banner40
21 Aralık 2017 Perşembe 12:57
Hakan Atilla davasında jüri karar veremedi

ABD'nin İran'a yaptırımlarını delmekle suçlanan ve New York'ta tutuklu bulunan Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın yargılandığı davada sanık Atilla'nın suçlu olup olmadığını belirlemek için görüşmelere başlayan jüri üyeleri bir karara varamadı.
      
Jüri üyeleri davanın yargıcı Richard Berman tarafından deliller ve Atilla'ya yönelik suçlamalar konusunda bilgilendirilip, gerekli talimatları aldıktan sonra sanığın suçlu olup olmadığına karar vermek için görüşmelere başladı.      

Atilla'ya atfedilen suçlar arasında ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını delmek, ABD'yi aldatma suçuna iştirak etmek, ABD bankalarını dolandırmak, ABD bankalarını dolandırmaya iştirak etmek, kara para aklamak ve kara para aklama suçuna iştirak etmek bulunuyor.      

12 Jüri üyesinin Atilla'ya yöneltilen 6 farklı suçun her birine ayrı ayrı karar vermesi ve bütün kararları oybirliğiyle alması gerekiyor.      

Ancak jüri üyeleri bugün 4 saatten fazla süren görüşmelerde bir karara varamadı. Jüri üyeleri bugün (Perşembe) yerel saat ile 9:15'te (TSİ 17:15) tekrar toplanarak sanık Atilla'ya yönelik suçlamalar hakkında karar vermeye çalışacak.      

Jürinin karar üzerinde uzlaşamaması durumunda ise davanın yargıcının "yeniden yargılama" kararı alma olanağı bulunuyor.       

AVUKATLARDAN "DAVANIN HÜKÜMSÜZ KILINMASI" TALEBİ      

Öte yandan Atilla'nın avukatları mahkemeye ikinci kez "davanın hükümsüz kılınması" talebinde bulundu.      

Atilla'nın avukatları mahkemeye sunduğu itiraz dilekçesinde 17-25 Aralık'tan sonra eski Bankalar Yeminli Murakıbı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi Osman Zeki Canıtez'in hazırladığı raporun savcılık tarafından Atilla'yı suçlamak üzere kullanıldığını ve "deliller arasında yer almayan" raporun jüri önüne getirilmesi nedeniyle hatalı yargılama yapıldığını savundu.      

Deliller arasında yer almayan bir raporun mahkeme huzuruna getirilmesinin "jüri üyelerinde önyargıya sebep olacağı" gerekçesiyle yasal olarak önemli bir sorun doğuracağına dikkati çeken savunma makamı, savcılığın çapraz sorgusunda "Atilla'nın İran yaptırımlarını ihlal ettiğini savunan bir uzman (Canıtez'in) raporunu sunduğunu", bu raporun deliller arasında olmadığını ve bunun jüri üyelerini yanlış yönlendirdiğini bildirdi.

Savcılık makamından da bir dilekçe sunması talebinde bulunan Yargıç Berman, savunma makamının itirazına ilişkin kararını henüz açıklamadı.      

YARGIÇ, KORKMAZ'IN TANIKLIĞINI "HUKUK KURALLARINA UYGUN" BULDU      

Yargıç Berman'ın, sabahki oturumda FETÖ firarisi eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ın tanıklığı için "hukuk kurallarına uygun olduğu"  nitelemesi yapması ise dikkat çekti.      

Savcılığın mahkemeye tanık olarak getirdiği Korkmaz'la ilgili herhangi bir sorun bulunmadığını dile getiren Berman, bu kişinin tanık olarak dinlenmesini "tamamen yasal" ifadeleriyle tanımladı.      

Berman,  daha önce de Atilla'nın avukatlarının tanıklık yapan FETÖ mensubu firari eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ın "çalıntı deliller sunması" ve "yanlış ifade vermesi" nedeniyle "davanın hükümsüz kılınması" talebini reddetmişti.      

Yargıç Berman, savunma makamının mahkemeye daha önce sunduğu delil yetersizliği nedeniyle Atilla'ya yönelik tüm suçlamaların düşürülmesi talebiyle ilgili ise henüz kararını açıklamadı.      

FİRARİ FETÖ'CÜLER CANITEZ VE KORKMAZ      

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, FETÖ 17/25 Aralık yargısal darbe teşebbüsüne ilişkin yürüttüğü soruşturmada, ABD'de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hakkında devam eden yargılamada tanık listesinde ismi bulunan ve "FETÖ üyesi olmak" suçundan firari olarak aranan Osman Zeki Canıtez'in, ByLock kullanıcısı olduğu ve 25 Aralık soruşturmasında bilirkişi olarak görev yaptığı belirlenmişti.      

Hakim Berman'ın tanıklığını hukuk kurallarına uygun bulduğu FETÖ mensubu Korkmaz da, mahkemede tanık kürsüsünde verdiği ifadede, mali şubeden atanmasının ardından 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili delilleri 6 farklı zamanda temin ettiğini söylemişti.      

Soruşturmayla ilgili delilleri verdiği savcıyı 25 Aralık 2013 tarihinde ziyaret ettiğini belirten Korkmaz, delilleri kendisinin de muhafaza etmek istediğini ve savcıdan CD olarak aldığı delilleri daha sonra şifreli olarak kendi flash diskine ve hard diskine kopyaladığını ifade etmişti.      

