Bir idare yeterince başarılı olmayabilir. Uğraşır didinir ama elinden pek bir şey gelmez. Böyle bir yönetimi eleştirir hatta ilk fırsatta değiştirirsiniz. Ama böyle bir idare sizi yaşadığınız topraktan soğutmaz.

 

İdeolojinizin ne olduğu önemsizdir. Yaşadığınız yere ister “vatan” deyin, isterseniz “yurt…” Devlet erkânı çabalayıp beceremiyor diye ülkenize küsmesiniz. Daha iyisini yapacak birilerini arar ve bulursunuz, o kadar…

 

Fakat hükümetiniz adil değilse o zaman işin rengi değişir. Bir “vatan” ya da “yurt” için, vatandaşları arasında ayrım yapan bir idareden daha ölümcül hiçbir tehdit yoktur.

“Vatandaş” olduğunuza göre verginizi ödeyeceksiniz… Askerlik gibi yükümlülükleri yerine getireceksiniz… Ama iş hizmet almaya gelince “yandaş” el üstünde tutulacak, siz ise itilip horlanacaksınız. Yemezler!

 

Külfette ve nimette adalet duygusundan yoksun olan bir devletin ne toprağının kıymeti vardır ne de bayrağının. “Yandaş”tan aşağıdaki tabakaya mensup olan hiç kimse şatafatlı törenlere ve devasa sembollere aldırış etmez.  Aidiyet duygusu öyle kuru kuruya simgelerle sağlanabilecek bir şey değildir.

 

Başbakan İrsen Küçük, gençlere arsa dağıtılan bir törende “toprak varsa vatandır” demiş. Başbakan, halkın toprağına sahip çıkması sayesinde Kuzey Kıbrıs’ın “vatan” haline geldiğini belirterek, gençlerden de topraklara tırnaklarını geçirmelerini istemiş.   

 

Bir toprağın vatana dönüşmesi için keşke Sayın Başbakanın varsaydığı gibi birkaç arsa dağıtmak yetseydi. Gençlerin bu topraklara tırnak geçirmesi için öncelikle adil bir idareye ihtiyaç var.

 

Gazeteler günlerdir yazıyor. UBP’nin kapalı kapılar ardında iş bitirme hastalığı yine depreşmiş. Başbakanlık’ta gizli istihdam operasyonları gerçekleştiriliyormuş. Şimdiye kadar çeşitli devlet dairelerine onlarca yeni eleman alınmış.

 

Artık ayyuka çıktı: UBP örgütlerinde “kontenjan” itiş kakışı yaşanıyor. Partinin her etkili ismi, dilediği genci devlete sokuşturmak için kulis yapıyor. Aracılar Meclis ve bakanlık koridorlarına doluşuyor. Bir yakınının, has partilisinin veya taze üyesinin elinden tutan herkes, kral edasıyla bakanın odasına dalıyor.

 

Sayın Başbakan, bu topraklara inanmamızı ve sarılmamızı istiyorsanız ilk önce bu insafsızlığa son vermek zorundasınız. Kapalı kapılar ardında gerçekleştirdiğiniz her istihdamla aslında yüzlerce insanın hakkını çiğniyorsunuz. Her işsiz gencin eşit koşullarda başvuru yapma ve sınava girme hakkı var. Bunu kim, hangi hakla elinden alabilir?

 

Gazetelerde yazılanlara bakılırsa, insanlar devlet eliyle yapılan ücretsiz sünnetlerde bile torpil olduğuna inanıyor. Toplumun adalet inancı işte bu derecede tahrip olmuş durumda. 20-30 arsa tahsisi ve üç beş güzel nutuk, bu tahribatı tamir etmeye keşke yetseydi...

 

“Vatan”, toprakta kendiliğinden yetişmez. Çorak araziyi milliyetçilikle sulamak da faydasız. Önce tohum niyetine “adalet” serpmek gerek…  

 

Torpil ekersen dağ olur; adalet ekersen bağ…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5