50 yıl süren görüşmeler koca bir nesli eskitti…

Her yeni başlangıçta, “sonu gelmez” dediler.

Yılgınlık diz boyuydu daha düne kadar.

Ve her başlangıçta, “sonu gelmez” dediler.

Böyle bir zaman diliminden geçip, buraya kadar gelen ikinci kuşak var şimdi…

Geçirilen bu tecrübelerden sonra onlar son başlayan yeni görüşmelere ne der diye düşündüm…

İyimser tarafım çoğunluğun, “evet” deyip sürece sarılacak olmasından yana.

Ancak mantığım çoğunluğun, “bu sefer de nafile” seçeneğinde olacak olmaları.

Ki ufak ufak ikinci seçenek oraya çıkmaya başladı.

Zaten Rum tarafı da “Hayır” cephesi ile ayağa kalkmış durumda.

Bu iyi bir şey değil elbet.

Hani anlaşmalar iyi gitse ve her şeyde anlaşılacak olunsa referandum meselesi var.

Geçmişte yaşadık bir evet, bir hayır olanını…

Yine dalgalı bir seyirden sonra durgun sulara gireceğimiz görünüyor bu sefer de.

Ama yine de olası çözümden sonra ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız sorularına cevap aramalıyız.

Herkes topraktan bahsediyor.

Bir taraf fazla toprak istemiş, diğer taraf az vermiş diyerek.

Bir kısım yerleşiklerin gitmesini savunurken, bir kısım, hepsinin de kalmasında ısrar ediyor.

Bir de güvenlikler meselesi var baş ağrıtacak olan.

Gerçekten güvenliğimiz için garantörlere ihtiyacımız var mı, diye çok kafa yorduk.

Olsaydı 1974 süreci yaşar mıydık, bilemem.

Garantör Yunanistan’ın hışmına, ardından Türkiye’nin müdahalesine maruz kalır mıydık, onu da bilemem.

Ama gördük ki hakkı olmayan başka bir ülke buraya giremedi.

Yani garantörlük hakları olmasaydı, ne Yunanistan darbe yapabilecekti, ne de Türkiye, müdahale.

Ben yine de tüm olasılıları bir kenara koyacağım…

Ve çözüm oldu sayacağım.

İşte bütün mesele, taşlar yerine oturduktan sonra ilk ne yapacağımız sorusunda…

Bana göre öncelik ne garantörlükte, ne sınırda, ne onda, ne bunda…

İlk yapılacak okutulan kitapların değiştirilmesi.

Ve nasıl ki paramızda, resmi her yazışmamızda Türkçe, Yunanca, İngilizce yazılmak zorundadır.

Okullarda okutulan kitaplar da hem Türkçe olacak, hem de Rumca…

Kuzeydeki okullarda Türkçeler, güneydekilerde Rumcalar okutulacak.

 Ama bir tarafa hangi bilgiler veriliyorsa, diğer taraf da o verilecek.

Ve en önemlisi anavatan denilen ülkelerin kitapları ülkeye sokulmayacak.

Böyle olursa görülecek ki ne toprak ayarlaması, ne de sınır; sorun olmayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31