2011’e artık uğurlar ola... Bugün yeni yılın ilk iş günü… Şimdi önümüzde bizi bekleyen işlere bakalım… 2011’i de, yapılan kutlamalarını da bundan böyle tarihten bir kesit olarak anımsayacağız… Kıbrıs'ta artık zengin batı ülkelerindeki kutlamaları aratmayacak bir şatafatla kutlanan yılbaşının medyaya yansıyan magazin haberleri ve söylenceleri bir süre daha sürecek. Ondan sonra insanlar kendilerini tümüyle günlük yaşamın yorucu akışına bırakacaklar.
  
Son birkaç gündür toplumca yaşanan hayhuydan sonra, nostaljiye de yaslanan bir yılbaşı sonrası değerlendirmesi yapmak gerekirse neler yazabilirim?. Olanakları elverenler, yılbaşında geride bırakılan yılın yorgunluğunu son zerresine dek çıkartan bir hırsla sarılır eğlenceye. Yemeklerin ve tatlıların iştah açıcı çeşitliliği ile sofralar donanır. İçki su gibi akar. Sokaklarda renk cümbüşü yaratan ışıklandırmalar ve mütevazı evlerin yılbaşı dekoruna kadar giren Noel ağaçları yılın en büyük elektrik tüketimine yol açar. İnsanlar, yeni yıla parasız pulsuz gireceklerini bilseler bile uğurlanacak yılın son haftasında bonkörleşirler. Eğlenceye, yemeğe, içmeye, özel yılbaşı giysilerine, hediyelere harcanan paralar ülkenin ilgili sektörlerinin cirosunu tavana fırlatırken, bireylerin bütçesi de tabana vurur.
  
Kıbrıs'taki yaygın inanışa göre insanlar yeni yıla hangi koşullarda girmişlerse o koşullar 365 gün boyunca sürer. O nedenle herkes yaşam koşullarını ve kalitesini yılın son haftasında alabildiğine yükseltme çabasındadır. Dar gelirliler bile olanaklarını zorlayarak her zamankinden farklı bir yaşam düzeyini tutturmaya çalışır. Ki yeni yılın her gününü de o düzeyin mutluluğu, neşesi ve bolluğu içinde geçirebilsinler. İnanç bu işte!..
 
Zenginlik ve neşe gösterisine dönüşen yılbaşı eğlencelerinin Kıbrıs'taki tarihi aslında pek eskilere uzanmaz. Ada'nın insanları geçmişte bugünkü refah düzeyinin çok altındaydı... Belirgin bir yoksulluğun hüküm sürdüğü günleri yaşı 50'lerde olanlar bile gayet iyi anımsar. Kıbrıs insanlarının genellikle kendi içine kapalı, dış etkilerden arınmış köy ve kasaba insanları olarak sade ve iddiasız yaşam sürdükleri günler pek uzakta değildir. Ada insanları turizmin gelişmesine koşut biçimde gelişmeye başladılar. Bu sektör sadece birey başına düşen geliri artırmakla kalmadı. İnsanların ada şartlanmalarından çıkarak dışa açılmalarını yepyeni vizyonlar kazanmalarını, çeşitli güzellikleri ve farklılıkları keşfetmelerini de sağladı. Turizm işte öyle bir mucize!..
  
Kıbrıs insanlarının kaderlerinin turizme bağlı olduğu gerçeğini algılamaları ve vatanlarının eşsiz doğasıyla iklimini içten konukseverlikleriyle pazarlamaya başlamaları otantik ve yoksul Kıbrıs'ı da pırıltılı boyutlara taşıdı. Türkler, Rum toplumundan çok sonra 1974'ü izleyen yıllarda turizm sektörünü yaratabildiler. Siyasi etkenlerden ve izolasyonlardan kaynaklanan büyük zorluklara karışın, kısa sürede ulaşılan turizm başarıları, gerçekten göz kamaştırıcıdır. Son yıllarda Noel ve yılbaşı turizm hareketleri bu sektörün kalkınmasına ve uluslararası alanda tanınmasına önemli katkıda bulunuyor. Yeni yılı Kıbrıs'ta karşılamak pek çok yabancı ülke insanının öncelikli tercihidir. Otellerde, eğlence yerlerinde, restoranlarda, hatta sokaklarda ve meydanlarda Kıbrıslılarla haşır neşir olan turistler Noel'in ve yeni yılın büyüsü içinde ada insanlarının içtenliği, sıcaklığı ve konukseverliğiyle yüzleşir.
  
Tekrar eski günlere dönecek olursak anlatacaklarımızın tadı buruklaşır. Çünkü belirttiğim gibi o günlerde yoksulluk vardı. Sadece yoksulluk mu? Siyasi gerginlikler, toplumlar arası çatışmalar ve en kötüsü tüm bu olaylardan kaynaklanan yoğun yas vardı. Bu koşullar altında ada insanları kimi yıl başlarının gelip geçtiğinin farkına bile varamamıştır. Kıbrıs'ın geçmişte kalan ve hep geçmişte kalmasını dilediğimiz acı gerçekleri bunlar.
  
Noel'in farklı bir ritüelle kutlanıp o coşku içinde yılbaşının karşılanması İngiliz sömürge yönetiminin Kıbrıs'a taşıdığı gelenekti. Osmanlı yönetiminden sonra yoksul ve mütevazı Kıbrıslıların arasına karışan bu Avrupalılar, Noel ve yılbaşı kutlamalarına yüksek ve değişik bir coşkuyu getirmişlerdi. Eğlencelerine Kıbrıslıları da katmaya başladılar. Bu aslında bir Hıristiyan geleneğiydi. O günlere dek bu geleneği renkli paskalya yumurtaları ve köy fırınlarına salınan pilavunalarla sınırlayan Rumlar, vizyonlarını geliştirdiler. Ekonomik çıtalarını yükselttikçe Noel ve yılbaşı eğlencelerini Avrupai tarzda kutlamaya da özen gösterdiler.
  
Adadaki bu değişim kuşkusuz ki Türk halkını da etkileyecekti. Müslüman Türkler, Noel'i değil ama evrensel anlamı olan yılbaşını evrensel geleneklerine uygun biçimde kutlamaya başladılar. Şanslısına çıkmak üzere içine madeni para konulan; kaynatılmış buğday, nar taneleri, badem ve susamla hazırlanan “golifa”lı, irmik helvalı ve kekli mütevazı yılbaşılar artık çok geride kaldı. Eski Kıbrıs'ın o “golifa”ları, irmik helvaları ve kekleri, anılara gönderme yapan otantik tatlar olarak, şimdi zengin yılbaşı mönülerine eşlik etmekte… Gerek evlerde, gerekse otellerde ve restoranlarda… Nostaljiye de yer veren bir atmosfer içinde yepyeni bir yıla girdik. Yeni yılda, herkesin her istediğinin gönlünce olmasını dilerim.


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5