“Bir daha gitmem için bir sebep yok” demiştim Amasya sonrası.

Artı bir değeri yok çünkü.

Kale, Kral mezarlıkları, tepeden bakış, elma, trafik…

Her ne varsa bizde iyisi var.

Bunlar için o yola bir daha gidilmez.

Ancak hiç mi iyi bir şey yok, derseniz, var derim…

Tosya, Osmancık ve o bölgelerdeki ova ile dağlara hayran kalmamak imkânsız.

Ne çok dağlar varmış.

Bir de Suluova diye yerleşim yeri var.

Oraya gidene kadar adını duymamıştım.

İstanbul’da yaşayan birçok tanıdık da bilemedi.

Yüz bin insanın yaşadığı geniş alana yayılan bir yer oysa.

Ve düşündüm…

Meğer Türkiye’de çok dağ, çok yerleşim yerleri varmış…

Bizdeki Beşparmak Dağları ile kıyaslamak gerekirse…

Götürüp oradaki dağ silsilesinin arasına kondursak, bizim dağlar kaybolur…

Trabzonlulara bakacak olursak…

Onların çoğu 1974 sonrasında gelenlerle onların kollarından tutup getirdikleri akrabaları, yerlileri.

Ayrıca burada çoğaldılar.

Buraları kullandılar.

Buralardan para kazandılar.

Kazandıkları ile ülkelerinde yatırım yaptılar.

Her yıl daracık dağlarımızın, azacık piknik yerlerinden olan Alev Kayası’na gidip Yayla Şenlikleri düzenliyorlar…

Nedir bu Yayla Şenlikleri hiç düşündük mü?

Ve neden ısrarla burada yapıyorlar?

Kültürlerini yaşatmaları lazımmış, buyurdu birileri.

Doğrudur elbet.

Her yörenin kültürü yaşamalı…

Yaşatılmalı.

Bizden birisi kalkıp “Akdeniz’de de hamsi yetiştirirsek” bu iş tamamdır derse…

Sadece şaşarım.

Hem “Karadeniz kültürü” denilecek hem Karadeniz’i Akdeniz’de yaşatmaya çalışacaksınız.

Amasya ve çevresindeki dağları gördükten, oradaki bereketi fark ettikten sonra şaştığım bir şey daha oldu…

Yerleşikler neden bizim topraklarımızda yaşamakta ısrarcılar?

Neden buradaki nüfuslarını artırmaya çalışmaktalar?

Ve neden, başta Eroğlu olmak üzere, onları buraya, buralı gibi monte etmeye çalışıyorlar?

Gelelim Hataylı küfürbaza…

O bölgeleri, yani Tosya, Osmancık bölgelerini bilmeyebilir…

O daha çok kendi ülkesinin güneyinde gezinmiştir.

O bakımdan hem kendi ülkesi, hem bizim ülkemizle oraları kıyaslayamaz.

Oraların değerlerini bilemez.

Onu birileri bizim sokaklarımıza getirmiştir…

O da bizim yerimizi sahiplenmeye kalkmıştır.

Oysa Lefkoşa’nın her santimi bizim.

Gerek Karadenizliler, gerekse Hataylı küfürbaz ve diğerleri…

Yerleşik denilmesine kızıyorlar…

Peki, kendi yerleri daha bereketliyken Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında ne işleri var?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31