Gerek Marx’ın alt yapı/üst yapı ikileminde, gerekse Lenin’de aslolan alt yapı olduğu ve alt yapının değişmesinin üst yapı kurumlarını zaten değiştireceğine inanıldığı için, bir üst yapı kurumu olan ve esas olarak düzeni koruma enstrümanlarından biri olan ahlâkı da kurulacak yeni düzenin belirleyeceği düşünülüyor. Bu inanç dolayısıyla da ahlâk konusunun, ekonomik ve politik mücadeleye bağımlı olacağı varsayılıyor ve dolayısıyla ardışık bir mücadele süreci öneriliyor. Oysa gerek Gramsci ve gerekse ondan sonraki Althusser’de, Sivil Toplum/Hegomonya ve İdeolojik Aygıtlar kavramları, birbirini dialektik olarak etkileyen bir alt yapı/üst yapı ilişkisi önerilir. Gramsci’de Siyasi Toplum/ Sivil Toplum; Althusser’de ise Devletin Politik Aygıtları/ İdeolojik Aygıtları biçiminde verilen bu konsept; özellikle Batı Avrupa için, politik ve ekonomik mücadele ile birlikte ve ayni zamanda ideolojik mücadelenin ötesinde, bir de kültürel mücadele verilmesini ve eski düzenin, yöneten sınıfların çıkarlarına yönelik, üretilmiş bulunan hiçbir değerinin veri olarak kabul edilmemesini öngörür. Gramsci’nin Kontra Hegomonya; Althusser’in  ise “ideoloji üreten, toplumu yönetir” derken kastettikleri şey, budur.

“… Diyebiliriz ki Lenin’de siyasal liderlik anlamı geçerli iken, Gramsci’de ise kültürel liderlik geçerlidir… Gramsci için hegomonya’nın ele geçirilişi, erk’in ele geçirilişinden önce gelmekte iken, Lenin’de birincisi ikincisine eşlik etmekte, en azından takip etmektedir…

Hapisane Defterleri, … anlamı içerir ve bütünleştirir. ‘Modern Prens’ adına sunulan sayfalarda,… Gramsci, modern partinin incelenmesinde iki temel tema önerir: biri, ‘ortak irade’nin oluşması üzerine (siyasi liderlik temasıdır), diğeri de ‘ ahlâki ve düşünsel reform’ un oluşması üzerine (kültürel liderlik temasıdır). Bu iki farklı hegomonya anlamı üzerine, ısrar ediyoruz…”[1]

Görüldüğü gibi Gramsci, toplumun genel olarak dönüşmesi için, iki temel alanda dönüşmeyi (transformasyon) öngörüyor: Politik alanda ve Ahlâki- Düşünsel Alan’da! Bunlardan, biri ötekinin önünde değil… İkisi birlikte, bir arada! Ona göre geniş kitle hareketlerinin bu dönüşüme katılmasının, başka yolu yok! Ve ahlâki- düşünsel alanda; yâni Sivil Toplum alanında değişimi sağlayıp, Sivil Hegomonya’yı kuracak olan da Organik Entelektüellerdir…

Popper ki çağdaş liberalizm’in babasıdır, o da de der ki: “ … Platon’da olduğu gibi… bu asla adalet ve eşit haklar için savaşanların ahlâkı olamaz…”[2] Karl Popper, demokrasinin ahlâkının, belirleyici olarak, “hükümetin kan dökülmeden değiştirilmesi”ne bağlı olduğu görüşündedir.[3] O, gerek Dar Bölge Sistemi’ne bağlı, adayı doğrudan doğruya halkın seçtiği İngiltere’de; gerekse de adayı partinin seçtiği Kıt’a Avrupası’nda, kendi ilkeleri ile partinin ilkelerinin uyuşmadığı ve durumu “vicdanına” sığdıramadığı koşullarda, politikacının partisinden istifa etmesinin “ahlâki bir görev” olduğunu savunur. Örnek olarak da iki defa parti değiştirmiş olan, Churchill’i gösterir.[4] Avrupa’daki temsili sistemi, Popper “ahlâksal olarak hatalı” bulur![5] O, demokrasinin “ahlâksal tanıt”ının, hükümetin seçmen önünde mahkemeye çıkması olduğunu ileri sürer.[6] “ Her diktatörlük, ahlâk dışıdır.”[7]der.

O bakımdan, egemen ahlâk’a sahip çıkan entelektüel, bulunur bulunmasına ama bu gene Popper’in ağzıyla ya durduğu yerde kendi kendine peygamberlik görevi biçen, Gramsci’nin Geleneksel Entelektüel’idir; ya da egemen sınıfın sözcüsü bir “malûmatfuruş”! Onlar için de Popper’in yargıları gündemdedir: “ Entelektüeller hiçbir şey bilmiyor. Mütevazı olmamaları, küstahlıkları, herhalde dünya üzerinde barışın en büyük engelidir. En büyük umut, ukalâ olmakla beraber, bunu göremeyecek kadar aptal olmamalarıdır.”[8]

Dr. Oktay Uygun’a geri dönüyorum: “ Bireyin ahlâki özerkliğini zedeleyecek her kısıtlamanın, siyasi etiğe aykırı olduğu; bireyin her şeyden önce kendi kaderini kendisinin özgürce belirleme hakkının bulunduğu ve bunu engellemeye kalkmanın siyasi ahlâkı ortadan kaldıracağı ve bireyler arasında doğal eşitliği engelleyecek her türlü davranışın da siyasi ahlâka aykırı olduğu”[9] bilinmelidir.

--------------------------------------------------------------------------------

[1] - Norberto Bobbio. Gramsci ve Sivil Toplum s. 34-35  Çev: Arda İpek- Kenan Somer. Savaş Yayınları. Ankara:1982

[2] - Popper age s.159

[3] - age s.164

[4] - age s.164-168

[5] - age s.168

[6] - age s.168

[7] - age s.193

[8] - Popper. Age s.101

[9] - Oktay Uygun. Demokrasinin Tarihsel, Felsefi ve Ahlâki Boyutları. s.285- 296. İnkilâp Yayınevi. İstanbul:2003

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31