Açıkçası nüfusunuz ne ki, sorusu karşısında tökezlerim…

120 bin desem eskidendi.

1974 öncesinde aklımızda kalan sayımızdı o.

Bir ara 200 bin sanıyordum, ama hiç olmamışız o kadar.

Sonradan yani 1974 hemen ertesinde 100 binlere düşmüştük.

Derken biraz artar gibi olduk.

Pantolon bol gelmeye başladı.

Kemer sıkamaz durumdaydık.

TC’nin aldığı toprağı dolduramıyorduk.

Dağınıktı köylerimiz.

Sessizdi.

Sakindi.

Azdık.

Herkes herkesi tanıyordu.

Tıpkı aile gibiydik.

Ki yukarıdan birileri, “Ekecek, biçecek nüfus lazım” yalanıyla ufak ufak adayı doldurmaya başladı.

Önce eksinler diye ekilecek toprağı olmayan Maraş’a yerleştirildi, getirilen köylüler.

Ki adamlar keçiyi koyun sanıyorlardı.

Sonra şehirler doldu.

Köylere sıra geldi.

Köyler dolmaya başladı.

Bu sefer doldurulacak köy kalmadı.

Dolan köylere gelenleri sığdırmak için gelenlerden birileri “Dikine” dedi.

Dikine binalar çıkmaya başladı.

Dikine binalar yükseldikçe, lağım arttı, su azaldı…

Beton arttı, dağ azaldı.

Boğaz arttı, sebze bitti, balık gitti…

Kaos oldukça trafik, trafik arttıkça, kayıplar çoğaldı…

Derken cinayetler, ırza geçmeler…

Ve esrar, eroin çeteleri…

Tek yol vardı bu kaosa…

Kıbrıs’ta çözüm yapmak…

Çözüm yapmalı ki kim, ne, bilsin.

Nüfus ne kadar olacak, köyler, şehirler nasıl düzenlenecek…

Bilinmeliydi.

Çözüm önemli o yüzden.

Çözüm olmadan yapılan tüm iyileştirmeler benim çatıya benzer…

Adam delinen, yağmur geçiren bina için, odadaki sıvayı boyamaya geldi.

-Bu ne, dedim…

-Boya dedi.

Peki, çatı ne olacak diye sorduğumda, “önce boya” dedi yeniden.

İnansaydım boya diyecektim.

İlk yağmurda ev yine eskisi gibi olacaktı.

Her neyse.

Çözüm olmadan yapılan iyileştirmeler, tıkası kapatılmamış sandalla denize açılmaya benzer…

Ki hükümetin yaptığı bu…

Doğal kaynakların tükenmesine sebep olacak, çözüme engel teşkil edecek kadar fazla nüfus varken…

Şimdi de yeni bir yasa icat ettiler…

 “Yabancılar Ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı”.

Çözüm olmadan yol alamayacak bir gemide öncelikleri çözüm olmalıydı oysa…

Neymiş?

Parçalanmış aileler bir araya gelsinler…

Bırakın parçalanmış dediğimiz aileler kendi ülkelerinde birleşsinler.

Çünkü birleşmek onların elinde, çünkü ülkeleri kapı gibi arkalarında ve ülkeleri orada...

Ama çözüm bizim elimizde değil…

Çünkü çözüme en büyük engeldir mülkiyet ve dolayısıyla fazla nüfus.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31