Doğal afetlerden sonra, bir insanın uğrayabileceği felâketlerden biri de yangındır. Konut, iş yeri, bahçe veya ekili tarla yangınları, bir insanın ömür boyu ancak sahip olabildiklerini saatlarla ölçülebilen sürelerde küle döndürebilir. Bundan dolayı insanlar asırlar öncesinden yangınlara karşı önlemler almışlardır. İletişimin bugünkü düzeylere ulaşamadığı geçmiş yüzyıllarda, yangın kuleleri inşa edilerek, yangın yerleri tesbit ediliyordu. Bugünkü iletişim olanakları ile, anında yangına müdahale etmesi için kurulmuş olan itfaiye servislerine ulaşmak mümkündür. Mümkündür de, gelişen ve büyüyen yerleşim yerlerinde, uzayan mesafeleri, üstelik yoğunlaşan araç trafiğinde aşıp, olası yangınlara itfaiyenin müdahalesi çok geç olmaktadır. Bu yüzden de can ve mal kayıplarına uğranılmaktadır. Hele hele bugünkü Lefkoşa’da itfaiyenin konuşlu olduğu merkez, adeta kıyıda köşede kalmıştır. Herhangibir yangına anında veya kısa sürede müdahalesi söz konusu olamaz.

                                       ***

Salı akşamı saat saat 17.30’da arabamla evime giderken, Önder Süpermarkete varmadan önce Fina önüne geldiğimde arkadan acı siren sesleri duyarak, adeta kilitlenmiş olan trafikte arabamı olabildiğince sola çekmeye çalıştım. Siren sesinin sahibi zar zor kendisine yol açmaya çalışan bir itfaiye aracıydı. 1 Dakika sonra 2. itfaiye aracı da kendisine yol açmaya çalışarak geçti. Büyük bir yangın olmaması için içimden dua ettim. Ertesi gün gazetelerde Dikmen’de bir evin yanıp kül olduğunu okudum. Yazımı yazdığım bugün de, yine gazetelerde, evleri yanan insanların çaresizlikle yangın enkazında kurtarabilecekleri birşeyler aradıklarını gördüm. Yangınzedeler itfaiyenin 45 dakikada gelebildiğinden dert yanıyorlardı. Lefkoşa İtfaiyesinin konuşlu olduğu Çağlayan’daki merkezinden günün hangi saatı olursa olsun, Lefkoşa trafiğini atlatıp Dikmen’e ulaşması 45 dakikadan önce mümkün değildir. İtfaiye merkezi Çağlayan’da kurulduğu ilk zamanlar, o zamanki trafiği de göz önüne aldığımız zaman merkezi bir yer dahi sayılabilirdi. Ancak bugün Lefkoşa her yöne doğru büyümüş ve genişlemiştir. Gönyeli’yi de hesaba kattığımız zaman neredeyse Alayköy’le birleşecektir. Lefkoşa’da üç tane şehir sayılabilecek büyüklükte işyerlerine sahip sanayi bölgeleri de vardır. Tüm bunların yanında okul ve kamu ile diğer işyerlerinin mesai başlangıcı veya sonunda, araç trafiğine mevcut yollar yetersiz kalmaktadır. Bu anlarda vuku bulacak olası bir yangına, Çağlayan’dan kalkacak itfaiye araçlarının zamanında ulaşması mümkün değildir. Bundan dolayı Lefkoşa itfaiyesinin Çağlayan’daki merkezi enaz 4 şübeye bölünmelidir. Bir kısmı Çağlayan’da kalırken, bir kısmı Hamitköy, bir kısmı Lefkoşa Sanayi Bölgesi ve bir kısmı da Gönyeli’de konuşlandırılmalıdır. Artan trafik karşısında yetersiz kalan yollarımız, ancak bu şekilde aşılarak olası yangınlara kısa sürede müdahale edilebilir. Lefkoşa, Mağusa, Omorfo, Girne gibi belediyelerde ilçe merkezleri olması dolayısı ile Polis Genel Müdürlüğüne bağlı itfaiye servisleri mevcuttur. İlçe merkezi olmayan belediyelere de, en azından bir araçlık bir itfaiye servisi kurmaları için izin verilmelidir. Yakın Belediyeler Lâpta Karava veya Sinde, Vadili, Akdoğan veya Paşaköy Belediyeleri gibi müştereken bir itfaiye aracına sahip olabilirler. Eğer bu olmuş olsaydı, Dikmen’deki ev yangınında herşeylerini kaybeden aile, belki de bu faciayı az bir hasarla atlatabilirdi. Lâpta’da konuşlu bir itfaiye aracı olmuş olsaydı, belki de o büyük yangın da olmazdı. Sakın ola biri çıkıp da bana Anayasanın geçici 10. maddesi buna engeldir demesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31