İddiam o ki, Mesarya yöresinde ciddi bir araştırma yapılsa Büyük İskender’in soyundan gelen insanlarla karşılaşılacak. Makedonyalı İskender’in ataları olan Mikenler, 4000 yıl önce Kıbrıs’a gelip Mesarya’daki ilk yerleşim birimlerini kurmuşlar.Bu yerleşimin bir öncesi var tabii ki. Bugünkü Makedonya topraklarından gemilerle yola çıkan Mikenler, çeşitli ürünleri getirip Mısır Firavunu İkinci Ramses’e satarlarmış. Ramses’in talepleri yoğunlaşınca, bu kez Akdeniz’de korsanlığa soyundular ve topladıkları ganimetleri ona satmaya başladılar. Ama Mısır’a yakın bir üs gerekiyormuş onlara. Bu amaçla Kıbrıs’ın kuzey sahilini seçip oralara çıkarlar. Miken kralı Sinda, ülkesindeki sıradağların adından esinlenip Kıbrıs’ta ayak bastıkları yöreye “Kyrenia” adını verir. Ama Mikenler o yörenin rutubetli havasından rahatsız olunca, dağları aşıp adanın içerlerinde kendilerine daha uygun yerleşim alanları ararlar. Bir zamanların Mezopotamyası gibi verimli, sulak ve ormanlık alanlarla donanmış enfes iklimli bölgeyi yerleşime uygun bulunca, oraya yerleşkelerinin temellerini atarlar. İlk yerleşim alanına Kral Sinda’nın adını verirler. Bugün “İnönü” diye andığımız Sinde köyünün doğuşu işte böyle olur…
  
Dağarcığımızı bu bağlamdaki ayrıntılı bilgilerle doldurmak, Mesarya’nın ünlü köyü Vadili’de geçirdiğimiz saatler içinde Hüseyin Hersoy sayesinde oldu. Aslen Lefkoşalı olmasına karşın kendini Vadili’ye adayan turizmci ve çevre gönüllüsü Hersoy, Vadili Belediye Başkanı Mehmet Adahan’ın önemli danışmanlarından biri. Turizmci Hersoy’un en fazla esef ettiği konu da, Miken soylularının mezarlarını barındıran mağaraların turizm hareketimizde hak ettiği ilgiden hala yoksun olması. 4000 yıllık bir kültür mirası dikkatlerden uzak. Bir dikkati çekebilse, Mesarya ekzotik bir turistik bölge olacak tıpkı Harran Ovası gibi.
  
Vadili’nin geçmişi çok parlak. Ama susuzluk nedeniyle şimdi ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Gençler köyden göç etmekte. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar susuzluğun dayattığı koşullarla başa çıkabilmek için olağanüstü çaba harcarken, Mesarya insanının direncinin güzel örneklerini veriyorlar. Ülkemizin en kalabalık büyük baş hayvan popülasyonu Vadili’de. 3000 civarında büyük baş hayvan, özellikle süt üretiminde, soğuk zincirin verimli bir halkası olarak, Vadili’yi ön plana çıkarıyor. Ülkemizin tek hindi çiftliği de burada. Bu kurak bölgede büyük sorunların üstesinden gelmeye çalışan belediye başkanlığının gelirleri düşük. 2300 nüfuslu belediye sınırlarının içine 250 nüfuslu Turunçlu köyünün de katılmasından sonra, belediyenin sorumlulukları daha bir arttı.
  
Hiç de kolay olmayan koşullar içinde ve 30 dolayında personelle belediyecilik hizmeti vermek her babayiğidin harcı değil. Bu nedenle ben bu köyün belediye başkanlarına ta dostum Dr. Erbay Kanatlı’dan bu yana, hep “Vadiler Aslanı” yakıştırmasını yaptım. Sinema meraklıları bilir; “Vadiler Aslanı” Allan Ladd’ı şöhrete ulaştıran ve klasikleşen o kovboy filminin adıdır. Yılmaz silahşör Allan Ladd de, Mesarya benzeri kurak ve çölleşmiş bir bölgede sürdürmekteydi çetin serüvenini…         
  
Şimdinin “Vadiler Aslanı” Mehmet Adahan, kooperatifçilik gibi bir örgütlenme ve üretim hareketinin içinden geliyor. O nedenle gerek Vadili’nin, gerekse Mesarya’nın kaderinde dönüşüm yaratacak önemli projeleri yaşama geçirme çabasında. Projelerinden biri bio enerji üretmek. Bölgede en çok bulunan meta, hayvan gübresi. İşte kurulacak tesiste bu gübreleri değerlendirme ideali gerçekleşirse hem bölgenin enerji sorununa çözüm getireceğine, hem de diğer bölgelerimize de benzeri atılımlar için örnek oluşturacağına inanıyor. Öteki ideali ise “Kompost Projesi.” Bahçe ve saksı çiçekçiliği ile üretiminde kullanılmak üzere her yıl 80 bin ton özel toprak ithal edildiğini belirten Adahan, “Bölgemizde biz bu tür bir toprağı üretecek potansiyele sahibiz. Yeter ki projemize gerekli desteği sağlayalım. Türkiye’nin önemli firmalarıyla bu konulardaki temaslarımız sürmektedir” diyor.
  
Kurak Vadili’nin tozu toprağı ve hayvan – gübre kokuları içinde dolanırken, her yanda öbek öbek gabbarlar görüyoruz. Bilge mihmandarımız Hüseyin Hersoy “Gabbar, Viagra’nın ham maddesi. Ama kaç kişi farkında” açıklamasını yapıyor. İlk kez duyduğum bir açıklama da yine ondan geliyor okaliptüs ağaçlarının altında serinlerken: “İngilizler bu ağaçları bataklıkları kurutmak için ekmişlerdi ama, yağmurlardan da yoksun bıraktılar ülkemizi. Çünkü okalüptüs ağaçlarının gökyüzüne salgıladığı gaz, yağmur bulutlarını kaçırır.”
  
Vadili’de yetişen ve toplumsal yaşamın çeşitli alanında iz bırakan mücadeleci değerlerimizin sayısı az değil. İşte o vadi aslanlarından bazıları: Mehmet Eziç, Hüseyin Şişman, Songurlar, Sarıoğlu’lar, Erol Kazım, Feridun Adahan, Op. Dr. Öztürk Ünverdi, Fahrioğlu’lar, Akçaba’lar, Oktay Öksüzoğlu, Ayer Akerman, Fadıl Rinter, Hasan Gürdallı, Özkan Ömer, Mehmet Metcoğlu.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31