Yavaştan denize gitmeye başladım. Sular geçen yıla göre daha erken ısındı. Üşüten,  bir türlü bitmeyen esintiler.  Tabi artık yüzerken kulaç atamıyorum.   Çünkü geçen yazdan beridir Sağ kolum omzumdan daha yukarı kalkmıyor. Bir ara  tek kolumla kulaç atarak yüzmeye çalıştım beceremedim.  Sonuçta sırt üstü  “fış fış kayıkçı,  çek kürekleri”   misali vaziyeti idare ediyoruz.

 Tabi ki ayvayı yiyen kolumuzdan söz edecek değildik.   Her yıl olduğu gibi  “yaz geldi”  diyecek ve ekleyecektik.  

 -Yine Plajlara girişlerde insanlardan astronomik giriş ücretleri alınarak   canlarının yakılmasına devam mı edilecek?

 -Yine jet skiler plajlarda korkular mı salacak?

-Yine sahillere üşüşen  deniz magandaları,  güneşlenen ailelerin  başının üzerinde top oynayarak, ağıza alınamayacak küfürler savurarak,  itişip kakışarak rahatsızlık yapmaya devam mı edecekler? 

-Yine hafta sonları sahillere doluşan insanlar, yiyip içtiklerinin artıklarını,   pis oluşlarının ibretli ispatı kalsın diye  toplamadan arkalarında mı bırakacaklar?  

 -Plajlarda, en azından şikâyetlerin muhatabı olacak,   istenmeyen olaylara müdahale edecek  “polisler”  yahut özel “güvenlikçiler” yine mi görevlendirilmeyecekler?    Yine mi  “Cankurtaran”  oluşturulmayacak… 

HER YAZ MEVSİMİ AYNİ SORUNLAR:  Hadi Rum’un engeli yüzünden çözüme ulaşamıyor,   tanınmamış Devlet oluşun açmazlarında ekonomik büyümeyi gerçekleştiremiyoruz.   Hadi bu açmazlar nedeniyle  Devlet olarak yapısal kusurlardan da kurtulamıyoruz… 

Fakat bu siyasi ve ekonomik açmazlar neden sosyal yapımızı  “pislik,  magandalık,  saygısızlık,  kanun tanımazlık”  olarak etkilesinler? 

Ki her yıl işte bu   “unsurların”  yarattıkları olayları yaşıyorum. Kim bilir kaç yurttaşımız da benzerlerini yahut beterlerini yaşamaktalar. Bu nedenle   zaman zaman tartışıp dalaşıp Polisin kapısına dayanıyoruz.    MESELA: Yüzerken az biraz içerilere açılsak,  hatta kıyıdan yüz metre gibi sığlıkta da olsak o jet skilerin tacizine uğruyoruz! Kimileri korkutmak  amacıyla neredeyse üzerimizden  geçecek kadar tehlikeli sürüş yapıyorlar.  Yüzmekte olan insanları  rahatsız ediyorlar!  Sonuçta el kol hareketleriyle başlayan itirazlar bazan poliste bitiyor işte!       Pekala zor mu bu sorunu çözmek? Sadece  Jet Skilerle ilgili yasayı çalıştırmak yeter de artar bile…

Zor mu plajlara bir görevli koyup,  haddini bilmez insanların terbiyesizliklerini   önlemek? 

KISACA:  Yine yaz geldi.  Ne diyorum bilir misiniz:  Reis hazır ol,  dalaşıp tartışmalara!  Yine de soralım ama:  Bu memleketin Kaymakamlıkları,  Belediyeleri,   Polisi vardır.  Tepelerinde de  ilgili Bakanlıkları.  Hepsi de makam sahibi ve yetkilidirler.   Pekala kanunları çalıştırıp mesela plajları, kıyıları sorunlarından kurtaracak  “sorumlular”  kimlerdir acaba? 

 *****

GÜNEY BİR DAHA KAYBETTİ

Ban Ki Moon’ın açıklamasını yaparken konuşmadı,  çığlık attı!  Çünkü Kıbrıs siyasi sorununu çözeceğim iddiası ile yola çıkıp yaya kalan yedinci BM’ler Genel Sekreteridir!  
 Ki    “kimler geldi kimler geçti bu diyardan!”  Perez De Guellar’dan Kurt Waldhaim’lara,  Butros Galile’lerden Annan’lara kadar…  Ban Ki Moon yedincisi olur.  Geçen hafta dedi ki  “artık çoklu konferansa gerek yoktur!”  Çünkü müzakerelerde hiçbir ilerleme olmadı ki uzlaşmanın umudu olsun!

