O günleri hatırladıkça üzülür, kızarım.

Nasıl oldu da böyle oldu, bu oyun tuttu, derim.

Anlamadan bir noktadan girdik, diğer noktadan çıktık.

İki nokta farklıydı oysa.

Bir taraf karanlık iken bizlere, diğer tarafın aydınlık olacağı söyleniyordu.

Biz de inanıyorduk.

Lollo, “Türkiye geliyor, dayanın” diye bağırdığı çarpışma günlerinde bile aydınlığı düşünüyorduk.

Nitekim zifiri karanlıktan aydınlığa çıktığımızda sevinmiştik.

“İyi de oldu”, demiştik.

Daracık tünelden geniş tünele…

Geçtik ya…

İyice bollaştık ya…

Sığamaz olduk hiçbir yere.

Önümüz açıktı.

Kümesi açılmış tavuklar gibi sağa sola dağılmıştık.

Buğday yığını oradaydı.

Paylaşmaya bile gerek görmedik.

Çoktu.

Çektiğimiz zahmetin karşılığıydı buğday.

Sonra…

Ye, ye bitmez.

Lamba söndü, yeni bir karanlık dönemi başladı.

Ve aydınlıkta göremediklerimizi karanlıkta görmeye başladık.

Sanayiciler, işadamları ve herkes açıkladılar…

KKTC’den sonra bittik.

Ne güzeldi oysa öncesi.

Hem güney bizimdi, hem de kuzeydeki düzen.

“Federasyonuz, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin içindeyiz” diye diye AB’ye de girdik, diğer ülkelere de.

Sanayimiz devam ediyordu faaliyete.

Yurtdışındaki işadamlarımız ufak ufak dönmeye başlamışlardı.

Yeni iş yerleri açılıyordu.

Kot pantolon bile üretemeyen Türkiye’ye az mı pantolon ihraç ediyorduk…

Ürünlerimiz kapılardan dönmedi.

Muhtaç olmadık kuzeydeki komşu ülke Türkiye’ye.

En azından bir çıkış yerimiz vardı.

Sonra?

KKTC.

Daraltılmış alan.

Yaşama tutunma savaşı.

Nasıl oldu da böyle oldu, bu oyun tuttu anlamadım…

Kimse anlayamadı.

Her şey geriye doğru çalışmaya başladı.

Güneyden hiç kaçmayacaktık oysa.

Kalacaktık orada.

Bazıları öldüreceklerdi deseler de kalacaktık.

Çünkü 1974 savaşından sonra öldürmek pek de kolay olmayacaktı.

Makarios’çular döndüler geriye, yönetimi tekrar aldılar.

EOKA’cılar sindiler.

Kıbrıs Cumhuriyeti tüm adanın cumhuriyeti olduğunu anladı.

Devam edersem hepsi gider düşüncesi hâkim oldu.

Ve 1974 sonrası Baf’ın çoğu boşaldığında, kalanlara devlet maddi yardımda bulunmaya başladı.

Bu, “kusura bakmayın, biz yanlış yaptık… Sizin de bizim kadar hakkınız var” demekti…

Göremedik.

Kimse göremedi.

Buğday yığınına dalan tavuklar gibi ne geride kalanlara bakmıştık, ne de yığın bittiğinde ne olacağımızı düşünmüştük.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31