Eski cumhurbaşkanlarımızdan M.Ali Talât söyledi:

            “ Üzgünüm ama yakın bir gelecekte, çözüm olmayacaktır…” Talât, aslında “malûmu ilâm” etmiştir. Yâni bilinen bir şeyi, alenen söylemiştir. Neden?

            Kıbrıs Sorunu ele alındığında, kusuru herkes birbirine atar. Rumlar’a göre, Türkler ve Türkiye suçludurlar. Kıbrıslı Türkler’e göre, EOKA ve Makarios suçludur. Türkiye’ye göre suçlu, Yunanistan’dır… Yunanistan’a göre, Türkiye… Hepimize göre, muhatabımızın ötesinde asıl İngiltere suçludur. Ayni iddiayı, Amerikalı bir diplomattan da işitmiştim, “açıklarsan inkâr ederim” diyerek!

Kıbrıs Rum soluna göre, baş suçlu Anglo-Amerikan emperyalizmi’dir! O kadar ki burada bir ABD büyükelçisi kurşunlanarak, öldürülmüştür… Kıbrıs Türk soluna göre, emperyalizm’dir… Bu adada iki halk arasındaki çekişmenin en eski tarihinin 1799’a kadar uzandığını, emperyalizm kavramının ise 1918’den sonra ortaya çıktığını, nedense hiç düşünmeyiz… Ezberimizi bozar…

1799 adada Helen milliyetçiliğinin kilisede egemenliği ağır ağır ele geçirmeye başladığı yıldır oysa… Maşara Manastırı’nı tamir etmek için bugünkü Romanya’ya giden Kiprianos isimli bir papaz, 1796’da orada Filiki Etheria ile tanışıp katılmış ve ünlü Megali İdea’nın yayınlanmasında hazır bulunmuştur. 1799’da, adaya dönmüş, önce Başpiskoposluk genel sekreteri, sonra da Başpiskopos olmuştur. Ve Osmanlı yasalarına göre Etnarh’tır… Yâni milletin başı… 1821 İsyanı’nın önderi de oydu… Sarayönü’ndeki dut ağacına asılarak, idam edilmiştir… Ama Kıbrıs’ta Helen Ulusçuluğu’nun çatısını çatan da odur…

Kıbrıs Türk Ulusçuluğu ise nispeten çok geç bir dönemde 1930’larda ön almış olmakla beraber, besbelli ki buna tepki olarak, İstanbul’dan çok önce doğmuştur, buralarda… 1890’larda, Kıbrıs’ta Türk Ulusçuluğu fikirleri, köylere kadar ulaşmaktaydı. 1891’de Siligu köyünde yapılan bir konuşmayı, birkaç defa yayınladım… Lefkoşa’lı Ahmet Raik Efendi’nin, Türkçülüğün manifestosu Üç Tarz-ı Siyaset’i 1903’te basan Kahire’deki Türk Dergisi’nin yazarları arasında olduğunu biliyoruz. 1912’de Bakû’da yayınlanan Füyuzat Dergisi’nin yazı kurulunda da ayni isim bulunmaktadır. Ağaoğlu Ahmet’in çıkardığı bu dergi, Türkçülük’ün Osmanlı dönemindeki bayrağıdır adeta… Ayrıca bir gün ele alırız onu da…

Kıbrıs’ta her iki ulusçuluk, Kıbrıs’ta anavatanlarından erken dönemde ortaya çıkmış ve devam etmektedir. Rumlar arasında çok erken, bizim aramızda nispeten reaksiyoner ve daha geç olmakla beraber, oldukça erken bir dönemde. Niyazi Kızılyürek, bir çalışmasında bunlara “egemen yarışmacı ideolojiler” der… Her ikisi için de dünya bir yana, buradaki karşıtı bir yanadır! Dünya yanacaksa yansın… Yeter ki buradaki karşıtına galebe çalsın… Her ikisi de bu durumdadırlar ve anavatan kamuoylarını manipüle edemedikleri sürece, kendi anavatanları tarafından da “müfrit” bulunmuşlardır. Yâni, aşırı!

Emperyalizm, bunların üstüne geldi… Ve elbette ki kendi çıkarına kullandı…

Kıbrıs Sorunu’nun nedeni, bu iki “yarışmacı ideoloji”dir… Kimin daha suçlu olduğunu tartışmanın, artık bir anlamı yok! İlk adımı kimin attığı meydanda olsa da…

Bir ideoloji, bu kadar uzun zaman egemenliğini sürdürürse, artık ondan zihniyet diye bahsetmek gerekir. Zihniyet de toplumun bütün mensuplarını içine alır… İdeoloji farkı gözetmeden… Tartışılması gereken, soruna neden olan zihniyetle, çare bulunup bulunamayacağıdır.

Ben de Talât kadar üzgünüm ama bulunamaz… Üzülmenin hiçbir faydası yok!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31