Bir 14 Mart Tıp Bayramı daha kapıda… Önümüzdeki hafta kutlanmaya başlanacak.

   Çözümlenmemiş nice sağlık sorunuyla çalkalanan bir ülkedeyiz… Ve Tıp Bayramı yine işte böyle bir ülkede kutlanacak…

   Sağlık, bu çözümlenmeyen sorunlar yüzünden medyamızın demirbaş konusu durumundadır... Yaz yaz bitmez… Hiç de mutlu şeyler değildir yazılanlar.

   Olayın ironik yönü şu ki, sağlık sorunlarının böylesine can yakıcı olduğu bir ülkede tıbbın bu geleneksel gününde bayram yapılmaz, ancak yas tutulur…

   Her Tıp Bayramı’nda ortaya konulan görüşlerden bu can yakıcı sorunların nedenlerinin de, çözümlerinin de çok iyi bilindiğini her yıl görmekteyiz…

   Ama biz öylesine nev-i şahsına münhasır bir toplumun bireyleriyiz ki, bilincinde olduğumuz sorunlarımızın çok iyi bilinen çözümlerini bir türlü uygulamaya koyamayız… 

     *      *      *

   Örneğin bu Tıp Bayramı’nda da gündeme getirilip konuşulacak konulardan biri yine genel sağlık sigortası olacaktır.

   Tüm diğer çağdaş ülkeler gibi, bizim ülkemiz için de genel sağlık sigortasının ne denli gerekli olduğu vurgulanacak ve bu sigortanın devreye girmesi sayesinde dar boğazların aşılacağı, sistemsizliğin de sisteme dönüşerek sağlıkta çağın nasıl yakalanacağı enfes örneklerle anlatılacak…

   Ayinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz!.. 

   Madem ki gereğine inanıyoruz ve madem ki genel sağlık sigortasının var olan örmekleri sayesinde nasıl uygulanacağını biliyoruz, neden öyleyse bir an önce harekete geçmiyoruz?.. Neden keşfedilen Amerika’yı yeni baştan keşfetme devinimlerinin gülünçlüğüne saplanıyoruz?..

   Yetkililer genel sağlık sigortası uygulamasını gerçekleştirebilmek için radikal kararlar almak gerektiğini söylüyorlar.

   Neden “radikal” niteliği kazanıyor o kararlar?.. Genel sağlık sigortasının yürürlüğe girmesi kimilerinin kazancına halel mi getirecek?..  Bu mudur radikal olan?..

   Kaygı buysa eğer, pek de erdemli bir düşünce tarzıyla karşı karşıya değiliz…

   Birilerinin kazancına halel gelmesin diye bütün bir toplum ve o toplumun gelecek nesilleri sağlıkta risk altında tutulamaz… 

     *      *      *

   Bir süre önce Sağlık Bakanlığı yetkilileri devletin sağlık hizmetlerinden sembolik ücretler alınması halinde bile ayda 50 bin TL toplanabileceğini açıkladılar…

   Bu tespitin bize ilham vermesi gerekir…

   Düşünün sadece hastanelerden geçenlerimizden toplanan küçük paralarla böyle bir birikim oluşabiliyorsa çalışanların ve geliri olanların aylık kazancından kesilecek minicik bir sağlık sigortası primi kısa sürede nasıl bir kaynak oluşturur…

   En azından 60 bin çalışanı ve emeklisi yok mu ülkenin?..  Her birinden 5 TL prim kesilse ayda 300 bin TL eder…  300 bini 12’yle çarpınız bakalım bir yılda oluşacak kaynağın tutarı ne olur!..

   Yani diyeceğim o ki, milyarlık bir kaynakla genel sağlık sigortasının güçlü temeli atılır… Böylesi bir projeye Türkiye’den ve hatta AB’den de destek almamız mümkündür. 

     *       *       *

   Genel sağlık sigortasının gerçekleşmesi adına mücadele vermesi gereken kurumların başında özel hastaneler ve klinikler gelir. Çünkü devletin ülkemizdeki özel sağlık kurumlarından almaya başladığı hizmetlerin boyutu da, borcu da giderek büyümektedir. 

   Türkiye’deki ve İngiltere’deki sağlık kurumlarına takılan borçlar, şimdi de yerel kurumlarımıza takılmaya başlandı. Aynı filmi yaşamaya gücü var mı bizim naif kurumlarımızın? Kesinlikle yoktur…

   Öyleyse tek çare, genel sağlık sigortasının güvenilir çatısı altında umut bağladığımız özel sağlık kurumlarımızı da güvence altına almaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5