Korkmaz, Ocak 2014'ün sonlarına doğru söz konusu savcıyı 2 kez daha ziyaret ettiğini bildirirken, bu görüşmelerinde delillerin taranmış hallerini ve aramalarda elde edilen fotoğrafları aldığını ve bunları yine flash diskine aktardığını kaydetmişti.      

banner41

Şubat 2014'te eski görevinden alınan savcının yeni ofisini ve Temmuz 2014'te de evini ziyaret ettiğini söyleyen Korkmaz, bu ziyaretlerinde de daha önce taranmamış olan belgeleri ve eksik kalan raporların dijital versiyonlarını aldığını anlatmıştı.      

Haziran 2016'da da dosyada bilirkişi görevinde bulunmuş bir memurdan da delil temin ettiğini ifade eden Korkmaz, ABD'li savcılarla ilk olarak avukatı aracılığıyla iletişim kurduğunu aktarmıştı.      

Korkmaz, ABD Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) kendisine 50 bin dolar verdiğini ve ABD'de oturduğu evin kirasını ise savcılığın ödediğini söylemişti. Korkmaz, ABD'ye geldiği günden beri hiç çalışmadığını ancak çalışma başvurusunda bulunduğunu ve iki hafta önce olumlu yanıt aldığını anlatarak ABD hükümetinden yardım alıp almadığı sorusuna, "Savcılık 3 defa 300 dolar, toplamda 900 dolar verdi." demişti.      

KAPANIŞ KONUŞMALARI YAPILDI      

4 haftadır devam eden duruşmaların ardından sona doğru yaklaşılan davada çapraz sorgulamalar tamamlanırken salı günü savcılık ve savunma makamı kapanış konuşmalarını yapmıştı.      

Savcı Yardımcısı Michael Lockard bu davanın "yalanlardan ibaret" olduğunu iddia ederek Atilla'nın "Halk Bankası'nın kara listeye alınmaması ve kendisinin bankadaki pozisyonunu kaybetmemesi için" ABD Hazine Bakanlığına yalan söylediğini öne sürmüştü.      

Atilla'nın yaptırım uzmanı ve önemli bir kişi ve her şeyden haberdar olduğunu savunan Lockard, jüri üyelerinden Atilla'yı suçlu bulmalarını istemişti.      

"BU DAVA RIZA SARRAF'IN BİR ŞOVU"      

Savunma avukatlarından Victor Rocco ise, bu davanın Rıza Sarraf'ın bir şovu onun yalanları ve onun işlediği suçlarla ilgili olduğunu söylemişti. ABD hükümetinin Sarraf'a ve FETÖ firarisi eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz'a kucak açtığına dikkati çeken Rocco, Atilla'nın "bu düzeneğin mimarı" olduğu iddialarını kanıtlayamadığını ifade etmişti.      

Asıl suçluların Sarraf ve onun rüşvet verdiği Halk Bankası eski Genel Müdürü Süleyman Aslan olduğunu belirten Rocco, Atilla'nın Sarraf ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirtti. Rocco, jüri üyelerinden yalanlar söyleyen, her şeyi satın alabileceğini düşünen Sarraf'a inanmamalarını istemişti.      

DURUŞMAYI İZLEYEN BHARARA, YARGIÇ VE SAVCI YARDIMCILARIYLA GÖRÜŞMÜŞTÜ      

Duruşmanın  salı günkü oturumunu izleyenler arasında Türkiye'de hakkında soruşturma açılan eski New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara da vardı.      

ABD başkanı Donald Trump tarafından görevden alınan Bharara'nın duruşmanın ardından savcı yardımcılarıyla ve Yargıç Berman ile görüşmesi ise dikkati çekmişti.      

DAVA SÜRECİ      

Hakkındaki suçlamaları kabul ederek tanıklığa geçen Sarraf'ın, Manhattan'da beraber kaldığı hücre arkadaşı tarafından "Sarraf'ın kendisine iki kez tecavüz etmek ve cinsel tacizde bulunmak iddiasıyla" dava edildiği bildirilmişti.      

Faouzi Jaber isimli 62 yaşındaki mahkum, geçen hafta Çarşamba akşamı Sarraf aleyhine "tecavüz" davası için başvuruda bulunmuştu. Buna göre söz konusu mahkum Jaber, avukatı Alexei Schacht aracılığıyla, Manhattan'da beraber aynı hücreyi paylaştıkları sırada Sarraf'ın kendisine iki kez tecavüz etmek ve cinsel tacizde bulunmak iddialarıyla dava açmıştı.      

SARRAF MARİHUANA İÇTİĞİNİ DE KABUL ETMİŞTİ      

Duruşmalarına devam edilen dava süreci içinde Sarraf, tutuklu bulunduğu cezaevindeki bir gardiyana, Türk avukatı vasıtasıyla, yaklaşık 45 bin dolar rüşvet verdiğini belirtmişti. Sarraf, cezaevinde uyuşturucu madde olan sentetik marihuana içtiğini de kabul etmişti.      

İran'a yönelik yaptırımları delme, banka dolandırıcılığı ve kara para aklamak gibi suçlar atfedilen Sarraf geçen yıl mart ayında ABD'de tutuklanmıştı. Davanın başlamasına kısa bir süre kala ise Sarraf  kensine yöneltilen 7 suçlamayı da kabul etmiş ve savcılıkla işbirliğine gitmişti.      

Atilla ise 27 Mart'ta JFK Havalimanı'ndan Türkiye'ye gitmek üzereyken gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı.      

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31