Hava güzeldi.

Kırların zamanıydı…

“Toprağa gitmeli” dedim...

Toprak şehir dışında ise toprak gibidir.

Sulandığında toprak gibi kokar…

Üzerindeki ağaçların yeşil tonu daha yeşil…

Çiçeğin kokusu daha güzel…

İnsanların topluca dolaştıkları yerlerde toprak, toprak değil.

Onlar toprağı eşeleyip üzerine beton dolduruyorlar.

Sonra binaların alt katındaki bölümlerini saksılara koydukları birkaç parça çiçekle donatıp, bahçeli diyerek satıyorlar.

Ne saksıdaki toprağa toprak derim, ne de saksıdaki çiçeğe çiçek.

Çiçeğin de bir suçu yok oysa toprağın da.

İki zeytin fidanı ekmiştim üç yıl önce.

Zeytin fidanlarının etrafında birkaç ağaç daha var…

O ağaçlardan mı, topraktaki verimsizlikten mi bilemedim.

Fidanlar üç yıl sonra hala fidandılar.

Ben onlara, onlar bana baktılar.

“Size ne yapabilirim,” dedim…

Yüzlerini astılar.

Üzgündüler.

Zeytin vermesi gereken günlerde hala çocuktular.

İki fidanı yerlerinden söktüm.

Köklerindeki toprakla poşete koydum…

Bahçenin bir kenarına attım…

Birkaç gün beklettim.

Unuttum onları.

Yağmur yağmasaydı kuruyacaklardı.

Dün onları köşede gördüm.

Öylece duruyorlardı.

Attım arabanın akasına.

Kilyos’taki arkadaşıma, “ek” diye götürdüm.

Birkaç gün içinde ekilirse yaşama ihtimalleri var.

Yoksa fidanlar odun bile olamayacaklar.

Hazır gitmişken etrafı gezmek istedim.

Üçüncü köprü ve yolları o bölgeye yapılıyor…

Tahribat ne boyutta bakmak istedim…

Orman vardı bölgede.

Karadeniz oralardan görünmüyordu.

Şimdi Karadeniz, gemilerle beraber ayan beyan ortada...

Uzatmayayım…

Yıllar önce doğal ortam diyerek gezdiğim bölgeleri tekrar dolaştım ama pişman oldum.

Yollar çamur, batak şimdi.

Bir yerde hafriyat kamyonlarının çoğaldıklarını fark ettim.

Sonra üzerinde ” Havaalanı inşaatı, yavaş” yazan bir tabela gördüm.

Havaalanı burada mıydı?

Şaşırdım.

Yolun kenarına toprak yığmışlar ki geçenler katliamı görmesinler…

Görmeliydim.

Şartları zorladım, kenara girdim.

Kenarda park etmiş kamyon vardı…

Manzaraya baktım.

Kamyon şoförüne baktım…

Şoför: “Abi kestikleri ağaçların haddi hesabı yok… Hala kesiyorlar” dedi.

Havaalanı diye yapılan yerin az ilerisinde içme suyu barajı Terkos var…

Oldu mu, tam böyle olmalıydı.

Bir tahribat yapılacaksa, tam yapılacaktı.

Önce ormanlar, sonra hava değil.

Hava, orman, toprak ve su…

Ne varsa hepsi birden ortadan kaldırılırsa anlamlı oluyor…

Ya hep ya hiç diyerek…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31