Lollo “Dayanın, Türkiye yakında gelecek” diyordu 1964 Mart’ında...

Mahşerdi o gün.

Silahlar patlıyordu.

Bazukalar havada uçuşuyordu.

Babam koşarak gelmişti gümbürtünün tam ortasında.

Eve daldı.

Bizlere baktı.

Tam köşeye isabet eden havan mermisi, evi toz dumana çevirmişti.

Hepimizi tek tek kontrol etti.

“Şükürler olsun” dedi, gitti.

Öyle bir günde insan nasıl düşünebilir?

Sağlıklı olamaz düşünceleri.

Geleceğe dair karar veremez.

Vermemeli.

“Kurtulayım da ne olursa olsun” dediğiniz gün, yanlışa gittiniz demektir.

Hep böyle olmadı mı hatalar?

Babam yaşadığımız korkunç gümbürtülü savaşlardan sonra, dünya savaşlarına merak sarmıştı.

Alaman harbini okumuştu.

Ayrıca ona da babası anlatıyormuş yaşananları.

Alaman Baf’a kadar gelerek tarlalara bomba bırakmış...

Dedemin tarlası isabet almış bu yüzden.

Babamın, “Ma ne savaşlar varmış be”, dediğini bugün bile duyar gibiyim.

“Bizim savaşlarımız büyük değildi.”

Aramızda BM askerleri dolaşıyordu.

Dünya yanımızdaydı.

Yardım edemiyorlardı ama en azından şahittiler.

Ve bugün IŞİD gibi terör örgütlerinin yaptıkları kafa kesmeler olmuyordu.

Ancak biz bunu bilmiyorduk.

Bilmiyorduk ki yaşadıklarımız, bugünlere zemindi.

Hazırlıktı 1974’lere.

Ve dağların patlatılıp, adanın işgaline bir adım daha yaklaşmak içindi.

O günlerde, “kurtulalım da” derdik, gerisi ne olursa olsun.

Zaten bizden istenen de oydu.

Ve 1974 savaşı sonrasında paldır küldür kuzeye kaçışımız tesadüf değildi.

Hele 1974’te düşmeyen İstavrogonno köyünün kuzeye geçmesi... İnanılır gibi değildi.

O günlerde dağlar bütündü.

Ovalar düzdü.

Sahiller sahil.

Yollar dardı ama yeterliydi.

Cinayetler o günlerde de vardı.

Hırsızlılar, gasp, tecavüz, adam kaçırmalar.

Yaşadık belli bir oranda her kötülüğü iyilikleri yaşadığımız gibi.

Ancak bugün bakınca, meğer 1974 öncesi yaşadıklarımız devede kulak bile değil, tüymüş, tüy...

Sahillerde kaçak kondular yapılıyormuş, duydunuz.

Seçim dolayısıyla göz yumuluyormuş onlara...

Onu da duydunuz.

Oysa 1974 öncesi gecekondunun ne anlama geldiğini kimse bilmiyordu.

Tıpkı, simit, lahmacun, çiğ köfte, kokoreçi duymadığımız gibi.

 Ekmeğin, uzun francala şeklinde oluşunu da bilmezdik...

Panik halinde karar alır ve uygularsanız yanlışa hazırsınız demektir.

Ve yanlışlar size yanlışları peş peşe getirir.

Siz de o yanlışları doğru sanırsınız.

Bakın...

Ne kadar yanlış var...

Ama baksanız da göremeyeceksiniz.

Çünkü yanlışın yanlış olduğunu bile anlayamayabilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31