Geçtiğimiz günlerde bir gazetemizde, First Lady’ler arasında gizli bir savaş olduğu yazıldı. Gazetelerin Cumhurbaşkanının eşi Meral Eroğlu ve Başbakanın eşi Gülin Küçük’ün haberlerini korkudan yan yana verdiklerini söyleyen yazar, Çalışma Bakanı Şerife Ünverdi’yi de kıyasıya eleştirmiş.

Yazı, yazanı bağlar. Dolayısıyla o görüşler yazıyı yazan arkadaşımızın görüşleridir ancak ben bu yazıya katılmadığımı söylemeliyim. Zira, bundan öncede buna benzer bir yazı yazmış olsam da Şerife Ünverdi ve Gülin Küçük’e haksızlık yapıldığı düşüncemi yineleyeceğim.

Yazar, First Lady’lerin arasında savaş olduğunu söylüyor. Ben savaş var mı yok mu bilmem ancak yazarın dediği gibi, savaş varsa ve bu savaş topla tüfekle yapılmıyorsa neyle yapılıyor?

Hizmetle… Şayet First Lady’ler birbirleriyle hizmet yarışına girmişlerse bundan karlı çıkacak olan halktır. Eşleri devletin en üstünde bulunan bu hanımlar fikir önderi olarak halka hizmet misyonunu yerine getirmek için yarış yapıyorlarsa bu bizi rahatsız değil, memnun etmelidir. Ortada saltanat, imparatorluk filan da olmadığına göre bu yarıştan hayıflanmanın anlamı yoktur.

Bir diğer konuya gelelim; yazar, “anlaşılan o ki Şerife Hanım hükümette konu mankenidir. İşi de Bakanlık falan değil, Gülin Hanımın iç ve dış gezilerinde kendisine eşlik etmekten ibarettir. Bir politikacı sırf Bakan olabilmek için  bu kadar aşağılanmaya nasıl katlanır anlamak mümkün değil” sözleriyle Bakan Ünverdi’yi yerden yere vurmuş. Devam etmiş, “Şerife Hanıma bakın, UBP’deki bütün milletvekillerinin psikolojisini anlayın!”

Daha önce söylemiştim, yine söyleyeceğim. Şerife Ünverdi işini iyi yapmak için çok çaba sarf eden, halkla iyi diyaloglar içinde olan bir kadın Bakanımız.

Kabinenin tek kadın Bakanı olmanın avantajlarını kullanmak bir yana, olmadık eleştirilere maruz kaldı şimdiye kadar. Nedense kimse diğer Bakanların kiminle samimi olduğuna, ne yapıp/ yapmadığına bakmazken Şerife Hanımın, Gülin Hanımla katıldığı etkinlikler göze battı. Şerife Hanım, boş zamanlarında ailesiyle olabilir, tatile gidebilir, birçok etkinliğe katılabilir. O zaman kimse bir şey demeyecek ancak ne zaman ki Gülin Hanımın yanında, kıyamet kopacak.

Demem odur ki, Şerife Ünverdi gerçekten bu ülkeye bir şeyler yapmak için çabalayan bir kadın.  Bakanlık koltuğu ise bu çalışmalarını yasal zeminde, daha rahat hayata geçirebileceği bir imkanı sağladı kendisine. Sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı, özellikle kadın ve çocuklar için çalışmayı kendine misyon edinmiş Gülin Hanım ile aynı pencereden bakıyor olmaları ise ülke için bir kazanım.

Kadın dayanışması içinde birlikte düşünüp, birlikte üretiyorlar. İşin güzel tarafı ise Gülin Hanımın da, Şerife Hanımın da konumlarından dolayı önlerine koydukları her projeyi hayata geçirebilecek pozisyonda olmaları. Malum sivil toplum örgütleri ne kadar ciddi çalışırsa çalışsın ellerindeki imkanlar dahilinde hizmet verebilmekteler.

Ayrıca şunu da hatırlatalım; Şerife Ünverdi Bakanlık görevini en iyi yerine getirenlerden biridir. Meclis’e hiç devamsızlığı olmayan, Bakanlıktaki işlerini aksatmayan, kendisini her kim görmek isterse mutlaka görüşen, kısacası her şeye yetişmeye çalışan bir Bakan. Hep koştururken gördüğümüz bu Bakanın onca iş arasında Gülin Hanımla çeşitli etkinliklerde yer alması kıymet ihtiva etmelidir. Yani dinleneceği zamanı bu tür etkinliklere ayıran bir Bakanın, “nasıl yetişiyor bunca yere” yerine, “konu mankeni” olarak yansıtılması büyük haksızlıktır.

Dolayısıyla Şerife Hanımın, Gülin Hanımla görünmesine değil, Gülin Hanımla birlikte hangi işlere imza attıklarına bakılması gerekir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31