Her yıl, her bayram büyüklerden duyardım, “nerde o eski bayramlar” sızlanmalarını..

Kuralı bozmadım. Yaşadığım her bayram bir öncekini özledim..

Annem eski bayramları anlatırdı. Her şey çok güzeldi çok diye başlayan cümlelerle.

Neyin güzel olduğunu anlamazdım. Eskiden olup ta sonradan yok olan neydi ermezdi aklım.

Şimdiki gibi bol paraları yoktu insanların. Dolayısıyla bayramı uzaklarda geçirecek imkanlara sahip değildiler.

Zaten böyle bir istek de yoktu kimsede. Bayram demek ailenin bir araya toplanması demekti, uzaklaşması değil..

Bayram öncesi, bayramı bayram yapan ‘bayramlıklar” alınırdı hepimize.

Fakir- zengin herkes çocuğunu baştan aşağı donatırdı bayramlarda.

Çocuğuna bayramlık alamayan bir baba, acıların en büyüğüyle kavrulurdu, çünkü bir çocuğun yatağının altındaki ayakkabıları düşünerek uykuya dalması çocukluk anılarının en değerlilerindendi.

Onu bilirdi babalar…

Arife günü arife suyuyla yıkanırdı çocuklar. Tertemiz yatağa girerlerdi bayramlıklarını giyecekleri ‘an’ı düşleyerek..

Uyku tutmazdı… Erkenden uyanırlardı. Bayram namazına gidecek babalarından bile daha erken…

Ve yemekler; dolmalar, sini sini baklavalar, tencere tencere etler, pilavlar…

Onun yanı sıra pasta börek…

Çünkü açık kapının bir geleni olurdu. Kimin ne saat kapıyı çalacağı belli olmadığından saatlere göre ikram menüsü sunma zorunluluğu vardı.

Yemek vakti gelene yemek, yemekten iki saat sonra gelene pasta börek, yemeğini henüz yemişlere ise tatlı ikramı yapılırdı.

İçeceklerde bu zamanlamadan nasibini alırdı. Eğer hemen kalkacak bir misafirse kahve, uzun oturacak yakınlıktaysa çay ikram edilirdi.

Ataerkildik biz… İlk gün erkeğin anne-babasına gidilirdi. Babaannelere yani…

Adet öyleydi, kimse bozmazdı.

İkinci gün anneannelerindi. Tüm gün oturulur, yenir içilir, bayram edilirdi.

Harçlıklar; bayramın en sevdiğimiz kısmıydı belki de.. Harçlıklarımızı sayardık her saat başı…

Ninelerin rayiçleri hiç değişmezdi. Gülerdik onların verdiği paralara…

****

Ne olduysa oldu, tılsım bozuldu…

Medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar bayramlarımızı aldı bizden. Sosyal hayatımıza çomak soktu, ananelerimizi bitirdi.

Alışveriş kolaylığına ve tüket-at çılgınlığına kapılmış her insan gibi alışveriş için bayramı bekleyemedik. Çocuklarımız sabırsızlanmadı, yatak altındaki ayakkabılarını giymek için. Dolayısıyla bayramlık sevinçlerimiz kayboldu. Yüksek bayram harçlıkları bile yerine getiremedi sırra kadem basan bayram coşkusunu…

Ve bayramlar tatil vesilesi oldu.’Her şey dahil” göz boyamaları, ev kadınlarına “niçin oturup gelene gidene hizmet edeyim, gideyim bana hizmet etsinler” dedirtti.

Sözün özü, bayramlar eski tadında değil…

Bayramlar mı coşkusunu kaybetti, yoksa yürekler bayram modunda değil bilmiyorum tek bildiğim, yıllar sonra da bugünkü bayramı arayacağımız…

İyi bayramlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31