Türkiye'de heyecanla ve merakla beklenen bir seçim süreci daha sona erdi...

Seçimi 'kazanan' tüm partiler Meclis'teki yerlerini alırlarken, bu dört parti haricindeki siyasi parti ve oluşumlar Türkiye siyasetinden bir nevi silindiler.

Seçimin 'en kazananı', şüphesiz, tüm tepkilere ve hile iddialarına rağmen iktidarı koruyan Erdoğan ve ekibi oldu.

Menderes'in, Özal'ın ve yakın tarihe kadar Demirel'in izinden geldiğini söyleyen Erdoğan, Türkiye siyasi tarihinde bir ilke imza atıp oylarını arttırarak üçüncü kez başa geldi.

AKP, bu seçimde tüm sağ ve İslamcı oyları bünyesinde toplayarak Türkiye'nin en genele yayılan milliyetçi-muhafazakar, yani 'merkez sağ' partisi haline geldiğini gösterdi.

 

Bu seçimin diğer bir kazananı ise Kılıçdaroğlu ve Yeni CHP'si..

Kılıçdaroğlu'nun Yeni CHP'si; 'merkez sağ' AKP, milliyetçi MHP ve 'Kürt siyaseti' olarak adlandırılan BDP'den arta kalan hemen hemen tüm oyları alarak Türkiye'nin tartışmasız 'merkez sol'u olduğunu ispatladı.

Yani parti içi muhalefetin iddialarının aksine 'ulusalcı çizgiden sapma', CHP tabanında oy kaybına yol açmadı; öyle olsaydı seçime daha 'ulusalcı' çizgide giren DSP'nin yükselişe geçmesi gerekirdi.

Sonuç olarak Yeni CHP, baraj altı kalmasın diye MHP'ye kayan oylara ve parti içinde Kılıçdaroğlu muhalifi olup kasıtlı olarak çalışmayan bazı il ve ilçe teşkilatlarına rağmen oyunu ve vekil sayısını arttırdı.

Bilindiği üzere Kılıçdaroğlu, parti içi olası kırgınlıkları minimuma indirmek için il ve ilçelerdeki 'Eski CHP'li ve Yeni CHP'li dengesini' kurmaya çalışmıştı.

Ancak seçim sonuçlarında da görüldüğü üzere bu 'denge', özellikle sahil bölgelerinde Eski CHP'li hezimeti yaşanmasına sebep oldu.

Hâl böyleyken, Kılıçdaroğlu'nun bazı il ve ilçe teşkilatlarında revizyona gitmesi durumunda bir sonraki seçimde oylarını daha da arttıracağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Seçimin diğer kazananları ise MHP ve BDP oldu...

MHP, CHP'den ve cemaatlerden gelen destek oylarıyla barajı aşıp Erdoğan'ın 'iki partili rejim' hayallerini suya düşürürken; BDP kanadı desteklediği tüm adayları Meclis'e sokarak büyük bir başarıya imza attı.

 

Gelelim Kıbrıs soluna ve beklentilerine...

Kıbrıs solu, AKP'nin Kıbrıs konusundaki eski tutumuna bakarak AKP'nin tek başına iktidara gelişini sevinçle karşılamış durumda.

Ancak AKP'yi bir nevi 'demokrasi havarisi' olarak gören Kıbrıs solu ile Türkiye'deki 'Yetmez ama evetçiler'in gözden kaçırdıkları bir unsur var.

Günün konjonktürüne göre hareket eden AKP, 330'un altında milletvekili çıkardı ve bu sayıyla tek başına anayasa hazırlayamayacağının, mutlaka destek bulması gerektiğinin bilincinde.

Bu durumda AKP'nin önünde kendince iki seçenek var: Ya MHP'ye yaklaşacak ya BDP'ye.

AKP ile BDP'nin toplam milletvekili sayısı 367'yi bulmadığı için hazırlayacakları Anayasa'yı 'garantiye almak' için MHP'nin desteğine yönelmeleri söz konusu.

Yani seçim sürecinde olduğu gibi milliyetçi söylemlerini arttırarak devam ettirmesi ve 'statükocu' diye itham edilen partilerden çok daha 'statükocu' hâle gelmesi olasılığı çok yüksek.

Bu yüzden gerek Kıbrıs solunun gerekse Türkiye'deki 'yetmez ama evetçiler'in sevinmek için biraz beklemeleri ve AKP'nin önümüzdeki süreçte nasıl davranacağını görerek karar vermeleri daha yerinde olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31