Defalarca okudum her bir eserini. Sesinden şiirlerini onlarca kez dinledim. Her yazacağım yazıda yeniden O’nu hissettim. İçime hüznü salan bir yanı,insanı anlatan başka bi ryanı oldu hep. Gülümsediğim duygularına zaman zaman üzüldüm. Ama hiç eksik hissetmedim kendimi, “yazın yakınlığı kurduğumdan”.

Dün Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümüydü ve önceki günden başlayarak bugün üçüncü kez Nazım Hikmet’e ayırdım makalelerimi. Sevgilye, içimden gelerek.

Dönüp baktığımda yüze yakın makalemde yer vermişim Nazım Hikmet’e, keyifle.

Sadece okunduğunda değil, her konu edilişinde de hissetmenin bir yeni rengini boyar gibi insana.

Karar vermek ve yaşamak gibi...

* * *

Henüz vakit varken, gülüm,

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm,

yüreğim dalındayken henüz,

ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri

Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara

öpmeliyim ağzından

sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a

çiçeğini seyretmeliyiz onun,

birden bana sarılmalısın, gülüm,

korkudan, hayretten, sevinçten

ve de sessiz sessiz ağlamalısın,

yıldızlar da çiselemeli

incecikten bir yağmurla karışarak.

Paris’in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,

En güzel, en yalansız,

sonra da ıslıkla bir şeyler çalarak

gebermeliyim bahtiyarlıktan

ve insanlara inanmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31