2012’nin ilk günleri, 2011’in son günlerinde yaşanan vahşetin acıları yüregimin ta en derininde hissedilerek geçiyor. 2011 genelde çok iç açıcı geçmedi ama son günlerindeki o vahşet o kadar büyük ve derindi ki diğer acılar bunun yanında çok sönük kaldı…

Dile kolay onlarca gencimiz hunharca katledildi hem de sebepsiz. Hayat mücadelesinde zaten bir sıfır geride başlayan bu gençlerin her biri, saçlarını tarayıp okula gitmesi gerekirken diğer tüm gençler gibi, kendi ülkelerinin (kendi ülkeleri hangisi oda bu vahşetten sonra soru işareti) dışında, 1 karton sigara ve yahut bir bidon mazot getirip satacak 3,5 kuruş para kazanacak belki okul harclıklarını çıkaracaklar bekli de evlerine bir lokma ekmek götürecekler. Bu bile çok görüldü, o bir lokma ekmek bile fazla görüldü bu gençlerimizin nezdinde halkıma.

Daha cevabı verilmemiş onlarca soru dururken karşımızda, sanki katledilenler bu ülkenin vatandaşı değilmiş gibi, bu ülkenin kahrolası tüm kurumları vurdumduymaz. Medya fiyasko, siyaset insanlık dışı, yargı zaten Genelkurmay ve siyasetten emir gelmedikçe hareketsiz, Genelkurmay'a cümle kurup kelimleri ziyan etmek dahi istemiyorum. Ve yine sahipsiz ve kimsesiz acılarımızla biz başbaşayız.

Hükümet, devlet organlarını ele geçirdikten sonra özüne döndü, devlet organlarını kutsal gördüğü, halkı önemsiz bulduğunu bir kez daha kanıtladı. Nitekim, muhafazakar ve milliyetçi bir partinin yenilikçi, reformist olmayacağını ben en baştan beri belirtmiştim. İktidara gelirken ve ikinci dönem seçilirken reformist, yenilikçi söylemlerinin göz boyama olduğunu yüzlerce kez dile getirdim.
Bugün bu vahşetin karşısında devlet kurumlarını, halkına seçmesinden anlaşılmıyor mu? Ve yine koruduğu bu kurumun, en tepesindeki adamı ‘internet andıçı’ davasından tutuklaması, reformist yenilikçi eylemlerının tepeden tırnağa yalan olduğunu, orayı ele geçirme niyetlerinin en somut örneği değil mi?

Kaldı kı kimliğine ‘müslümanlık’ gibi bir olgu eklemiş bir partinin böyle bir vahşete sessiz kalması hatta bu vahşeye bir şekliyle ortak olması bu kimliği bile kullandığı anlamına gelmiyor mu?

Katliamdan sağ kurtulanın ifadesi, Kürtler'in bu ülkede her an katledilebileceğini bir kez daha gözümüze sokuyor, devletin kendisi katilken, organları bundan geri kalmıyor, siyaset kişiliksizliğin en dibini bize gösteriyor (söz konusu Kürt olunca bu daha belirginleşiyor) Ve yine geriye cevapsız sorular ve Kürtlerin şanlı direnişi kalıyor…

Akp ve devlet böyle el eleyken, katliamdan dolayı birbirilerine teşekür mesajları yayınlarken, namuslu, haysiyetli, insan, demokrat kişi ve kurumlarının üstüne durmasını istediğim birkaç soru sormak istiyorum: Katliam gecesi Edal Sağ, annesiyle telefonda görüştüğü halde, PKK'lilerin telefon kullanmadığı bilindiği halde, heronlar GSM sinyali alırken ve o gece en az 3,4 saat görüntü almasına rağmen bu katliamı yapan katiller, Kürt halkına ne mesaj vermek istedi?

Askerler sınırı geçen köylülere izin verip, dönüşte durdurdu (sınır ötesinde) ve geride gelen küçük gurupların katılımını sağladı ve sonra bile bile katliamı başlattı ama özellikle niye sınır ötesinde bunu yaptı? Burdakı amaç nedir? Katliamdan sonra devlet niye aileleri arayıp tehdit ediyor hatta ölen gençlerin bazılarının yakınları gözaltına alınıyor ve 50'ye yakın kişi de aranıyor? Katliam yetmedi bir de gözaltılarla mı Kürt halkı yok edilmeye sesleri kısılmaya çalışılıyor?

Sonuç itibarıyla fazla yabancı olmadığımız bir devlet katliamı daha gerçekleşti ve AKP, muhafazakar ve milliyetçiliğin gereği özüne dönüp devleti kutsal sayan anlayışını ortaya koyuyor. Bunda şaşıracak bir şey yok, bu onlar için ‘olması gereken’ bir şeydi ve oldu. Asıl bizim yapmamız gereken kendimize gelip bu ülkede neyiz sorusuna doğru cevap verip, en küçükten en büyüğe, dindarıyla, inanmayanıyla, emekçisi, köylüsüyle kenetlenip, bu ve geçmişe yaşanan acıların hesabını sormaktır.

Yoksa Kürt halkı geçmişte çok katledildi, katledimeye devam ediyor ve biz ‘bir’ olmasak bu vicdansızların elinden katledilmeye devam edeceğiz. Tekrardan hepimizin başı sağolsun….


NOT: Önceki yazımda katliamda katledilenlerin sayısını 38 verdim diye bazı eleştiriler geldi. 38 bazı yerel gazetelerde çıkan sayıydı ki benim de güvendiğim bir gazete. sonuç itibarıyla 35,36 ve 38 iddialarından 38 olanı aldım, teşekürler….


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31