Ne güzel geldiler…

“Garantörüz,  bozulan anayasal düzeni yeniden düzenleyip döneceğiz,” dediler…

Uçaklarla bildiri attılar, “Ateş açmayın, sadece Türklere değil Rumlara da barış getireceğiz ve döneceğiz” sözleri verdiler…

Alkışladık.

Alkışladılar.

Ama öldük, öldürdük.

Dağlar patladı, ormanlar yandı…

Kumlar denize kaçtı, deniz köpürdü…

Balıklar ne olduğunu anlayamadılar…

Kuşlar, köpekler, kediler onlarla ilgisi olmayan bu savaşta kaçacak delik aradılar.

Asfalt güneşin yakıcılığı altında erirken insanlık da erimeye başladı…

Ve uçaklar bildiri dağıtmaya devam ettiler.

Kıbrıs’ın bölünmesini istemeyenler önce alkışladılar sonra baktılar, Kıbrıs bölünüyor.

Savaşa katıldılar.

Onlar da öldüler, öldürdüler.

Sonunda 50 yıl önce çizilen harita sınırlarına gelindi…

Operasyon da savaş da kurtarma harekâtı da bitti…

Ve ateşkesin ardından yerleşme süreci başlatıldı.

Yerleşme süreci hala devam ediyor.

Kuzeyden güneye kaçanlar, güneyden kuzeye getirilenler birbirlerini sınırda gördüler.

Bakıştılar.

Ne oluyoruz, dediler.

İş işten geçmişti.

Garantörüm kelimesi ile başlayan roman, garantörüm kelimesi ile devam etti.

Ve bugün.

Yani aradan kırk tam yıl geçtikten sonra…

“Garantörüm onun için buradayım… Garantörlüğüm Kıbrıs Cumhuriyeti, dolayısıyla Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlardır diyen TC’nin şimdiki emanetçi Başbakanı Davutoğlu gittiği New York’ta açıklamalarda bulundu.

Ve IŞİD ile ilgili sorulan soruya, “Kuzey Kıbrıs'ın tüm her şeyi Türkiye'nin garantörlüğü altındadır” dedi…

Sözler vardır tutulur.

Gereği yapılır…

Sözünü tutana “adam” derler…

Sözler vardır tutulmaz.

Tutmayanı herkes bilir…

Bakkal bile ona veresiye satmaz.

Sözü güvenilir olmayan, borcuna da sadık değil çünkü…

Ancak uluslararası anlaşmalara göre atılan imzalarda, “bana ne” diyemezsiniz.

Söz tutmama gibi lüksünüz de olamaz.

Ya yapacaksınız ya da yapacaksınız…

Başka seçeneğiniz yoktur.

Mesela boğazlar meselesi…

Lozan Anlaşmasında adını koydular.

Askeri olmayan tüm taşıtlar savaş hali dışında serbestçe ve ücret vermeden İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçebilir…

Sözümü tutmak beni kurtarmaz deyip herhangi bir TC hükümeti bugün yabancı gemilerden ücret isteyemez…

Fakat iş Kıbrıs’a geldi mi sözler unutulur…

Vaatler menfaatlere çevrilir…

Ve her iki tarafın garantörüyüz denilerek çıkılan bu adada 40 yıl sonra geline noktayı Davutoğlu ilan etti… “Kuzey Kıbrıs'ın tüm her şeyi Türkiye'nin garantörlüğü altındadır.”

Ey Kıbrıslı daha neyi duymak istersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31