmeden virajı alan bir araba lastiklerinden cayırtılar saçarak beni sıyırdı ve elindeki poşetlerle marketten dönen bir bayanın tam önünde çitlere yükleterek durdu. Bayanla benim aramda 5 metre kadar bir mesafe, ortada da, aramıza dalıp çitlere çakılan, yemyeşil rengiyle cenaze arabasını çağrıştıran o menhus araç!..  

   Bayan da, ben de şoka uğramış durumdayken sürücü aşağıya indi, bize hiç aldırmadan kahrolasıca arabasının tamponlarındaki hasarı incelemeye başladı. Anlık ilk şoku atlatınca artık açtım ağzımı, yumdum gözümü…

    *        *        *

   Polis bu tür sürücülerin çoğunlukla alkollü olduğunu belirliyor. İçtikleri yerde mamurlasalar olmaz. İlle içtiklerinin keyfini daha bir çıkarabilmek için direksiyon başına geçecekler, ortalığı birbirine katıp hem kendi canlarına, hem de masum insanların canına kast edecekler… Böyleleri trafikteki tehlikeli serüvenlerinde eğer yaşamda kalırlarsa  ellerindeki ehliyet sonsuza kadar alınmalıdır. Hoş; kimilerinin ehliyeti de yok ya!..

   Bunların bir de kentlere, çevreye verdikleri maddi zararlara bakınız:

   Elektrik direklerini ve hatta trafik ışıklarını deviriyorlar, duvarları ve çitleri yıkıyorlar, refüjleri dağıtıyorlar, park etmiş arabalara bindiriyorlar, ortalığı savaş alanına çeviriyorlar.

   Çok merak ediyorum, tüm bu yaptıkları kamu hasarlarının bedeli bunlara ödetiliyor mu?.. Arabaların kasko sigortaları bu hasarları da kapsıyor mu?..

   Yoksa her şey yapanın yanına kâr kaldığı için mi trafikteki tüm bu sorumsuzluklar?.

 Tanrı’nın herkesi trafikteki serseri mayınlardan korumasını dilerim… Trafik kaosumuzda her gün olup bitenler karşısında sığınabileceğimiz başka bir kurtarıcı göremiyorum.       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31