Bunaldık demiştik.. Gerçekten, Kıbrıs sorunu öyle bir noktaya geldi ki, bizi bunalttı, sıktı, neredeyse intihara sürükleyecek…

Bir yanda, “İlhak olur ha!!!” diye söylemler, öte yanda milliyetçi örgütlerin ayaklanması, “acaba bir çözüm mü geliyor da bu durum hasıl oldu?” sorusunu akla getirse de; ki getiriyor; yine de ortada dolaşan senaryolarda “çözüm” içereni pek tutmuyor gibi…

Memleketin hali içler acısı… Gerçekten durum iyi değil ve iyi olma umudu da tıpkı çözüm umudu gibi az…

Nereyi tutsak elimizde kalmış durumda…

Peki hiç mi iyi şeyler yok bu ülkede…

Bence hayır. İyi şeyler de var. Mesela bence futbol ligimiz heyecanlı. Bayılıyorum…

Eliz Maloney diye bir tenisçi çocuğumuz var; harikalar yaratıyor ve daha da yaratacağından da eminim.

Ayrıca ne yalan söyleyeyim; bu ülkede hala bir Işık Kitabevi, bir Khora Kitabevi, bir Galeri Kültür Kitabevi ve bir Deniz Plaza’nın bile olması benim için çok güzel bir duygu…

Hala bu kitabevlerimizin var oluşu bile başlı başına bir mutluluk sebebi olmalı…

Ya da ne yalan söyleyeyim hala bu ülkede Feridun Işıman hocamın, Ümit İnatçı’nın, Yıltan Taşçı’nın yaşıyor olması mesela benim için fevkalade bir mutluluk… (Ama bakın, burada nevrotik ve stress dolu bir durum ortaya çıkıyor; ya isimlerini yazmadıklarım; onlar şimdi tepki verecekler… Oysa hiç gerek yok, hepsinin adını yazamam ki buraya… Üretenler, hepsi sevgimin torbalar dolusunu üzerine boşaltsın; Feridun Işıman hocamdır, öğretmenimdir; Yıltan ve Ümit arkadaşlarımdır; bu yüzden çok mutluyum)…

Adamlar üretiyor... Bizim için…

Ve aklıma gelmişken söyleyeyim, hala bu ülkede, “Söylem Yayınları” diye bir şirket ya da kurum “kurulabiliyor” ve çok uygun koşullarda kitaplar basabiliyorsa; Ümit İnatçı’nın Rönesans’tan çağdaş sanata gelene kadar, dönemlere ve yenilikçi fikirlere öncülük yapan önemli sanat yapıtlarını çözümlediği “Bakışma: Yapıt Okumaları” adlı kitabını mesela yayınlıyorsa; ardından Gürdal Hüdaoğlu arkadaşımızın “okumalık” köşe yazılarından oluşan “Maytap Çağı”nı masamıza, yatağımızın başucuna ulaştırabiliyorsa, ben hala mutluluğu yakalayabilirim demektir…

Gerçekten teşekkürler Ali Bizden… Teşekkürler Nahide abla… Teşekkürler Remiz abi, Teşekkürler Deniz ailesi, teşekkürler Khora… İyi ki varsın Ümit İnatçı… Senin resimlerindeki o muhteşem mavin bile bizler için mutluluktur…

Sadece bu kadar mı?

Mutluluk sebeplerimiz arasında Lefkoşa Devlet Tiyatrosu da olmalı… Cemal Yıldırım’ı ve Ferhat Atik’in “Anahtar”ını eklemek lazım.. Onlara destek verenleri de… İyi şeyler oluyor bu ülkede (sayamadıklarımdan özür dilerim bir kez daha – kompleksliyim de bu konuda)… Neden mi? son cümlelere bakın, anlayacaksınız!

Dah anice üretenlerimiz var… İyi şeyler var, iyi şeyler de yapılıyor… Ümidi kırmayın – kırmayalım…

Yeter ki; birbirimizi sevmesini ve saymasını; hepsinden öteye de takdir etmesini öğrenelim… Çevremize bir bakalım; öz eleştirimizi yapalım; hiç kimseyi sevmediğimiz, takdir etmediğimiz, çekemediğimiz gün gibi ortadadır… Kıskancız, kıskanç…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31