Görüşmeler tam hızla devam ederken…

 BM temsilcisi Espen Barth Eide kapıyı açtı…

Kafayı dışarı uzattı…

“Bundan sonra bilgi vermek yok, her şeyi bitince açıklarız” dedi…

Kapıyı kapattı.

Gitti.

Biz dışarıdan baktık.

Öylece bekledik…

Zaman geçti geçmedi, liderler çıktılar.

Gülümsediler.

Gittiler.

Biz yine baktık.

Arkalarından “hayırdı inşallah” dedik.

 Böylece şimdilik o konuyu konuşmamaya, düşünmemeye ve hatta üzülmemeye karar verdik.

Liderler kararlı ya.

Onlar nasılsa bizim için iyi bir anlaşmaya imza atacaklar ya.

Hani en kötü ihtimalle beğenmezsek, referandumda “hayır” ı basar, geçeriz.

Onun içindir ki böylesi daha iyi oldu.

Gizlilik de bir hayırdır neticede…

Çıkmayan candan ümittir.

Yoğun bakımdaki hasta için “bitti” denilmediği sürece, umut hep sürer.

Aylar, hatta yıllar, “Ya belki uyanır” diyerek o fiş çekilmez.

Umuttandır ki giden zamana aldırmayız.

Geçen her fırsata bakmayız.

Hani apartmandan hızla betona düşerken adam, “Daha ölmedik” der ya.

Bizimkisi de öyle.

Açıklanmadan, imzalanmadan, sonuçları görmeden, kötünün iyisi de olsa bir anlaşma olacak, yerimizi bileceğiz, diyoruz.

Umut işte.

Bu arada, nasıl oluyorsa Rum basını, ille birkaç haberi kapıların arkasından alıp, dışarıya servis ediyor.

Huzurumuzu bozuyor.

Oysa sessiz ve derinden, ne de güzel ilerliyorlar, hayali kuruyoruz.

Dediler ki masada olan meselelerden biri de TC’lilere dört özgürlük meselesidir.

Bu dört özgürlüklerin başında, “yerleşikler kalsın ama her dört Kıbrıslıtürke bir sayısını geçmesin.”

Bizimkiler bu öneriyi kabul etmemişler.

“Hepsi de kalsın” diyerek.

Hepsi de nasıl kalacak?

Kıbrıs’ın yerini bilmeyen KKTC’liler var Türkiye’de.

Hiç gelmemiş ama vatandaş.

Veya biliyor ama işi olmaz.

O kendi ülkesinde, olası bir anlaşma sonunda cebine koyacağı AB pasaportunu düşler.

Bu arada ticareti için kimliğimizi kullanır.

Hatta oğlu askerliğini burada yapsın, Güneydoğu’ya gitmesin diye taşır.

Bunlar gibi bir sürü gereksiz kimlik verilmişlerin yanında, yorganıyla gelip, “ben geldim” diyerek kapağı atanlar var.

Say say bitmeyecek kadar nüfusun gideceği yerleri nasılsa var…

İnsan hakları diyerek aslında gidecek yerleri olmayan bizlerin insan hakları çiğneniyor.

Diyelim… Ve kapıdan uzanıp bakan BM temsilcisi Espen Barth Eide’ye bakalım.

Onun açıklamasını bekleyelim.

Belki “oldu bu iş” der…

Umut işte. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5