Bu vatanı çok sevdiğimiz ve bu vatanda var oluş mücadelesi içinde olduğumuz sosyal gündemimizin en büyük ve en yaygın iddiasıdır.

Bu iddiada ne kadar samimi olduğumuz günlük yaşantımızın küçük ayrıntılarında gizlidir. O ayrıntıları görebilenler, vatan sevdasına ve var oluş mücadelemize dair iddianın samimiyetine de tanılarını koyabilirler.

Bürokratik hizmetler, vatana bağlılığın ve devlete güvenin oluşmasında büyük rol oynar. Bürokrasi çarkındakilerin vatandaşa hizmette kusuru ve saygısızlığı varsa, bunu yapanların vatan sevdasına ve var oluş mücadelesine inanabilmek zorlaşır.

Çocuklarımız bu vatanın ve toplumsal varlığımızın geleceğidir. Bu geleceği çürüten, bu geleceğin bilgi ve sorumluluk düzeyini diplere çeken eğitimsizliğe çanak tutanları gördüğümüzde, bu gibilerin vatan sevgisinden ve var oluş mücadelesinden hayır gelmeyeceğine derin bir üzüntüyle tanı koyarız.

Üretmesi gerekenlerin üretmediğini, kimi üreticinin üretim alanlarında sahteciliğe ve istismara kaçtığını, hizmet vermesi gerekenlerin hizmeti aksattığını, iş dünyamızda ticareti kazıklama ve vergi kaçırma ihtirası üzerine oturtanları, yaşam alanlarını temiz ve bakımlı tutması gerekenlerin çevre felaketlerimizi tetiklediklerini gördüğümüzde, onların vatan sevdasının da, var oluş mücadelesinin de fos olduğunu düşünmekten kendimizi alamayız.
     *      *       *

Vatan sevdası uğruna, var oluş mücadelesi bağlamında yapılan küçüklü büyüklü sokak etkinliklerinden sonra oluşan çevre kirliliklerine bakınız. O kirli manzara da vatanın ne kadar sevildiğine ve var oluş mücadelesinin ne kadar içten olduğuna dair ayrıntıları size sunacaktır.

Bir siyasi partimiz yakın geçmişte Lefkoşa’nın Onuncu Yıl Parkı gibi merkezi bir yerinde “var oluş çadırı” kurarak günlerce siyasi gösterisini yapmıştı. Çadırın üzerindeki kirleri, çamurları görenlerimizin çoğu “Böyle bir çadırın içinde ve çevresinde var olmaktansa hiç var olmamak daha iyi” diye düşünmüşlerdi.

Siyasi kampanyanın süresi dolduktan sonra o çadırın orada, çevresinde yaratılan kirlilikle birlikte unutulması, en sonunda bir gazetemizin dikkatini çekerek uyarıcı yayına neden olmuştu. Uyarı üzerine kirli çadır sökülüp götürüldü ama ortaya çıkan manzara da hepimizi kara kara düşündürecek nitelikte. Çadır, parkın yemyeşil çimenleri üzerine kurulurken taban çakıllarla döşenmişti. Çadır gitti gitmesine de, döşenen çakıllar orada kaldı. Parkın en az 10 metre karelik çimenlik bölümü yok edildi.

Vatanın bir yeşil alanında, güzel ve bakımlı bir köşeyi bu şekilde yok etmenin vatan sevdasıyla ve var oluş mücadelesiyle ne denli bağdaşabileceğini ben ciddiyetle düşünürüm. Ya siz?..
     *       *     *    

Ayrıca son zamanlarda ciddiyetle düşünmeye başladığım bir konu da, vatan sevgisinin ve var oluş mücadelesinin sosyal sorumluluk duygusuyla eş anlamda olduğudur. Topluma ve ülkeye karşı sosyal sorumluluk duygusundan yoksun olanların vatan sevgisi ve var oluş mücadelesi ciddi kuşkular taşır.
 
Uygar ülkelerde sosyal sorumluluk duygusundan yoksun olanları hizaya getirmek için sosyal hizmet cezaları verilmektedir. Toplumun sosyal sorumluluk duygusunu istismar ve rencide edenler sosyal hizmet alanlarında hizmet vermeye yargı kararıyla zorlanır.

Bizim adli sistemimizin de artık buna göre düzenlemesi gerektiğini, yargıçlarımızın sosyal sorumluluk cezası verme yetkisiyle donatılmalarının zamanının çoktan geldiğini düşünmeye başladım.

Sosyal hizmet alanları cezaevlerinden çok daha eğitici ve topluma kazandırıcıdır. Bu tür cezaların hem caydırıcı olacağı ve hem de vatan sevdasını da, var oluş mücadelesini de çok sağlam ve uygar bir zeminde geliştireceği kesindir.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31