Sıcaklar iyice bastırdı.

Temmuz çünkü…

Tavuklar kanatlarını yanlara açarak kendi eksenleri etrafında dönüyorlar.

Serinlemek için yapacak başka alternatifleri yok.

Gagalarıyla nefes alıyor, gölgeye koşuyorlar.

Güneş tam tepeye çıktığında toprak buhar olup uçuyor.

Asfalt eriyor.

Lastikler yapışıyor.

Asfalttan çıkan koku yerine göre farklılıklar gösterse de değişmez.

Erime kokusudur o.

Duman çıkıyor oradan.

Göğe yükseliyor.

Gök bulutlanıyor.

Bulutlar sıcaktan dağılıyor.

Yağmur yağmıyor.

Toprak daha da kuruyor.

Böyledir Temmuz…

Sıkıcıdır.

Deniz mevsimi olsa da yakıcıdır.

O gün değişik bir olay yoktu.

Sabah erkenden kalktım.

Odada bir tur attım.

Yüzümü yıkadım.

Döndüm geldim.

Cumartesiydi.

Ertesi gün Pazar...

Pazarları erkenden kalıp Aşağı-Baf’a gidiyorduk.

Aşağı-Baf 1963’te terk ettiğimiz evimizdi.

Babutsalar, hurmalar, çitlemitler vardı bahçelerimizde.

Topluyorduk.

Sonra denize göz atıp gittiğimiz gibi yürüyerek dönüyorduk.

Okul zamanı değildi.

Arkadaşlar köylerindeydiler.

Dönmelerine daha iki ay vardı.

Özlemiştim şimdiden.

Cumartesileri babamla sabah erken saatte bandabuliya zevkimiz vardı.

Alışveriş, sohbet, takılmalar, laf atmalar.

Kedim için işkembe verirlerdi.

İşkembeyi ilk orada görmüştüm.

Yemez, kedilere yedirirdik.

Sonradan TC’ye yendiğini öğrendim.

Midem bulandı.

Babam “hade be Dolgun gidelim” dedi.

Çıktık.

Birkaç dakika sonra bandabuliyadaydık.

Alışveriş bitince döndük.

Evde yapılacak birkaç işim vardı.

Yaptım.

Öğlen olmadan denize doğru gidip bahçeleri gezmeliydim.

 Belki Kral Mezarlıklarına bakardım.

Ayrıca sinema günümüzdü o gün.

Okullar kapanınca pek olmasa da en büyük zevklerimizden birisiydi sinema.

O gün de sıcaklar iyice bastırmıştı.

Temmuzdu…

Kümesteki tavuklar kanatlarını yanlara açarak kendi eksenleri etrafında dönüyorlardı.

Gagalarıyla nefes alıyor, gölgeye koşuyorlardı.

Kümese baktım.

Birkaç yumurta vardı, topladım.

O anda arkadaşım geldi.

“Gidelim mi” dedi…

Bahçelere beraber gidecektik…

“Tamam “dedim.

Yumurtaları eve bıraktım.

Anneme “gidiyoruz,” dedim.

“Sakın denize gitmeyin ha” dedi.

Annem denizci kızıydı, eşiydi ama nedense çocuklarının denize girmelerinden korkardı.

Güneş tam tepeye çıktığında toprak buhar olup uçuyordu o saatlerde…

Asfalt eriyordu.

Biz toprakta yürürdük.

Bugün 13 Temmuz 2015…

O gün 13 Temmuz 1974…

O gün de bugün gibi sıradandı…

Yarının ne getireceğini kimse bilemiyor.

Biz de bilememiştik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31