-Naptın?

-Napayım…

-Nerdeydin.

Kıbrıs’taydım.

-Aaaa…

- A ya…

-Anlat bakalım Kıbrıs’tan neler getirdin, neler gördün…

Ve birkaç günlük gezisindeki gözlemlerini anlatmaya başladı…

-Gittik, havaalanından aldılar, otele götürdüler.

 Yolda pek bir şey göremedik…

Otele yerleştik.

Kaldığımız otel lükstü, denize sıfırdı…

Otel Nuh’un Gemisi’ydi.

Bol bol denize girdik.

Eğlendik ama şehirden uzaktaydık, Kıbrıs’ı göremedik.

-Kıbrıs’ı göremedinse de Kıbrıs’a has bir şeyler yaşadın, onun anlat…

-Otel şehirden uzaktı dedim ya… Hiç olmazsa Kıbrıslı biriyle konuşayım diye neredeyse tüm personele ki çok personel vardı, selam verdim.

Sana benzeyen bir şive duysam, yapışacaktım.

 Hakkâri Çukurcalı, gördüm

Mersinli, Trabzonlu, gördüm

Bol bol Kamerunlu, Nijeryalı gördüm.

Orada acayip kalabalık insan çalışıyor…

Ama Kıbrıs lehçesiyle konuşan tek Kıbrıslı görmedim.

-Kıbrıs’ı görmedin, Kıbrıslı görmedin, Kıbrıs’a özgü bir yemek de mi yemedin?

-Bak onu yedim…

-Ne yedin?

Otelde açık büfe vardı, büfedeki görevliye sordum, bu ne, şeftali kebabı, dedi…

Senden dolayı biliyordum… Tabağıma aldım, yarısını dahi yiyemedim, kötüydü.

İnanılması güç bir hikâyeydi anlattıkları…

Gittiği ülkeye dair hiçbir şey görememesi…

Olamazdı.

Sonra, pardon, dedi ve bir Kıbrıslı gördüğünü söyledi.

O da otelden havaalanına götüren sürücüymüş.

Onunla dönüş yolunda konuşmuş…

Anlattı…

-Gelirken servis transferi yapan Kıbrıslı ha bire konuştu.

Etrafı gösterdi.

Şurada şu tesis, burada bu yatırım var, “dedi…

Ama her tesis ve her yatırımın, ne yazık ki Türkiyeli olduğunu belirtti…

Ona, “İnşallah Dipkarpaz’daki tesisleri Kıbrıslılar yapar,” deyince…

Bana “Nerde… Orayı da Koç’a vermişler,” dedi.

Peki, eşekler ne olacak diye sorduğumda, “Eşeklere kim bakar”, dedi.

Arkadaşım konuşmasının sonunda,”1992’de gitmiştim. O zamandan bu zamana Kıbrıs’ı bitirmişler… Evler, köyler,  ovalar aradıklarımdı. Şimdi ne yazık ki betona yenik düştüler” dedi ve hikâyesini, “Eskiden olan birkaç apartmanın estetiği vardı, şimdikiler yazık ki İstanbul’da Lâz müteahhidin yaptığı çirkin yapılaşmaların benzerleri… Ayrıca Artemis’in önündeki plajın benzeri dünyada dört yerde varmış, orayı da otel, kendi özel mülkü gibi kullandığından, halk giremiyor” dedi, bitirdi.

Yetkisiz yetkililer bu yazıya iyi baksınlar…

“Biz kime hizmet ediyoruz” sorusunu evlerinin her köşesine assınlar…

Ve bir daha düşünsünler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31