Bülent Dizdarlı Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’nin eski başkanıdır. 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri içinde yaptığı değerlendirmede şu saptamasına da yer verdi:

   “Hep konuşuruz, ülkemizde kanser, kalp hastalığı ve trafik kazaları ölüm nedenlerimizdir diye. Ama ölüm kayıtlarına ‘Nüfus Kayıt Dairesi’nden baktığımızda bir numaralı sebep ‘yaşlılık ve pnomoni’ olarak görülmektedir. Kanaatimce bu kabul edilebilir değildir…”

   Yaşlılığın ülkemizde başta gelen en önemli ölüm nedeni olması araştırmacı bir hekimimiz tarafından belirlenirken, yine o hekimin bulgularıyla bu ülkede yaşlılarımızın hak ettikleri sağlık hizmetini ve bakımı alamadıkları bağlamındaki görüşlerimiz de doğrulanmış oluyor. 

   Yaşlılarımız genellikle bir hastalığa yakalandıklarında ya da talihsiz durumlarla karşılaştıklarında onlar için güvencesiz olan bu ortamlarda ölüm sürecine çok rahat girebiliyorlar. 

   Özellikle sistemsizliği sisteme dönüştüren devletteki sağlık hizmetleri yaşlı ve güçsüz insanlarımız için son derece yıpratıcı, dahası öldürücüdür.

     *       *       *

   Devlet hastanelerinde hekime bakınabilmek için yaz – kış sabahın erken saatlerinde sıraya girmek, sofistike hastane formalitelerini yerine getirmek, kaoslu bir ortamda hekime ulaşabilmek, hekimin yazdığı ilaçları alabilmek, tahlilleri yaptırabilmek, yaptırılan tahlilleri ya da çekilen röntgenleri toparlayıp tekrar hekime ulaşabilmek yaşlı ve güçsüz insanlarımız için tam bir kâbustur. Gençlerin bile zorlandığı bu sisteme güçsüz ve hasta yaşlıların dayanabilmesi mümkün mü?..

   Bir süre önce serbest çalışan bir hekimimizin yaşlı hastalarımızın çaresizlikleriyle ilgili gözlemlerini yine bu köşede yansıtmıştım. O hekimimizin gözlemine göre, gerek güçsüzlüğü ve gerekse maddi olanaksızlığı nedeniyle pek çok yaşlımız hekime yeteri kadar ulaşamıyor, sağlık hizmeti alamıyor. Ya da hekiminin fi tarihinde yazmış olduğu ilaçlara hiç hekime görünmeden talim ediyor. Hastalığı geliştiği ve şekil değiştirdiği halde, hekim gözetiminden uzak, eski ilaçlarında ısrar eden yaşlının durumu da ölümcül bir süreçte kötüleşiyor.

   Üstelik bizim ülkemizde yaşlı hastalıklarıyla ilgilenen tıbbın geriatri dalı oldukça zayıf kaldı. Doğru dürüst bir geriatri hastanemiz yoktur. Yaşlılar bu açıdan bizim toplumda gözden çıkarılmış kişiler olarak görülüyorlar. 

     *       *       *

   Yeri gelmişken lütfen şunu da anımsayınız: Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi selin darbesini yiyip de bazı hastalar yaşamlarını yitirdiğinde, sağlık servislerimizin en yetkili ağızları “zaten onlar yaşlıydılar” mazeretine sığınmışlardı. Sanki yaşlıların bir felakette kurban gitmesi doğalmış gibi!..  Oysa felaket anlarında en fazla korunması gerekenler, buna muhtaç olan çocuklarla yaşlılar değil mi?..    

   Yetkililerin sığındığı o duygusuz mazeretten sonra araştırıldığında görüldü ki, onların “yaşlı” dedikleri kayıplar, aslında 60’larındaydılar... Demek ki insanları yaşlı diye gözden çıkarmanın yaş alt sınırı bizim ülkemizde 60’lara kadar inmiş!.. Yahu Amerika ve Avrupa’da 60 yaşlarındaki sanatçılar filmlerde olgun jön ve damme rollerine çıkar!..

   Belediyelerimizin yaşlılara yönelik sağlık hizmetleri de göstermelik bir etkinlik olmaktan öteye geçemiyor. Evlerde ayda bir kez alel acele ziyaret edilen yaşlıların tansiyonuna ve şekerine bakılmasının tedavi edici ne özelliği vardır? Kaldı ki şeker tahlilinin aç karına yapılması gerekirken, bu tahlile de yaşlının kahvaltısından ve yemeğinden sonra sıra geliyor. Dostlar alışverişte görsün!..

   Durumlar böyle olunca Dr. Bülent Dizdarlı’nın da saptayıp kamuoyumuzun bilgisine sunduğu gibi, bu ülkede bir numaralı ölüm nedeni yaşlılık ve pnomonidir. Bu hüzünlü tablonun toplum olarak da, devlet olarak da yüzümüzü aka çıkarabilecek bir yanı yoktur. Bu ülkede yaşlı olmak büyük felaket…

   Acı gerçeği, bir gün yaşlanacağını hiç düşünmeyenlerimize ve yaşlılarımıza sağlıklı, mutlu ve güvenilir bir sosyal ortam hazırlamamakta ısrar edenlerimize sunarım.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31