Türkiye’deki seçimler, elbette Kıbrıs’ı yakından ilgilendiriyor. Sadece Kıbrıs Sorunu nedeniyle değil!

Osmanlı’nın adadan ayrılmasından sonra, on üç yıl Kıbrıs Türkleri arasında siyasi faaliyet görülmedi. 1891’de Kıraathane-i Osmani kuruldu… Öncüsü Tüccarbaşı Derviş Efendi, bu girişiminden ötürü, padişah tarafından, Mir-i Miran rütbesi ile paşa ilan edilip, taltif edildi. Ta ki kıraathanenin yayın organı Zaman Gazetesi, padişah karşıtı Jöntürk yazarların eline geçinceye kadar. Derviş Paşa ile gazetesinin yazarları, bu padişah taraftarlığı, karşıtlığı meselesi yüzünden, bölündüler! O esnada, Bâb-ı Âli’de oturan veziri azam da Kıbrıslıdır! Adada, genç aydınlar İttihat ve Terakki’nin yolunda yürürken, eski nesil; ya padişahçılık veya Kâmil Paşa’nın İngiliz dostluğu sayesinde, sömürgecilerle iyi ilişkiler peşindedir. Kıbrıs’taki Türk milliyetçiliği hareketinin yükselişi, İttihat Terakki döneminde, İttihatçı kadrolarla yakın ilişki içinde oluşur. Cingizzade Jon Rifat, Fadıl Niyazi Korkut gibi önderlerin zaten İttihat ve Terakki üyesi oldukları biliniyor. O dönemde kurulan İttihat Kulüplerinden, Lefkoşa’daki Kardeş Ocağı halâ hayattadır… Teşkilât-ı Mahsusa’nın ünlü liderlerinden Kuşçubaşı Eşref’in, gelip Kıbrıs’ta saklanması ve anılarında, “adada beni Teşkilât’ın hücreleri sakladı” demesi, çok şey anlatır…

Adadaki Türk milliyetçiliği, doğrudan doğruya İttihat Terakki’den neşet bulmuştur. O kadar ki İttihatçıların İstanbul dışına sürdükleri Kâmil Paşa’nın damadı Dr. Esat bey, adadaki İttihatçı Türkiye ile Birleşme Partisi’nin, başkanıdır.

Zaman içinde, İngiliz işbirlikçiliği çizgisine dönüşen karşıt Evkafçılar ekibinin de kaynağında, İstanbul’daki İttihatçı karşıtı mahfiller vardır. En kestirme ilişki, adanın müftüsü ile İstanbul’da, Hürriyet ve İtilaf Fırkası önde gelenlerinden Kıbrıslı Sofuzade Celal arasındaki bağlantı olarak gösterilebilir! Sait Molla, Feylesof Rıza Teyfik gibi ünlü İtilafçılar’ın, sürülünce, Kıbrıs’a gelmeleri, boşuna değildir. Sonuçta, 1930’larda eski İttihatçı kadro, Necati Özkan şahsında liderliği ele geçirir.

Soldan bakınca: Bizim solumuzun, AKEL’den, yâni Kıbrıs Helen Solu’ndan kaynaklanan bir sol hareket olduğunu, kimse ileri süremez! Bugünkü sol ayrışmamıza bile baksanız, Türkiye sol pratiğinden kaynaklanan bir ayrışma yaşamakta olduğumuzu görürsünüz! Çünkü burada klâsik sınıfsal ayrışma, proletarya/burjuvazi karşıtlığından çok, toplumu milliyetçi hedefler peşinde demir yumrukla yönetmeye kalkanlar ile özgürlük ve refahtan eşit pay talep edenler arasındadır. Sol düşüncenin de fabrika avlularında değil, Türkiye’de okuyan aydınların beyninde doğmuştur! Ve dolayısıyla, birazcık kurcalayınca, sol içindeki farklılaşmanın da halâ, İGD, Dev-Genç, Kurtuluş, Halkın Kurtuluşu gibi, Türkiye’de bile fosilleşmiş, Anadolu pratiği ile ilgili farklı yorumlardan kaynaklandığını görürsünüz…

Şimdi, bu geçmişle, gel de ilgilenme…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31