Ülkede bir milat yaşanıyor.

Miladın ayak sesleri aslında yıllar önceden, 2004 yılından beri duyulmaktaydı.

2004 yılında yapılan referandum ve yaşanan olaylardan sonra ‘bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyenler haklı çıktı ve şimdi milat sonrası bir sürecin başlangıç noktasındayız.

Ancak böyle büyük bir değişim, elbette ki yılların köhnemiş ve küflenmiş zihniyeti ile olmazdı.

Zaten olmayacak da…

Şu anki süreç tamamen bir geçiş süreci.

Yeni dönem için yeni oluşumlar gerekli ve o da şimdiden kendini belli etti bile.

Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan görkemli kutlamalarla ülkeye geldi…

Kimisi sevindi coşkusunu gösterdi, kimi de tepkisini!

Ama gönül isterdi ki, böyle anlamlı bir tarihte eylem değil, sadece birlik ve beraberlik gösterileri olsun, gelen konuklara da saygıda kusur edilmesin.

Erdoğan zaten daha gelmeden önce Kıbrıs’ta artık taviz verme döneminin bittiği mesajını vermişti.

Maraş ile Güzelyurt’un verilmeyeceğini de üstüne basa basa söylemesi, Birleşik Kıbrıs’ın da artık olamayacağının bir göstergesidir.

Önümüzdeki dönemde bir referandum olur mu olmaz mı bilinmez!

Bize kalsa olur ve yine büyük bir çoğunluk ‘evet’ der…

Ama Rum’u referanduma getirmek, hele de yaşanan son krizden sonra olası gözükmüyor.

Eğer bir referandum olmazsa da elimizde kalan Türk tarafının ‘evet’ dediği Annan Planı var.

Orda da Kıbrıs Türk Devleti’nin kabul edilmesi Kıbrıs Türkünün ve Ankara’nın en büyük kozu ve bunun olası bir çözümsüzlük durumunda güçlü bir tez olarak ele alınıp ileri götürülmesi.

Ankara’nın 2004 yılından beridir Kıbrıs’ın kaderi için kafasındaki tek alternatif de zaten bundan başka bir şey değil.

Ankara hükümeti bundan böyle tamamen bütün gücüyle Kıbrıs Türk Devleti üzerine verecek ve Türki devletler ile İslam devletleri başta olmak üzere tanıtma atağına girecek.

Kıbrıs konusunda Ankara için şu anda en büyük sorun KKTC’nin iç meselelerinin düğüm haline gelmesi.

Bir de hükümetin beceriksizliği ile basiretsizliği var!

Her ne kadar ikili ilişkiler normal devam edip, sanki de hiçbir sorun yokmuş gibi bir hava estirilmeye çalışılsa da, gerçek durum bunun tam tersi.

Nasıl yıllar önce, Türkiye’de CHP-DYP-ANAP ve MHP gibi büyük partiler yanlış icraatlarla halkı bezdirip AKP’yi yarattılarsa, aynı doğum şekli KKTC için de geçerli ve bunun için temeller zaten çoktan beridir atıldı.

AKP benzeri yeni oluşum için ise iki kilit isim ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı ile DGP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu.
Sayın Erdoğan bu iki isme ayrı bir önem veriyor.

ÖRP’nin kuruluş aşamasında nasıl AKP etken olduysa, DGP’nin kurulmasında da AKP’nin icazeti vardır ve bu da nedensiz olamaz.

Zaten sayın Erdoğan diğer parti temsilcileri ile bugün toplu görüşme yaparken, Avcı ve Ertuğruloğlu ile ayrı ayrı 20’şer dakika görüşecek ve yeni oluşumun da tohumlarını atacaktır.

Lütfen şimdi bir yere not ediniz;

KKTC’de artık bir milat sona ermiş, yeni bir sayfa açılmıştır…

Yeni sayfanın başarılı olabilmesi için de mevcut siyasi sistem ile siyasi zihniyetlerin yerini artık yenilerinin almasıdır.

Bunun için de Avcı ile Ertuğruloğlu seçilmiş isimlerdir ve çoktandır devam eden yeni oluşum çalışmalarının başını çekecekler, bunu yaparken de Ankara’nın büyük desteğini alacaklardır.

Mutu Barış Harekatı’nın 37’nci yıldönümünde, bu özgürlük savaşımında canını verenleri rahmetle anıyor, emeği geçenleri saygı ile anıyoruz.



Üç gazeteye reklam ambargosu!

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da adaya gelmesiyle büyük önem kazanan 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla ülkemizde bir ilk yaşandı ve Erdoğan’ın gelişi ile kutlaması gazetelerde tam sayfa reklam olarak yayınlandı.

Ancak bunlardan ülkemizdeki 13 gazeteden 10 tanesi yararlanırken, Afrika, Kıbrıslı ve Ortam gazetelerine reklam verilmemesi gözlerden kaçmadı.

Ha keşke böyle özel bir günde bu ayrımcılık yapılmasaydı…

levent.20110720083336.jpg

 

 

MESAJ KUTUSU

Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Ülkemize hoş geldiniz. KKTC ziyaretinizde halkın size ortak mesajı şu; Lütfen bundan böyle ayda bir kez olsun birkaç saatliğine gelip, KKTC’nin çevre temizliğine katkı koymanız. Siz gelmeden ortalılık pislikten geçilmiyordu, birkaç gün içinde ülke pırıl pırıl oldu.


Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, Başbakan Erdoğan’ın sadece sizinle ve Turgay bey ile özel görüşme yapacak olması, siyasi geleceğiniz açısından çok önemli. Umarız bu 20 dakikalık görüşmeyi iyi değerlendirirsiniz ve partiniz için ‘fiyasko’ diyenleri utandırırsınız.


Sayın Ahmet KAŞİF, yıllar sonra Mağusa Devlet Hastanesi’ne tomografi cihazı alınması büyük memnuniyet yarattı. Şu anda depoda duran cihazın en kısa zamanda hizmete girmesini bekliyoruz. Bölge halkınıza en büyük iyiliği yaptınız.


Sayın Ersan SANER, yapımı halen devam eden Mağusa-İskele arasındaki yol çalışmaları devam ederken özellikle akşam karanlığında hiçbir önlem alınmaması bölge halkının tepkisini alıyor. Burada önlem alınmazsa Allah korusun kazalar faciaya dönüşebilir.


Sayın Bünyamin MERHAMETSİZ, Yeşilköy’deki yetim kardeşler için gösterdiğiniz özveri ve çalışmalardan dolayı size ayrıca teşekkür ederiz. Başarılı çalışmalarınızın devamı dileğiyle…


Sayın Başaran DÜZGÜN, Başbakan Erdoğan ile önceki günkü sabah kahvaltısında kendisine umreye gittiğiniz resimlerin olduğu gazete nüshasını takdim etmişsiniz. Bunun bir nendi var mıydı yoksa sadece tesadüf müydü?


Sayın Yakup KILGÖZ, özellikle makam aracı ile Yeni Boğaziçi’nden geçerken biraz daha yavaş sürünüz zira kıl olanların sayısı bu sıralar epey fazla. Göze batmamakta yarar var…


Sayın Mustafa YAVER,  dün gün boyu hastanede saat başı Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişi ve programı ile vatandaşları ve personeli bilgilendirip  karşılamaya davet ettiğiniz söyleniyor. Görenler epey şaşırmış bilesiniz.


Sayın Münir RAHVANCIOĞLU, bazı etkinliklere çalıştığınız daireden izin almadan katıldığınız yönünde şikayetler geliyor. Özellikle mesai arkadaşlarınız fena bozuluyor haberiniz olsun.


Sayın Erdal ÖZCENK,  geçtiğimiz akşam bir otelde yaşanan gıda zehirlenmesi olayında tedbir olarak acil serviste aldığınız önlemler takdir ediliyor çok sayıda tebrik mesajlarınız var. Biz de tebrik ederiz.


Sayın Özdemir GÜL, önceki akşam bir televizyon programında damarınıza fena basmışlar ve programı terk etmek zorunda kalmışsınız. Sıcaklar ve nem zaten yoğun bir de stres yapıp kendinizi üzmenize gerek var mı?


Sayın Ali TEKMAN, madem ki devlet baba Bülent Ecevit için böyle özel bir günde anma töreni düzenlemeyi akıl edemedi, gel istersen bu sabah birlikte gidip anıtına çiçek koyalım ne dersin?


Sayın Rasıh REŞAT, Ankara ziyaretinden çok etkilenmiş olmalısınız ki üçüncü ve hemen ardından da dördüncü çocuk için karar aldığınız söyleniyor. Umarız eşiniz de sizinle aynı fikirleri paylaşıyordur.


Sayın Mesut GÜNSEV, Girne açıklarında savaş gemilerini görünce eski gençlik günleriniz gözünüzün önüne gelmiştir değil mi? Acaba o yılların geri gelmesi için neleri feda ederdiniz?


Sayın Mehmet KRAL, otelinizde gıda zehirlenmesi nedeniyle hastanelik olan bazı hastalar önce acil servise oradan da polise gidip şikayette bulunmuşlar. Onların gönlünü almanızda yarar görüyoruz.


Sayın Mehmet DOLMACI, önceki gün Mağusa’da, dün de Girne’de bir otelde gıda zehirlenmesi olayı baş gösterdi. Otelciler birliği başkanı olarak duruma el koymanız bekleniyor.


Sayın Oğuz KÖSE, sendika olarak Sendikal Platform’dan ayrılmanız bir çok üyeniz tarafından memnuniyetle karşılandı ve bu konuda onlarca tebrik mesajı aldınız.


Sayın Dimağ ÇAĞINER, Acapulco plajında şemsiye kiralayan vatandaşlardan kimlik kartı istenmesi çok hoş karşılanmıyor. Bu konuda şikayetler her geçen gün artıyor, bu konuda biraz abartmıyor musunuz?

 

Günün Fıkrası : 129. ayet

Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar.

Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı  üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der :

"Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?"

Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar.

Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : 

"Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?"

Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve "af edersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor" der.

Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur.

Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak

129. ayeti açar okumak için

129. ayet şöyle demektedir : 

“İleriye gidiniz, daha yukarılarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31