Gün geçmiyor ki üzücü bir haber olmasın.

Bir gün trafik kazası…

Bir gün boğulma meselesi...

Bir gün cinayet, gasp veya tecavüz olayları…

Her şey olur olmasına da ada insan bazen bu sakin olması gereken yerde, “bu ne karışıklık” der.

Bu sefer de Mağusa’daki yedi katlı inşaattan düşen Hataylı işçinin hayatını kaybetmesi çıktı ortaya.

Ölüme alışmaz insan.

Ölüm acıdır.

Bir hayatın gitmesi sadece o kişiyle sınırlı üzüntü yaratmaz.

Üzüntü çevresi geniş olur.

Evde bekleyen yakınları vardır onun.

Ailesi.

Anne, baba veya eşi çocukları…

Gelecek hesapları yapan bir düzen varken haber geliyor.

Gitti.

Bu saatten sonra meclis denilen o yerde alınacak ne gibi karar o hayatı geri getirebilir?

Onun ve etrafındakiler için oyun bitmiştir artık.

Ve ne dersek boştur artık.

Ancak yine de kalanlara son dememek lazım.

Bizler mesela.

Her gün ölümün kol gediği yerde ölüm her an kapıyı çalacak gibi bekleyemeyiz.

Bir şeyler yapmalı.

Ama ne?

Kanser belasını aklınızdan geçirin.

Etrafınızdakilere bakın.

En yakınlarda birileri o hastalık ile mücadele etmektedir.

Göreceksiniz.

CMC meselesi vardır biliyoruz.

60 yıl oldu belki de.

Yabancı firma geldi, “hım” dedi..

Ve maden var dedikleri güzelim Lefke’ye olta attı.

Ne dağ, ne ova, ne vadi bıraktı.

Her yer delik deşik şimdi.

Kullandığı zehirleri temiz Dolarlarla değiş tokuş yaptı.

Pisliği bıraktı, çekti gitti.

O günlerde orada yaşayanlar için umuttular.

Paraydı bölgeye.

Kalkınmaydı.

Ve tahsildi, evdi, arabaydı.

O dönemde en zengin yerdi Lefke.

Göremediler.

Ki bu zenginliğin arkası kanserdir.

Görebilselerdi izin vermezlerdi elbette.

Ama RTE gibi idarecilerin olduğu ülkelerde, gören halkın elleri bağlanırsa, en güzelim bölgelerde kansere ve yeşilin ölümüne sebep olacak nükleer santraller kondurulur yine de.

Kondurulur da etkisi yıllar sonraki nesillere çıkar.

Önümüzde CMC pisliği var.

Sol trafikte, sağ trafikte gitmeyi bilen yabancı çokluğu var…

Şimdi de düşünce ölebileceğimiz yükseklikte inşaatlar yapılıyor.

 Yakışmıyor.

Ne bize, ne bölgemize, ne doğamıza…

Yakışmıyor çok katlı binalar.

Yakışmıyor fazla nüfus, yakışmıyor kendi yerimizde başkalarının uşağı gibi yaşamak.

Yakışmıyor.

Bize yakışanları yapmayı becerdiğimizde o gün başaracağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31