Rahmetli Doğan Harman hatırlattıydı bana…

ABD’nin eski kara kuvvetleri komutanlarından birinin, kitabının adıdır yukarıdaki başlık. Sadece umut etmekle, bir muharebenin kazanılamayacağını anlatır. Karşınızdaki gücün ayrıntılarına, kuvveti ve zafiyetine, donanımına, bulunduğunuz toprak, hava, deniz koşullarına hakimiyetiniz de yetmez. Ve hatta kendi gücünüz, kendi silahlanmanız, araç gereciniz de yeterli değildir başarılı olmak için.

Bütün bunlar gereklidir ama eğer sizin bir de bütün koşullara hakim olarak, hazırlamış bulunduğunuz bir “somut adınlar programınız” yoksa, başarılı olmanız mümkün değildir. Savaşmanın, siyasetin başka araçlarla sürdürülen şekli olduğu gerçeğinden hareketle, meseleye tersten bakarsak, politikada da bu gerçek, “ayniyle vakidir…”

Umut etmekle, umut yaratmakla, umut pompalamakla politikada da başarılı olamazsınız.

İdeoloji, felsefe, örgüt, slogan elbette gereklidir. Ancak, sizin siyasetin her alanında ve her dönemi için hazır bir “somut adımlar programı”nız yoksa, başarılı olmanız mümkün değildir. Tarihte başarılı olmuş politikacılara bakın: Atatürk, Lenin, Roosvelt, Gandhi, Churchill… 

Hepsinin de ideolojileri elbette vardı, hepsi nutuklar da atıyorlardı, sloganlar da… Ama hepsinin de elinde, her somut durum için, bir “somut adımlar programı “ olduğunu göreceksiniz. Mustafa Kemal’in daha Manastır’da ortaokul öğrencisi iken, imparatorluğun azınlık isyanları tartışıldığında, “ulus devlete ve cumhuriyete geçmeliyiz, yoksa bu isyanlarla uğraşırsak, kendimize kaynak kalmayacak” mealinde sözler söyleyip, askeri okuldan kovulmanın eşiğine geldiğini, sıra arkadaşı General Ali Fuat Cebesoy, anılarında anlatıyor. 

Otuz beş sene sonra iktidarı ele geçirdiğinde yaptığı, ortaokulda iken söylediğidir. Ve o kargaşa içinde, en kıdemsiz ve düşük rütbeli general iken, erkini kabul ettirebilmesi de belki de sadece onun, ne yapılacağı ile ilgili, nihai bir programının olmasındandır. 

Bir de başarısızlara bakın: Hitler, Stalin, Mussolini ilh. Hepsi de insanlara parlak nutuklar atarak, onların umutlarını pompalayan, ama hiçbir somut soruna çözüm üretemeyen adamlardır. Olmayacak duaya amin demeleri de “bonus”!
 Siyasette, umut başarının yöntemi değildir. Yöntem her durum ve adım için, somut adımlarını önceden bilenlerin elinden çıkmıştır ki insanlığın gerçek umudu da onlardır. Umut yaratan değil, neyi nasıl yapabileceğini bilip, anlatanlar.

Onun için, ne yapılacağını yönetmek gücü elinizde yokken, meclisin düzeyini düşüren zihniyete değil de muhalefete saldırarak, “ meclisten çekilin” diye tutturmak, zaten olmayan siyaseti kötülemek, hiç kusura bakılmasın ama kendi ayağına kurşun sıkmanın ta kendisidir. Meclis olmazsa, nasıl yönetileceğiz? Cunta ile mi, vali ile mi? Bunun da yanıtı verilmelidir…

Ve “çelişkiler artacak, dünya da müdahale edecek” ham hayalini görenler, Rolandis’i dikkatle okumalıdırlar! Bir milliyetçi teze karşı çıkmanın yolu, tam karşıtı milliyetçi tezi destekleme değildir!

Kaldı ki bunu yapacak bir güç de yoktur… Bana inanmazsanız, Rolandis’e bakın ve nasıl bir oyuna malzeme olunduğunu düşünün… 

Tam bir Nihilizm örneği ile karşı karşıyayız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31