Yapraklar sararıp dökülme safhasına girecekler.

Bu belli…

Adı hüzün…

Sonbahar bu ay.

Yaz aylarında güneşte yürümek zordu…

Şimdi otur kahve köşeciğine, daya iskemleciği duvarcığa…

Söyle bir de kahvecik, iç…

Nasıl bir keyif bu…

Kıbrıs kültüründe var iskemleyi duvara dayamak.

Kahvede tavla oynamak…

Kahvenin dumanı yükselirken, Kıbrıs meselesini konuşmak…

Bildim bileli hep vardı bu mesele.

Çözmeye çalışıyorlar.

Önceleri anlamazdım.

Denktaş New York’a gitti, derlerdi…

Gezmeye gitti sanırdım.

Meğer görüşmeler varmış oralarda.

Otel paraları, ekibin yemesi, içmesi…

 Ne bileyim oradaki ziyafetlerin bedeli…

Hiç düşünmeden harcama yapmak güzel şey.

İş olmuş, olmamış.

Müşteri gelmiş, gelmemiş…

Vergi ayı bu ay, vergi eksildi ödeyemeyeceğim…

Bayram turlarına giderken ince eleyip sık dokumak…

Kaç param gider hesapları yapmak.

Çünkü her gidişin dönüşü vardır.

Arkadaşlar yıllarca kendilerini taşıttılar.

Hala taşıtıyorlar.

Ve sıradan vatandaş gibi düşünmüyorlar…

Çünkü önemli görevleri var…

Görüşmek, görüşmenin sonunda işi bağlamak...

Önceleri anlamazdım bu geziler ne için…

Fazla da kafaya takmazdım zaten.

Ama gel zaman git zaman durum aleyhimize ilerledikçe dikkat kesildim.

İçlerine girdim.

Ayrıntılara baktım.

Meğer hep boşunaymış tüm gidişleri.

Eroğlu açıkladı bilmem okudunuz mu?

“Esas görüşmelere şimdi başlıyoruz,” dedi…

Yani öncekiler yalancıktandı öyle mi?

Peki, kırk yıldır sürdürüldüğünü sandığımız görüşmeler neyin nesiydi?

Harcanan paralar, heba olan zaman…

Hiçbir şey halletmedikleri gibi bozdular da…

Örnek mi?

Çok…

Bu ülkenin sahibi bizleriz ama nüfusumuz boşa geçen bu zamanda TC’liler nedeniyle damla kadar kaldı…

Daha geçirirlerse parmakla gösterilmeyecek sayıya düşeceğiz.

O zaman bir Eroğlu daha olmayacak.

Bu, ya TC’den atanmış görüşmeci olacak, ya da buradaki TC’lilerin seçtiği TC’li…

Peki, dava derseniz…

Demeyin zaten.

Bu kafa ve bu hızla dava bugün bitmiştir…

Kabahatin bir kısmı bizdeyse bir kısmı da KC’ ni ellerinde tutmaya bayılan Kıbrıslırumlarda. Çünkü yanlışlar çok.

Örnek mi istersiniz…

“Atalay” derim…

Atalay TC’li olmasına, KC izni olmadığı halde Kıbrıs’ta bulunmasına, Timbu’dan giriş yapmasına rağmen, Hrisostomos ile Baf’a gidip cami açılışı yaptı…

Güneye geçişlerine izin verilmeyen kuzeydeki yerleşiklerden farksız olan Atalay’a hangi sıfatla Baf’a gitme izni verildi?

Gerçekten merak ettim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31