Karakuş Öz yazdı...
Bizimle makamınla konuşma… Üslup, karaktere tabidir. Hepimiz biliriz , yaşamışızdır bazı cümleler vardır, insanın kulağından değil, vicdanından girer.
Hele ki karşınızdaki insan, evladının, eşinin, kardeşinin, babasının ya da annesinin akıbetini öğrenmeye çalışıyorsa…
O insana karşı kullandığınız tek bir kelime bile, yıllarca unutulmayabilir. Gemi kazasında kaybolan vatandaşlarımızın aileleri günlerdir uykusuz. Telefonun her çalışında yürekleri ağızlarına geliyor. Her kapı sesinde, acaba bir haber mi var? diye umutlanıyorlar.
Onların istediği ayrıcalık değil. Onların istediği makam değil.Onların istediği sadece bir haber… Bir açıklama… Biraz anlayış… Böylesine ağır bir acının ortasında, görev başındaki bir polisin ailelere karşı sabırsız, sert veya küstah bir üslup kullanması kabul edilebilir değildir.
Çünkü makam büyütmez maalesef memure hanım, üslup ele verir hep. Makam, insanı diğer insanlardan daha değerli yapmaz.
Tam tersine, makamın büyüdükçe taşıdığı sorumluluk da büyür. Polis olmak, sadece kanunu uygulamak değildir. Bazen ağlayan bir annenin karşısında susabilmektir. Bazen öfkeli bir babayı anlayışla dinlemektir. Bazen aynı soruyu onuncu kez soran bir aileye, bilmiyorum ama öğrenmeye çalışacağım diyebilmektir.
Afedersiniz sayın okurlarım ben mi yanlış düşünüyorum? Düşüncelerim, yaşadıklarım, tecrübelerim mi yanlış? Böylesi acı olaylarda , karşıdaki insan o anda vatandaş olmaktan çok daha fazlasıdır. O, kayıp bir canın yakınıdır.
Ve kayıp yakınına söylenecek sözün de, kurulacak cümlenin de bir ağırlığı vardır.
Kimse bir polisten imkansızı beklemiyor. Kimse görevini yapmasın demiyor.
Ama görev yapmak ile insan olmak birbirinin alternatifi değildir.
Bir memur görevini yaparken de nazik olabilir. Bir polis otoritesini korurken de merhametli olabilir değil mi? Soruyorum ya olabilir değiş mi?
Yada ne biliyim bir, makam sahibi sınırlarını çizip bunu kırmadan anlatabilir değil mi?
Çünkü benim bildiğim, gördüğüm , öğrendiğim sert olmak başka şeydir, SAYGISIZ olmak başka.
Bugün belki o görevli bayanın söylediği bir söz, kendisi için birkaç saniyelik bir konuşmadan ibaretti. Ama karşısındaki aile için o birkaç saniye, hayatlarının en acı günlerinden birine kazınmış olabilir.
İşte bu yüzden söylüyorum, makamla konuşulmaz. İnsanla konuşulur.
Makamınızın kapısında ünvan yazabilir.
Ama insanın gerçek karakteri, karşısındaki güçsüzken ortaya çıkar. Karşınızda bir bakan varken gösterdiğiniz nezaket çok şey anlatmaz. Karşınızda amiriniz varlende aynı.
Asıl karakteriniz, karşınızda çaresiz bir anne , bir baba, bir amca, bir evlat varken nasıl konuştuğunuzda ortaya çıkar.
Asıl karakteriniz, karşınızdaki insanın sizden hiçbir şey isteyemeyecek durumda olduğunu düşündüğünüz anda belli olur.
Ve bugün bu ailelerin ihtiyacı olan şey, karşılarında daha fazla duvar görmek değildir. Bir insan sesi duymaktır.
Merak etmeyin, elimizden geleni yapıyoruz.
Size bilgi geldiğinde mutlaka haber vereceğiz. Belki acı aka başınız sağ olsun.
Bazen sadece bu üç cümle bile bir ailenin yüreğine dokunabilir.
Unutma!!!
Bir gün üniformanı çıkartacaksın. Makamını da bırakacaksın . Rütbenden de emekli olacaksın. Ama karakterin, peşinden gelecek.
Tek bir soru sormak istemiyorum…
“Sen bu sözleri, karşındaki insanın yerinde olsaydın duymak ister miydin?”
Cevabın hayırsa…
BENCE O CÜMLEYİ KURMAMAK , BELKİ DE GÖREVİNİZİN EN İNSANİ, TARAFI OLMALIDIR…