Genelde kazık yiyenlere söylenir .

İnandırılan, kandırılanlara .

“Kusura bakma” denir bir de bu sözden önce veya sonra .

Sırıtarak hem de.

Mağdur olansa, “iyi ki daha büyük değildi” der şükreder giren kazığın küçüklüğüne bakarak .

Bu sözü 1974 sonrası öğrendim.

Muhtemelen siz de o güne kadar duymamıştınız, lûgatımıze giren birçok  yeni sözü gibi.

Bir çok yeni söz öğrendik ama ders alamadık.

Son günleri takip etmişseniz konuyu nereye bağlayacağımı anlamışsınızdır.

Çünkü başlık haberin kendisi.

Yine de devam edelim.

Gözünüzün önüne 1974’ü getirin.

Yalın düşünün.

Önce korku salarak insanları paniklettiler.

Bu panikle insanlar  yerlerinden bir an evvel neresi olursa olsun kaçmak istediler.

“Mal canın yongası” değildi çünkü can olmazsa mal işe yaramazdı.

Öyleyse önce can gelmeliydi.

Ve can bakkalda satılmıyor.

Ne evleri önemliydi o saatten sonra ne de malları.

Hatta bankalardaki paraları.

Kurtaracaksan malı değil önce canını kurtaracaksın diyerek öylece terk ettiler neleri varsa.

Gerçi birkaç sefer yaşatılmıştı bu tür göçler ama bu seferki başkaydı.

İş çok ciddiydi.

Geriye dönüşü olmayacaktı.

Ve diğer tarafa geçtiklerinde depremden kurtulan Vanlılar gibi çadırda yaşamaya hazırdılar.

Okyanus ortasında batmak üzere olan teknede gibiydiler…

“Bir an evvel sahile çıkalım ayaklarımız toprağa değsin de ” diyorlardı.

Çünkü ölümden kaçtıklarını düşünüyorlardı.

O telaş varken, ortalık toz dumanken...

Kaçanlar neler olacağını kestiremezken…

Birileri onlar için geleceğe(!) dönük çalışmalarının planlarını yürütüyordu…

Önce,“Ekilemeyen tarlaları ekecekler, toplanamayan bahçeleri toplayacaklar” diyerek feribotlara doldurup (güya-sözde) işçileri Türkiye’den getirdiler.

Toz duman kalkacak gibi olunca da bu sefer yine planın gereği,  “ortalık çok dağınık düzeltmek için imar lazım” diyerek birçok ihale açtılar…

Ankara’da açılan ihaleleri kazanan Ankara firmalar haliyle, “burada ücretler fazla, biz kendi ülkemizden kendi işçimizi getirmeliyiz  inşaatlarda, yollarda çalıştırmak üzere ” dediler ve onlar da diledikleri kadar işçiyi aileleri ile birlikte taşıdılar güzelim adaya.

Ucuz işçi modasına yerli firmalar da katılınca hesapladıkları planın tamamlandığını düşündüler…

Ve insanları evlere kapatarak geçen defa olduğu gibi,” bu sefer son” diyerek sayım yaptılar.

Ki muhtemelen açıklayamayacakları sonuçlardan işlemin bittiğini görsünler.

Tüm gazeteler sayımın ertesinde o haberi yazıyordu sayım haberinden  daha önde…

Türkiye tıpkı bizim gibi mallarını terk eden Kıbrıslırumlara mallarına karşılık tazminat yerine su verelim demiş haberde.

Genelde kazık yiyenlere söylenir bu söz.

İnandırılan, kandırılan kişilere.

“Kusura bakma” denir bir de kazık yiyenlere, bu sözden önce .

Sırıtarak hem de.

Şimdi başlık cuk oturdu mu?

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31