Yıllar önceydi.

İhtisastan sonra askere gelmeden daha İstanbul’da tanıdığım bir döşemeci vardı.

Bahçelievler’de dükkânı vardı.

Sonra askerliğim bitip mecburen döndüğümde ona gittim.

Maksat eski tanıdıkları bulmak.

Onlarla yeniden konuşmak…

Ve askerlik nedeniyle kaybettiklerimi belki yeniden ucundan yakalamak…

Dükkânının yerini unutmuş gibiydim.

Birkaç sokak dolaşınca buldum.

“Her türlü araba koltuğu itina ile döşenir” diyordu tabelasında.

Girdim.

-Selam, dedim.

-Selamünaleyküm, dediler.

Biri yanıma yaklaştı, elini uzattı…

Tokalaştık.

-K….  Bey yok mu, dedim.

-Benim dedi.

Bir daha baktım.

Adamın gözleri benziyordu ama benim tanıdığım döşemeci K….’ın başka hiçbir şeyine benzemiyordu.

-Nasıl yani, dedim.

-Benim dedi.

Bir daha baktım.

Bildiğiniz Taliban’dı karşımdaki adam.

-Nasıl oldu da sen böyle oldun, diye sordum.

Afganistan’a gitmiş.

Eğitim almış.

Dönmüş.

Konuşması, davranışları, giyimi, kuşamı ve sakalları…

Her şeyi değişmişti.

 Ayaküstü konuştuk.

Dinden pek söz etmek istemedim.

Ama konuşmamızın bir yerinde “Dolgun abi bilimin girdiği yerden din çıkar” demişti.

 Hiç anlamadım ne demek…

Zaten kafaya da takmamıştım.

Yıllar sonra…

Kıbrıs’ta yine kuraklık hüküm sürmekte…

O kadar ki güneyde barajların %53’ü kuzeyde %23’ü dolu…

Makarios’u düşündüm.

1972 yılıydı.

Hava yine kuraktı.

“Ne yapacağız” diye kara kara düşünüyordu işi bilenler.

Çare arıyorlardı.

Sonunda birisi dedi ki, “bomba patlatalım”.

Patlattılar.

Patlatılan yerlere yağmur yağmıştı, ama yetersizdi.

Doğa böyle bir şey.

6-7 yılda bir kuraklık dönemi başlar, bir müddet sürer, sonra yeniden yağışlar başlar.

Bunu bilenler devletten kuraklık parası almak için kurak yıllarında eker gibi görünürler.

Sonra da, “ektik çıkmadı,” derler.

Bir de işini başka türlü bilenler var.

Geçen gün kurak diye yağmur duasına çıkmış bir grup.

Tam dua edecekleri gün ne büyük tesadüftür ki meteoroloji o gün için yağmur uyarısı yapıyordu.

Kıbrıs gibi bir yerde yağmur duasına çıkmak…

Eskiden var mıydı bilmem.

Belki de vardı.

Ama dua ile yağmur yağdırmanın mantığını çözemedim…

Yalnız çözdüğüm bir şey var ki yağmur duasını kim organize ettiyse, bilimin varlığını sonun kadar kabul ediyor olmalı.

Ve muhtemeldir ki duadan önce hava durumunu dinlemiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31