Kuzey yetmiyor bizlere...

Sığamıyoruz artık doğup, büyüdüğümüz şehirlere...

Elektriği, suyu, yolu, kanalizasyonu...

Hiçbiri yetmiyor bizlere...

Ay sonu karanlıkta kalacaksınız diyorlar...

Elektriğe yapılan zamlar ile “faciayı önledik” diye övünüyolar...

Ve toplumu git gide fakirleştiriyorlar...

Ürettiğimiz elektrik yetmiyormuş...

Hastaneler  insan kaynıyormuş...

İlaçlar ayın ilk haftasından tükeniyormuş...

Üstelik kanalizasyonlar yetersiz olduğu için dolup, taşıyormuş...

Anlayacağınız bu toplum yıllardır “muş” gibi idare ediliyormuş...

Tüm bu olanaklar yetersiz olduğu için zam yapmak ya da özelleştirmek gerekiyormuş...

Ama neden yetmediğini “muş” kullanarak bile açıklamıyorlar...

Ve yüzleri hiç kızarmadan halkı kazzıklıyorlar...

Koltuk uğruna hem toplumlarını hem de toplumun malı olan kurumlarını satıyorlar...

Niye tek çaren zam yapmakmış Özkan Bey?

74 sonrası bu toplumun nüfusu ortalama 120 bin civarındaydı...

Kıbrıslı Türklerin tavşan gibi üreme yetenekleri yoksa, bugün nüfusun en fazla 150 bin olması gerekiyordu...

Ancak şu anda kuzeyde dolaşan insan sayısı 1 milyonu geçmiş durumda...

Hani, “başka çaremiz yok” diyorsun ya, işte sana çözüm...

Hem de kökten çözüm...

Bu ülkeye gelen insanlar ile bir problemim yoktur...

Ancak başkasının hakkını yiyeyerek hak kazanılamaycağını düşünüyorum...

Dolayısıyla hükümet popülizm yapmak yerine savaş suçu işlenerek kuzeye pompalanan nüfusa bir ayar çeksin...

Bugün KIB-TEK’in ürettiği elektrik yeterli değilse bunun nedeni nüfusun gerektiğinden çok fazla olmasındandır...

Bu durumun başka bir izahı varsa lütfen birisi çıkıp bizlere anlatsın...

Değerli Hocam Zeki Beşiktepeli ile bu konuları sürekli bir şekilde konuşuyoruz...

Zeki Hoca’nın bu konuda rakamlar ile verdiği çarpıcı örnekler var...

1976 yılında sağlık bakanlığında toplam 800 kişi çalışıyordu...

Yıl 2008’de ise 3.500 kişi...

Yine 1976 yılında ilkokul öğretmenlerinin toplam sayısı 650 idi...

2008 yılına gelindiğinde ise, bu rakam 1619’a çıktı...  

1976 yılında orta eğitim zorunlu olmamasına rağmen öğretmen sayısı 300’dü...

2008 yılında ise bu sayı 2500 oldu...

Ayrıca 1995 yılının yaz ayında ihtiyaç olan elektrik üretim oranı 80 mgv’tı...

Kış ayında ise, 125 mgv...

Şu anda Teknecik 312 mvg elektrik üretiyor ama yine de yetmiyor...

Bu rakamları dikkatlice incelediğimizde nüfusun nasıl şişirildiğini görüyoruz...

Ve tüm bu gerçekler ortadayken hükümet başkanı çıkıp, “faciayı önledik” diyebiliyor...

Tüm bu zamların ve uygulamaların tek amacı gereğinden çok fazla olan nüfusa yetebilmek içindir...

Ankara’nın gönderdiği tüm paralarda bu doğrultuda kullanılıyor...

Yani, Ankara o paraları bizlere değil, doğrudan kendi insalarına gönderiyor...

Böylelikle de bize hiçbir şey yetmiyor...

Sanırım bu gidişle sadece bize değil, birçok şey Rumlara da yetmez olacaktır...

Kimsenin ekmeğinde ya da yaşadığı yerde gözüm yoktur...

Elbette herkesin yaşamaya hakkı vardır ama bunu başkalarının sınırlarını ihlal etmeden yapmalıdır...

Bizim sınırlarımız Türkiye tarafından çoktan ihlal edilmiştir...

Daha doğrusu sınırlarımız 74’te ihlal, hemen sonrasında ise topraklarımız işgal edilmiştir...

O nedenle Özkan Bey bu topluma facianın ne demek olduğunu anlatmaya kalkmasın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31