Cumhurbaşkanı Sn.Mustafa Akıncı’nın New York ve Brüksel temaslarını elimden geldiğince takip etmeye çalıştım.

Standartların yükseldiğini açık bir şekilde görebildiğimiz önemli ziyaretlerin umut verici olduğunun altını çizmek isterim.

Elbette Kıbrıs konusunu yerel bir mesele olarak düşünemeyiz.

En yalın tarafından ele alacak olursak Garantör Ülkeler, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği işin içinde.

Bu da uluslararası alanda Kıbrıs konusu ile ilgilenen taraflarlarla inter aktif bir ilişki içerisinde olmanızı zorunlu hale getiriyor.

***

Geleneksel siyasal kültürümüzün eksik bıraktığı alanlardan biri de ‘Lobiciliktir’.

Lobicilik dendiği zaman Kıbrıs Türk siyasal kültüründe sadece seçilmiş ve atanmışların yurt dışında yapmış olduğu temaslar anlamına geliyor.

Halbu ki uluslararası ilişkilerde ve politikaların belirlenmesinde Sivil Toplum Örgütlerinin ve Düşünce Kuruluşlarının rolü bugünün inkar edilemez bir gerçeğidir.

Dünyanın pek çok önemli merkezinde binlerce lobi kuruluşu çalışmalar yürütmektedir.

Faaliyetleri doğrultusunda lobiler karar alma mekanizmalarında bulunanları etkilemek ve alternatif politikaların üretilmesi noktasında son derece önemli role sahiptir.

***

Bu aşamada sözü KKTC’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına getirmek isterim.

Zaman zaman seçilmişler yurt dışı ziyaretlerinde orada faaliyet gösteren gerek düşünce kuruluşlarını gerekse sivil toplum örgütlerini ziyaret ederler ki bu doğru bir davranıştır.

Bu ziyaretlerde gördğüm en büyük eksiklik söz konusu görşmelerde Kıbrıs Türk Sivil Toplum temsilcilerinin olmayışıdır.

Ben bu durumu cinsiyet eşitliği noktasında faaliyet gösteren bir kuruluşu altı tane erkekle ziyaret etmeye benzetirim.

Söylenen sözün yanı sıra resimde görünenin yaratmış olduğu algının önemine inanırım.

***

KKTC’de uluslararası arenada faaliyetleri olan sivil toplum kuruluşları bir elin parmaklarını geçmez.

Bunun deneyim, kaynak ve zaman eksikliği yanı sıra çeşitli nedenleri vardır.

Uluslararası ilişkilerde etkili olabilmek için en önemli unsur sürekliliktir.

Bu da sizlerin sürdürülebilir bir yapı içerisinde var olmanızla alakalıdır.

İleri demokrasilerde sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşları için hem devletlerin hem de yasalarla düzenlenen örneğin  ‘ sivil toplum kuruluşlarına bağış yapan şirketlere vergi indirimi’ gibi teşvik edici uygulamalar söz konusudur.

***

Özellikle Kıbrıs konusunun ivme kazandığı bu aşamada sivil toplum örgütlerinin uluslararası alanda yürüteceği faaliyetler desteklenmelidir.

Bu da tanınmamış durumumuza rağmen kabul gören  ‘dünyaya açılan kapı’ olarak nitelendirebileceğim ve evrensel değerlerde çok önemli bir enstrüman olan ‘sivil toplumun’ değerlendirilmesi anlamına geliyor.

2008 yılından beri lobicilikle alakalı onlarca yazı kaleme alarak lobiciliğin önemini anlatmaya çalıştım.

Bir çok yetkili ile konuyu görüşerek ABD, Brüksel, Londra gibi merkezlerde yaşadığım tecrübeleri ve gördüğüm eksikleri aktardım.

Eksiklikler bilinmesine rağmen giderilmesi yönünde somut bir adım atılmadı.

Siyaseti bir orkestra şeklinde yapmayı ve toplumsal dinamikleri bir değer olarak kabul ederek sürecin içine katmayı önemsemediğimiz müddetçe de bu böyle devam edecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31