Buna karşılık  “müzakerelere şu veya bu şekilde devam edin”  ricasında bulundu.   Başka ne tavsiye edebilirdi ki?

Bu arada AB Parlamento Başkanı Martin Schultz da   1 Temmuzda dönem başkanı olacak  Güney’ geldi,  gelmişken Yeşil Hattı gezdi,  Kuzey’e baktı ve Birleştirilememiş Kıbrıs gerçeğini görerek üzüldü!

İŞTE RUM BUNUN İÇİN BU DAVAYI KAYBETTİ:  Hatırlayın,  Referandum öncesinde Denktaş’a ve Kuzey Kıbrıs’a yönelik  ne diyordu AB’nin üye ülkelerden sorumlu  Komiseri olan Verheugen:  “Annan planına evet deseniz de  hayır  deseniz de biz  Kıbrıs’ı  AB’ye üye olarak alacağız.”

Eh, siz kalkar da tüm adanın tanınmış  Devleti olarak Rum’u işaretleyip böylesi  siyaset ucubesi laflarla Kuzey’i  Güney’e  mahkûm ederseniz,  Rum’u yüceltmez olmaz mısınız?   Nitekim,  geçmişte de “nasılsa ben her hal’u kârda AB’ye gireceğim”  diyen Rum  çözümü neylesindi?   Elinde AB silahı üyeliği varken neden Türkler’le Kuzey Güney pazarlığı yapsındı? 

İşte şimdi de AB dönem başkanı oluyor!  Ve neredeyse üyelik yolunda Türkiye’ye himmette bulunacak bir  “vasi”  rolünü yüklenmişliğinin  geh gehinde  kasılıyor!  Oysa bir kez daha kaybediyor!  Hem de artık Annan planı ile elde edeceklerinin yarısına bile razı olsa da!  

NEDENİ ORTADADIR:  AB  öteden beri hep Rum’un sırtını sıvazlamıştır…  AB’ye üyeliğini tıkamak için Türkiye’nin üyelik yoluna Rum’u  androş olarak koymuştur!   Kısaca Rum’u şımartmış,  uzlaşmaz bir hilkat garibesi yaratmıştır! 

İşte Shultz!  O da geldi,  Güney’den Kuzey’e baktı ve Rum’la birlikte  “ah”  çekti!  Çeksin!  Çünkü bundan sonra da AB’nin sayesinde o Rum’a,  sadece  Kuzey’e bakıp ah çekmek kalacaktır!   Çünkü gene kaybetti!

*****

KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

E-Pasaportlar’a uluslar arası kodumuz  “CTR”  olarak kazındı.  Ve daha Güney’in Rum’u   “ne oluyor”  diye sorma fırsatı bulmadan,  Kuzey’in,   kendilerine  “barışçı ve globalistler”  gibi etiketler yapıştıran,  Birleşik Kıbrıs aşkından deli divane olan kesimler  ayağa kalktılar:  “KKTC’nin adını değiştiriyorlar,  Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  yapıyorlar” diyerek! 

ÇOK HAYRET ETTİK.  Bugüne kadar  “KKTC’ye    “Ka Ka” diyenler,  iki ayrı Devlete inanmayanlar,  Devletin yerine  Birleşik Kıbrıs ahkâmında tek vatanı ve Kıbrıslılığı savunanlar…

Ooo!  Bir de baktık ki  “gitti elden KKTC diyorlar!  Hatta Sn.  Cumhurbaşkanı bile  bu üzüntülere  dayanamamış olacak,  “hayır ad değiştirme falan yoktur”  demek zorunluğunu duyuyor!   

Oksa bilmez miyiz?   Dünya barışının bütün yükünü omuzlarında  taşıyan bu insanlarımızın Kıbrıs’ta barış ve çözüm için bırakın  KKTC’nin ilga edilmesini,  olduğunca Kuzey gitse elden, umurlarında bile olmayacaklarını!  
 Eee,  o halde neden  bu KKTC’ye sahiplik?  Muzırlık işte!  Çocuklara da şekerleme verirsiniz çukulata isterler.  Çukulata verseniz dondurma diye tuttururlar!  Neyse artık anlaşılmıştır.  Herkes yoluna!  Sonunda kim doğru yolda yürüyorsa o kazanacaktır.        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31