Günlerdir Maraş konusu Rumların gündeminde...

Bizim ise “tarihi seçimlerimiz”…

Onlar uluslararası hukukun içinde bazı kazanımlar elde etmeye çalışırken, bizde tam aksine uluslararası hukukun dışında demokrasicilik oyunu oynuyoruz…

Rumların Maraş ile ilgili girişimine tek ses veren Kutlay Erk oldu…

Ne Türkiye yetkililerinin, ne de “KKTC” yetkililerinin gündemi şuan Kıbrıs sorunu değil…

Birisi kendi içindeki ayaklanma ile meşgul, diğeri ise “tarihi seçimleri” ile…

Kıbrıs Cumhuriyeti, Kapalı bölge Maraş’ın iadesine ilişkin hazırladığı öneriyi AB Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefhan Füle’ye sunacak…

Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Füle’yle gerçekleştireceği bir sonraki görüşmede, kendilerinin kapalı bölge Maraş’ın iadesini öngören önerisini, Türkiye’ye iletmesini de isteyecek…

Biz işin içinde yine yokuz…

Rumların kapalı bölge Maraş önerisinde, Ercan Havaalanının açılmasına ilişkin herhangi bir unsur bulunmuyor…

Ancak bazı uluslararası çevrelerin, Ercan’ın “BM gözetimi altında faaliyet göstermesi ve uçuşların Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından kontrol edilmesi” şeklinde önerileri kulislerde dile getirdikleri vurgulanıyor…

Peki, bu durum bizi ilgilendirmiyor mu?

Özellikle Maraş Türk askerinin ve dolayısıyla bizim utancımızken, ortaya çıkıp, “bizim de iki çift laf söyleme hakkımız var” diyebilecek bir kahramanımız yok mu?

Özellikle adanın kuzeyindeki sol partilerin Kıbrıs sorunu konusundaki görüşleri, söylemde neredeyse birbirinin aynısı…

BM parametreleri temelinde federal bir çözüm neredeyse hepsi için en uygunu...

Aslında realist yaklaşmak gerekirse, en gerçekçi olan da diyebiliriz…

Fakat yarım asırdır çözülemeyen sorunla ilgili bir farklılık yaratmak bu seçim döneminde mümkün olabilirdi…

Nasıl mı?

Örneğin bildirge ile değil, çözümü gerçek anlamda savunanlar, Rumların Maraş’ı gündeme getirdiği anda bombayı patlatabilirdi...

Hem de tüm dünyanın ilgisini çekecek şekilde...

Elbette tam anlamı ile çözüme kavuşmuş bir sorunu bende istiyorum ama yıllardır bu şekilde bir çözüme kavuşamadığımızda bir gerçek…

Parça parça değilse bile, güven artırıcı önlemleri geliştirerek kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşabiliriz...

Bomba şu;

Rumlara, “alın Maraş’ı açın ve rehabilite etmeye başlayın” diyebilirdik…

Ancak anlaşabileceğimiz oranda Kıbrıslı Türk çalıştıracaksınız(örneğin% 40)...

Mimar - mühendisi, demircisi, lehimcisi, inşaat ustası, mermercisi...

Daha da uzar gider...

Al sana işsizlik sorununa çözüm ve Kıbrıs sorununda çözüme giden yolda altın fırsat...

Üstelik çevre faktörüne de hizmet edilir...

Yılanların kol gezdiği hayalet şehir, Kıbrıs’a ve dünyaya kazandırılmış olur…

İki toplumda, birlikte emek harcayıp, birlikte bazı şeyleri başarabileceklerini anlayacaklardır…

Maraş, her iki kesime de hayat verecek ve dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak bir proje…

Rumlar memorandumdan, biz ise Ankara’nın talimatlarından kurtulmuş oluruz…

Böylece hayal edilen, “Kıbrıslı bir çözüm” içinde fırsat doğabilir…

Tabii bu söylediklerimin gerçekleşmesi için çok büyük bir mucizeye ihtiyaç var…

Mesela Maraş’ı işgal edenlerin yüzlerinin kızarması gibi…

Ya da Rumların artık yalnız değil, bizimle güçlü olabileceklerini anlaması gibi…   

Ama niyet gerçekten çözüme gitmek değilse, örneği “Ercan’ı serbest uçuşa veya Mağusa Limanı’nı uluslararası kullanıma açılması” diye şartlar öne sürebiliriz…

Ya da Rumlar, “Kıbrıslı Türklerle değil, Ankara ile muhatap oluruz” diyebilir…

Evet, bunlar bizim yanlışlarımız olabilir ama bu yanlışları doğruya çevirmek yine bizim ellerimizde…

Yeter ki gerçekten çözümü isteyelim ve tek kurtuluş noktamızın o olduğuna inanalım…

Yalnız biz değil, hepimiz… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5