Tekerlekler piste değdiğinde kabindeki buz gibi havaya rağmen içimi bir sıcaklık kapladı.

Anlat, deseler anlatamam.

Neler hissetin, diye sorsalar duygularımı ifade edemem.

Yukarıdan aşağıya akan ılık bir sıvıydı sanki.

İzmir oldum olası büyülü gelir.

Nedendir bilmem.

Topraksa buradaki de toprak.

Ağaçsa ağaç, suysa su, denizse denizdir.

Her yerde olduğundan farklı değil…

Hep  aynı…

Ancak farklı bir duygusu var anlatamadığım…

Bayramda oradaydım.

İzmir’in Seferihisar kasabasında…

Yavaş Şehir sıfatını layıkıyla hak etmiş bir yer Seferihisar.

Küçük bir kasaba…

Baf gibi diyeceğim ama değil…

Baf başka.

Burada araçlar yavaşça akar…

İnsanlar daha anlayışlı.

Köylüler tam köylü, esnaf ise dürüst…

Tek sırıtan dışarıdan gelip buraya yerleşenler.

Yapmacık hepsi de.

Oldum olası düşüncem, herkesin ait oldukları yerlerde kalmaları yönünde.

Bizde de en büyük sorun bu değil mi?

Ne zaman herhangi bir köyde yabancı birinin bahçe ortasına villa yaptığını görsem üzülürüm.

Bir arkadaşımla velesbit turu yapalım dedik.

Her tarafı bahçedir buranın.

Bahçeleri gezelim temiz hava alalım.

Seralar da var ama mandalina bahçeleri ağırlıktadır.

Omorfo’dan farkı bu.

Yoğunluk mandalinada.

Eskiden üzüm, zeytin vardı gelir getiren…

Şimdi mandalina ile yerleşik turistler.

Bayramlarda, yaz aylarında nüfus, üçe, hatta dörde katlanır.

Esnaf bayram eder satışlar arttı diye.

İşleri yürür gider.

Ancak.

Her gelen bir yakınına burayı önerir.

Bir yakını bir yıl sonra burada kalma planları yapar.

En kolay tarafı da emlakçılar.

Git emlakçıya, bahçe var mı diye sor, al bahçeyi, içine villanı kondur.

Siteler yapıldı burada.

Tam deniz kenarında hem de.

Bazılarının kendi koyları dahi vardır.

Kimisi türban ağırlıklı sitedir camilerini kurmuşlardır, kimisi memur ağırlıklı…

Her neyse arkadaşımla velesbit turuna çıkalım dedik çıktık.

Toprak kokusunu içimize çekelim temiz hava alalım dedik.

 Tam bahçe bölgesine girecektik…

Bahçenin çitinde emlakçı yazısı…

“Satılık”…

Aradım, “Abi” dedi “yakında orası imara açılacak, alırsanız kar edersiniz”.

Yıkıldım.

Gidemediğim Kral mezarlıklarını düşündüm.

Baf’ı…

Yapıyla doldurulan sahillerimi…

Yok edilen kaynaklarımı…

Kim bilir belki de beş on yıl sonra burası mandalinaları da başka ülkelerden ithal eden villalarla dolu tatilciler cenneti olur…

Tıpkı limon ithal etmek durumunda kalan bizler gibi.

Kim bilir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31